MİLLİ BİRLİK HAREKETİ

Korku ve baskıyla gündem saptırılarak ülkemizin gerçek sorunlarının gözardı edilmesine gözyummadan milli birlik ve beraberlik içinde vatanına, milletine, dini ve milli değerlerine, cumhuriyetine korkmadan sahip çıkmak isteyen onurlu TÜRK insanının sesidir
 
AnasayfaKapıTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 TÜRKİYE TARIM ÜRÜNLERİ RAPORU-SÜT ÜRÜNLERİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
serdar33
forum assubayı
forum assubayı


Mesaj Sayısı : 199
Kayıt tarihi : 13/02/09

MesajKonu: TÜRKİYE TARIM ÜRÜNLERİ RAPORU-SÜT ÜRÜNLERİ   C.tesi Şub. 14, 2009 1:27 am

ÖNSÖZ
Bilindiği üzere 2007 yılı, sel, kuraklık,yemlik hububatların biyo-yakıta kayması, süt ürünleri
stoklarının yetersizliği, artan talebi üretimin karşılayamaması gibi çeşitli nedenlerle dünyada
yem hammadde ve süt fiyatlarının olağan üstü arttığı bir dönem olmuştur. Bu artışlar ülke içi
fiyatlara da yansımış, bir çok ülkede fiyatlar ciddi oranda artmıştır.
Ülkemizde de yüksek sıcaklıklara bağlı gerek bitkisel üretimde gerekse süt üretiminde
düşüşler yaşanmış, talepte artış olmuş, dünya fiyatlarında yaşanan artışlara birde bu
olumsuzluklar etkilenince gerek yem gerekse süt fiyatları yükselmiştir. Yem fiyatlarının çiğ
süt fiyatlarından daha fazla yükselmesi sanıldığı gibi üreticiye pek bir kazanç sağlamamıştır.
Fiyat yükselmelerinde hedef daima çiğ süt fiyatları olarak gösterilmiş, talebi daraltıcı etki
yapan toptan ve perakende fiyat artışları hiç gündeme getirilmemiştir.
2007 yılı ülkemizde ayrıca gündeme damgasını vuran birçok konunun tartışıldığı bir yıl
olmuştur.
Büyük ölçekli işletmelerin kurulması, damızlık hayvan ithalatını gündeme getirmiş, bu konu
uzun süre tartışılmış, üreticiler ve bazı akademisyenler BSE riski nedeniyle AB ve ABD’den
ithalata karşı çıkmış, bütün bu karşı çıkmalara rağmen 2007 Mayıs ayı OIE toplantısında
alınan karar sonrası AB’den olmasa bile ABD’den damızlık hayvan ithalatına izin çıkmış ve
bu ülkeden hayvan ithal edilmiştir.
Hayvan ithalatı ile birlikte Bakanlık tarafından Süt sığırcılığında sözleşmeli üretim gündeme
getirilmiş, üreticilerin karşı çıkışları, bu çalışmaların şimdilik askıya alınmasına neden
olmuştur.
Hayvancılık desteklerini tümüyle değiştirme çalışmaları başlamış, üretime verilen desteğin
hayvan başına desteğe dönüştürülmesine karar verilmiştir.
Her zaman sütte fiyat düşüşleri sonucu yaşanan krizlerde gündeme gelen Süt Konseyi, ilk defa
Tarım Kanunu çerçevesinde ürün konseylerinin kurulmaya başlamasıyla gündeme gelmiş,
yönetmelik çalışmaları başlamış, tam mutabakata varılacakken sanayici örgütünün kırmızı
noktalarımız dediği 2-3 önemli hususta çalışmalar tıkanıp kalmıştır.
Gerek dünyada gerekse ülkemizde yaşanan bütün bu gelişmelere rağmen sektörde, üretimden
başlayarak tüketimin son halkasına kadar ciddi denilebilecek sorunlar hala geçerliliğini
korumaktadır.
Birim hayvandan elde edilen süt verimleri gelişmiş ülkelerin hala yarısı kadardır. İşletmeler
çok sayıda ve dağınık bir yapıdadır. İşletme başına düşen hayvan sayısı çok düşüktür,
dolayısıyla bir çoğu pazara dönük ekonomik üretim yapamamakta, kaliteli sütün
üretilmesinde sıkıntılar yaşanmaktadır.
Kaliteli kaba yem üretimi verilen bunca desteklere rağmen toplam ekilebilir alan içerisinde
%3’lerden sadece %7’ler seviyesine çıkarılabilmiştir yani, hala hayvanların ihtiyaçlarını
karşılayacak yeterlilikte değildir.
7
İnsan sağlığını tehdit eden bir çok hayvan hastalığı hala mevcut olup, bu hastalıkların verim
ve hayvan kayıpları gibi ekonomik etkileri halen devam etmektedir. Hayvan hastalıkları ile
mücadeleye yeterli kaynak aktarılmamakta, bu da etkin bir mücadeleyi engellemektedir.
Üreticilere hizmet götüren bir çok örgüt mevcut olmasına rağmen bunların yeterli ekonomik
güce sahip olmaması, üreticileri fiyatların oluşmasında etkisiz kalmakta, sütün
pazarlanmasında hala sıkıntılar yaşanmaktadır.
Üretici örgütlerinin yetki karmaşası yaşanan birçok sorunun çözümünü zorlaştırmakta, bu
konuda yetki hatlarını belirgin olarak ortaya koyacak yasal düzenlemelerin yapılmasını
zorunlu kılmaktadır.
Çiğ sütün yaklaşık %50’si sanayiye aktarılmakta, bunun da büyük bir kısmını ilkel şartlarda
üretim yapan işletmeler işlemektedir. Sütün bir çok küçük ölçekli ve dağınık işletmeden
toplanması sanayicilerin maliyetlerini artırmakta, bu da tüketici fiyatlarına yansımaktadır,
dolayısıyla oluşan fiyatlar gelir seviyesi düşük tüketicilerin alım gücünü zorlamaktadır.
Tüketici fiyat yükselişlerini direkt olarak etkileyen büyük ölçekli perakende satış yerlerinin
sayısı her geçen gün artmaktadır. Sanayici ile bu aktörlerin son ürünlerde yaptıkları fiyat
artışları, alım gücü düşük olan kesimlerde talebi daraltmakta, bu da çiğ süt satan üreticilerin
fiyatlarının düşürülmesin ve mağdur olmalarına neden olmaktadır.
Devletin gelişmiş ülkelerdeki gibi müdahale alımı, depolama yardımı, gibi piyasayı
düzenlemeye yönelik doğrudan bir müdahalesi söz konusu değildir, bütçeden ayrılan
kaynaklar daha çok sütün üretim ayağında yaşanan alt yapı sorunlarını çözmeye ve
maliyetleri düşürmeye yönelik amaçlar için kullanılmaktadır. Piyasa düzeninin olmaması
üreticinin önünü görerek üretim yapmasını engellemekte, yatırım kabiliyetini
sınırlandırmaktadır.
Süt ve süt ürünleri tüketim düzeyi bir çok ülkeden düşüktür. AB ve gelişmiş birçok ülkede yasa
ile garanti altına alınan talep artırıcı önlemleri içeren politika araçlarının (okul sütü vb.)
kullanılmaması, talep artırılmadan ileriye dönük üretimin artırılması düşüncelerini etkisiz
kılmaktadır.
Bu rapor ,dünyada yaşanan gelişmeler ışığında ülkemiz süt sektörünün mevcut durumunu
ortaya koymak ve ileriye yönelik yapılacak çalışmalarda politika yapıcılara katkı sağlamak
amacıyla hazırlanmıştır.
8
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
1. Son İki Yılda Dünya Süt Sektöründe Ne Oldu?
¡ Yem Hammadde Fiyatları Arttı
¡ Süt Fiyatları Yükseldi
¡ Fiyat artışları birçok ülkede çiğ süt fiyatlarını artırdı
2. Dünya Süt Ürünleri Fiyatları Nasıl Seyretti?
Dünya fiyatlarına bakıldığında özellikle 2007 yılının başından itibaren bir artış trendine
girildiği, sezona 2900 $/ton ile başlayan yağsız süttozunun temmuzda en yüksek seviye olan
5150 $/tona kadar çıktığı, aralık ayında ise 4400 $/tona indiği, sezona 2850 $/tonla başlayan
cheddar peynirin yıl sonunda 5500 $/tona kadar yükseldiği, yağlı süttozunun 2850 $/tondan
4800 $/tona, tereyağın ise 1938 $/tondan 4050 $/tona kadar çıktığı görülmektedir.
Grafik 1. Dünya Süt Ürünleri Aylık Fiyatları
Kaynak: http://www.fao.org/es/esc/prices/PricesServlet.jsp?lang=en&ccode=, (Oceania, indicative export prices
f.o.b.) verilerinden düzenlenmiştir.
2.1. Dünya süt ürünlerinde son yılların en büyük fiyat artışı 2007 yılında
gerçekleşti
Dünya süt ürünleri fiyatlarının son 7 yılı değerlendirildiğinde 2007 yılı kadar hiçbir yılda bu
kadar ciddi bir artışın olmadığı gözükmektedir. Öyle ki, ilgili yılda en yüksek artış %93,45
ile Yağsız süttozunda gerçekleşmiş, bunu %90,80 ile yağlı süttozu, %66,84 ile tereyağ ve
%51,27 ile de Cheddar peyniri izlemiştir.
Dünya Süt Ürünleri Fiyat Değişimleri
1,950
4,050
1,938
2,163
2,900
5,150
4,400
2,175 2,850
4,800
2,750
2,850
5,500
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
serdar33
forum assubayı
forum assubayı


Mesaj Sayısı : 199
Kayıt tarihi : 13/02/09

MesajKonu: Geri: TÜRKİYE TARIM ÜRÜNLERİ RAPORU-SÜT ÜRÜNLERİ   C.tesi Şub. 14, 2009 1:28 am

1. Son İki Yılda Dünya Süt Sektöründe Ne Oldu?
¡ Yem Hammadde Fiyatları Arttı
¡ Süt Fiyatları Yükseldi
¡ Fiyat artışları birçok ülkede çiğ süt fiyatlarını artırdı
2. Dünya Süt Ürünleri Fiyatları Nasıl Seyretti?
Dünya fiyatlarına bakıldığında özellikle 2007 yılının başından itibaren bir artış trendine
girildiği, sezona 2900 $/ton ile başlayan yağsız süttozunun temmuzda en yüksek seviye olan
5150 $/tona kadar çıktığı, aralık ayında ise 4400 $/tona indiği, sezona 2850 $/tonla başlayan
cheddar peynirin yıl sonunda 5500 $/tona kadar yükseldiği, yağlı süttozunun 2850 $/tondan
4800 $/tona, tereyağın ise 1938 $/tondan 4050 $/tona kadar çıktığı görülmektedir.
Grafik 1. Dünya Süt Ürünleri Aylık Fiyatları
Kaynak: http://www.fao.org/es/esc/prices/PricesServlet.jsp?lang=en&ccode=, (Oceania, indicative export prices
f.o.b.) verilerinden düzenlenmiştir.
2.1. Dünya süt ürünlerinde son yılların en büyük fiyat artışı 2007 yılında
gerçekleşti
Dünya süt ürünleri fiyatlarının son 7 yılı değerlendirildiğinde 2007 yılı kadar hiçbir yılda bu
kadar ciddi bir artışın olmadığı gözükmektedir. Öyle ki, ilgili yılda en yüksek artış %93,45
ile Yağsız süttozunda gerçekleşmiş, bunu %90,80 ile yağlı süttozu, %66,84 ile tereyağ ve
%51,27 ile de Cheddar peyniri izlemiştir.
Dünya Süt Ürünleri Fiyat Değişimleri
1,950
4,050
1,938
2,163
2,900
5,150
4,400
2,175 2,850
4,800
2,750
2,850
5,500
0
1,000
2,000
3,000
4,000
5,000
6,000
Jan-06
Feb-06
Mar-06
Apr-06
May-06
Jun-06
Jul-06
Aug-06
Sep-06
Oct-06
Nov-06
Dec-06
Jan-07
Feb-07
Mar-07
Apr-07
May-07
Jun-07
Jul-07
Aug-07
Sep-07
Oct-07
Nov-07
Dec-07
Fiyat ($/Ton)
Tereyağ Yağsız Süttozu Yağlı Süttozu Cheddar Peynir
9
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
Grafik 2. Dünya Süt Ürünleri Yıllık Fiyat Değişimleri
Kaynak: http://www.fao.org/es/esc/prices/PricesServlet.jsp?lang=en&ccode=, (Oceania, indicative export prices
f.o.b.) verilerinden düzenlenmiştir.
3. Dünya yem hammadde fiyatları 2006-2007 yılları arasında ciddi oranda
yükseldi
Son iki yılda yem hammadde fiyatlarında da ciddi artışlar olmuştur. 2006 yılının ilk aylarında
başlayan artışlar 2007 yılının başlarında güçlü bir şekilde yükseliş trendini devam ettirmiş, yıl
sonunda pik noktaya ulaşmıştır.
Grafik 3. Aylık Dünya Yem Hammadde Fiyatları
Kaynak: Yem sanayicileri Birliği,2008 verilerinden düzenlenmiştir.
Dünya Yem Hammadde Fiyatları
310
260
136 198
351
387
140 220
494
250 285
110
145 155
95
105
180
206
0
100
200
300
400
500
600
Jan-06
Feb-06
Mar-06
Apr-06
May-06
Jun-06
Jul-06
Aug-06
Sep-06
Oct-06
Nov-06
Dec-06
Jan-07
Feb-07
Mar-07
Apr-07
May-07
Jun-07
Jul-07
Aug-07
Sep-07
Oct-07
Nov-07
Dec-07
Fiyat ($/Ton)
Arpa Buğday Soya ATK Kepek Mısır
Dünya Süt Ürünleri Yıllık Fiyat Değişimleri
66.84
51.27
93.45
90.80
-40.00
-20.00
0.00
20.00
40.00
60.00
80.00
100.00
2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008
Değişim (%)
Tereyağ Cedar Peynir Yağsız Süttozu Yağlı Süttozu
10
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
Dünya’da birçok yem hammaddesi biyo-yakıt üretiminde kullanılmaya başlamış, ülkeler her
geçen gün üretimlerini artırmaya başlamışlardır. Uluslar arası araştırma kuruluşları tarafından
yapılan projeksiyonlarda bu trendin ilerleyen dönemlerde artarak devam edeceği
görülmektedir.
Dünya’da kullanılan en önemli biyo-yakıt ürünleri biodizel ve bioethanoldür. Ülkeler
biodizeli; mısır, şekerpancarı, şekerkamışı, buğday, arpa gibi tarımsal ürünlerden elde
ederken, bioethanolü; kanola, soya fasulyesi, ayçiçeği, palm yağı ve aspir gibi yağlı
tohumlardan elde etmektedirler.
Bio-yakıtın dünyadaki en önemli üreticileri; ABD (mısır, soya, kanola kullanmakta), Brezilya
(şekerkamışını kullanmakta), Avrupa Birliği (buğday, arpa, mısır, çavdar, kanola, soya,
ayçiçeği kullanmakta), Çin (mısır kullanmakta), Hindistan (şekerkamışı kullanmakta) dır.
4. Ülkelerde Çiğ Süt Fiyatları Nasıl Seyretti?
Gerek yem hammadde gerekse dünya süt ürünleri fiyatlarında yaşanan fiyat yükselmeleri
ülkelerin iç pazar çiğ süt fiyatlarını da tetiklemiştir. Aşağıdaki grafikte görüldüğü gibi 2007
yılının başından itibaren birçok ülkede fiyatlar tırmanışa geçmiştir.
2007 Ocak ayında en yüksek fiyatın AB-15’e ait olduğu bunu sırasıyla AB-10, ABD, Türkiye
ve Yeni Zelanda’nın izlediği, bu sıralamanın aralık sonu itibariyle değiştiği, ülkemizin AB-10
ve ABD’yi geride bırakarak 2. sıraya yerleştiği görülmektedir.
Ocak-Aralık 2007 döneminde 100 kg çiğ süt fiyatı sırasıyla Türkiye’de 11,92 Avro, Yeni
Zelanda’da 10,85 Avro, AB-15’de 10,58 Avro, ABD’de 7,95 Avro, AB-10 ülkelerinde ise
7,04 Avro artmıştır.
Grafik 4. Bazı Ülkelerde Çiğ Süt Fiyatlarının Seyri
Kaynak: Türkiye Fiyatları DSYMB çiğ süt fiyatlarının Merkez Bankası Aylık Avro Kuruna çevrilmesiyle
hesaplanmıştır. Diğer ülke fiyatları http://www.mdcdatum.org.uk/backdata/EUMilkPrices.xls çiftlik çıkış
fiyatlarıdır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
serdar33
forum assubayı
forum assubayı


Mesaj Sayısı : 199
Kayıt tarihi : 13/02/09

MesajKonu: Geri: TÜRKİYE TARIM ÜRÜNLERİ RAPORU-SÜT ÜRÜNLERİ   C.tesi Şub. 14, 2009 1:29 am

11
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
5. Dünya’da Süt Ürünlerinin Fiyatları Neden Bu Kadar Arttı?
¡ Artan ithalat talepleri ve ihracatçıların düşük üretimi sonucu küresel stoklar
tükenmeye başlamıştır.
¡ Dünya ihracatında lider olan 5 ülke, dünya süt üretiminin %40’ını üretirken, dünya
ihracatının da %80’ini gerçekleştirmektedirler. Özellikle ihracatçı bu ülkelerin süt
üretiminde düşüşler olmuştur
¡ Yem üretiminde kullanılan hububatların bioyakıt üretimine yönlendirilmesi yem
hammadde fiyatlarını yükseltmiştir.
¡ Avustralya’da son yüzyılın en büyük kuraklığının yaşanmış, süt üretimi %10 düşmüş,
Ocak-Haziran 2007 arasında da ihracat hacmi %12 azalmıştır.
¡ Latin Amerika ülkeleri (özellikle Arjantin ve Uruguay) 2007 Mart ayından itibaren
birçok selle karşılaşmış, çayırların sel baskınları yüzünden durumu bozulmuş,
Neticede bölgenin en önemli ihracatçılarından olan bu ülkelerde yaşanan bu doğal
felaket nedeniyle üretim bakımından Uruguay’da %3’lük, Arjantin’de ise %7’lik
düşüşler olmuştur.
¡ Arjantin ile Hindistan hükümetlerinin, Avustralya’da görülen kuraklık ve Arjantin ve
Uruguay’da görülen seller nedeniyle iç pazar fiyatları enflasyonunu önlemek (iç pazar
fiyatlarını düşürmek) amacıyla 2007’nin başlarında Yağsız süttozuna yüksek ihracat
vergileri yüklemiş ve ihracatı yasaklamışlardır.
¡ Avrupa’da 2007’nin 3. çeyreğinde yüksek yem fiyatları ve sıcak havaya bağlı olarak
kötüleşen (zayıflayan) otlaklar Avrupa Birliği’nin süt üretiminin düşmesine neden
olmuş, bu olumsuzlukları dengeleyecek yeterli stokların olmaması fiyatların daha önce
belirlenen fiyatların üzerine çıkmasına neden olmuştur.
¡ Küresel süt üretiminin 2007’de 678 milyon ton dolaylarında olduğu tahmin
edilmektedir. Bu geçen yılın %2,3 üzerinde bir üretim rakamı olmasına rağmen,
hedeflenenin altında bir üretim olmuştur. (Rabobank;2007, FAO;2007.)
6. Avrupa Birliği Süt Ürünleri Stokları ve Dünya İhracatı Payındaki
Değişim
Avrupa Birliği özellikle 2003 yılından itibaren müdahale alımlarını azaltıp, stokları
düşürmeye, ihracat iadesini de azaltıp zamanla sıfırlamaya karar vermiş, böylece ihracat
desteksiz ihracat yapılmasını sağlamaya çalışmıştır. Fakat, dünya pazarlarındaki payını Yeni
Zelanda’ya kaptırmaktadır. Çünkü, ihracat desteği olmadan bu ülkenin fiyatları ile rekabet
edememektedir.
Aşağıdaki grafikler incelendiğinde; 2003 yılından itibaren stokların azalmaya başladığı
zamanla da sıfırlandığı, dünya pazarlarından aldığı payın da, %50’lerden %40’ların altına,
bazı ürünlerde ise %10’ların altına kadar düştüğü görülmektedir.
12
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
Grafik 5. AB Süt Ürünleri Stokları ve Dünya İhracatından aldığı Pay
Kaynak: http://www.fao.org/docrep/010/ah864e/ah864e10.htm#32,2008.
7. AB Süt Ürünleri İhracat Geri Ödemelerinin Seyri
Avrupa Birliği yukarıda da bahsedildiği gibi 2003 sonlarından itibaren süt ürünlerinde ihracat
iadesi desteğini azaltmaya başlamıştır. Aşağıdaki grafikte görüleceği gibi, Haziran 2006
döneminde Yağsız süttozu, Aralık 2006’da Yağlı Süttozu, Ocak 2007’de ise Tereyağ ve
Cheddar peynirde ihracat iadeleri sıfırlanmıştır.
Grafik 6. AB İhracat İadelerinin Değişimi
Kaynak: http://www.mdcdatum.org.uk/backdata/ExportRefunds.xls,erişim:2008.
13
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
8. Türkiye’de süt fiyatları artış nedenleriyle ilgili öne çıkan görüşler
¡ 25 derecenin üzerine çıkan sıcaklıklar hayvanları strese soktu, süt veriminde düşüş
yaşandı.
¡ Kuraklığa bağlı yem üretimindeki düşüşler nedeniyle üretici hayvanına verdiği yemi
kıstı, süt üretiminde düşüş yaşandı.
¡ Dünya süttozu fiyatları artınca dışarıdan süttozu getiremeyen firmalar iç piyasaya
yöneldi.
¡ Süt tüketimi arttı.
¡ Aşırı sıcaklar nedeniyle dondurmaya olan talep %20 oranında arttı.
Yukarıda dile getirilen görüşler sektörün içerisinde olan kesimler tarafından kamuoyuyla
paylaşılan ve sektörde yaşananları anlamamıza yardımcı olan görüşlerdir. Fakat kritik bu
dönemde ülke genelinde yapılmış ne bilimsel bir değerlendirmeye (araştırma kuruluşları veya
üniversitelerden), ne de yetkililerden geniş kapsamlı bir açıklamaya rastlanmamıştır.
9. Kuraklık Ülkemizde Bitkisel Üretimi Nasıl Etkiledi?
Yukarıda da bahsedildiği gibi 2007 yılında ülkemizde yaşanan kuraklık, birçok tarımsal
üretimde rekolte düşüşlerine neden olmuştur. TUİK 3. tahminlerine dayanarak hazırlanan
aşağıdaki tablo incelendiğinde; 2007 yılında bir önceki yıla göre buğdayda %13,9 arpada
%22,5 Mısırda %7,2 Sorgumda %49,3 Fiğde %48,4 yağlık ayçiçeğinde ise %23,8’lik bir
azalma yaşanmıştır.
Aynı yıl içerisinde özellikle hayvancılığın yoğun olduğu Ege Bölgesinde yer altı su
kaynaklarında yaşanan azalma, ikinci ürün silajlık mısır ekiminin yasaklanmasına neden
olmuştur. Bölgedeki sulama birlikleri, ikinci ürün eken üreticilere para cezaları vereceğini
belirtmiş, buna rağmen verilecek cezayı ödeme pahasına ekim yapan üreticiler de olmuştur.
Tabii ki bu durum süt üretimine de olumsuz yansımış, üretimde azalmalar yaşanmıştır.
Tablo 1. Ülkemizde Bazı Bitkisel Ürünlerin Üretimi (Ton) ve Yıllık Değişimleri (%)
2005 2006 2007 2006/2005
(%)
2007/2006
(%)
Buğday 21.500.000 20.010.000 17.234.000 -6,9 -13,9
Arpa 8.600.000 8.600.000 6.666.040 0,0 -22,5
Mısır 4.200.000 3.811.000 3.535.000 -9,3 -7,2
Sorgum 200 229 116 14,5 -49,3
Fiğ 132.000 175.522 90.568 33,0 -48,4
Ayçiçeği
(yağlık)
865.000 1.010.000 770.000 16,8 -23,8
Kaynak: TÜİK ürün değerlendirme grubu toplantıları, 2005-2006-2007 Üçüncü Tahminler.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
serdar33
forum assubayı
forum assubayı


Mesaj Sayısı : 199
Kayıt tarihi : 13/02/09

MesajKonu: Geri: TÜRKİYE TARIM ÜRÜNLERİ RAPORU-SÜT ÜRÜNLERİ   C.tesi Şub. 14, 2009 1:30 am

10. Yurtiçi Yem Fiyatları Nasıl Seyretti?
2007 yılında yaşanan kuraklık ve dünya fiyatlarındaki yüksek fiyat artışları ülkemizde yem
hammadde ve fabrika yemi fiyatlarının da tırmanışa geçmesine neden olmuştur.
Aşağıdaki grafik incelendiğinde özellikle 2007’nin başlarında tırmanışa geçen fiyatların yıl
sonunda 1-1,5 katı civarında arttığı görülmektedir.
Aralık 2006’da 365 YTL/ton olan süt yemi 2007 yılı sonunda 540 YTL/tona ulaşmış, aynı
dönemde Arpa 343 YTL/tondan 500 YTL/tona, kepek 210 YTL/tondan 370 YTL/tona,
ayçiçeği tohumu küspesi ise 170 YTL/tondan 330 YTL/tona kadar yükselmiştir.
Yani; Aralık 2006-Aralık 2007 döneminde, Arpa %46, Kepek %76, Ayçiçeği tohumu küspesi
%94, süt yemi ise %48 artmışken, çiğ sütte yaşanan artış 43 ile yem fiyatlarının gerisinde
kalmıştır.
Yem fiyatlarının çiğ süt fiyatlarından daha fazla yükselmesi nedeniyle bazılarının
söylediğinin aksine, üreticilerimiz bu durumdan kazanç sağlamamıştır.
Grafik 7. Türkiye Yurtiçi Yem Fiyatları
Kaynak: Yem Sanayicileri Birliği,2008
11. Yurtiçi Süt ve Yem Fiyatları Nasıl Bir Seyir İzledi?
Ülkemizde süt-yem fiyatları, üreticilerin alım gücünü belirleme açısından önemli bir kriter
olarak değerlendirilmektedir. Aşağıdaki grafik incelendiğinde; özellikle Temmuz 2006
tarihinden itibaren süt yemi fiyatlarının süt fiyatlarının üzerine çıktığı, 2007 Ekim tarihinde
ise süt fiyatlarının yem fiyatlarını geçtiği görülmektedir. Yani; Temmuz 2006-Ekim 2007
dönemlerinde üretici sattığı 1kg sütle 1 kg yem bile alamamıştır.
Yem Yurtiçi Fiyat Değişimleri
300
500
260
220
370
200
200
120
330
540
390
305
0
100
200
300
400
500
600
Jan-06
Feb-06
Mar-06
Apr-06
May-06
Jun-06
Jul-06
Aug-06
Sep-06
Oct-06
Nov-06
Dec-06
Jan-07
Feb-07
Mar-07
Apr-07
May-07
Jun-07
Jul-07
Aug-07
Sep-07
Oct-07
Nov-07
Dec-07
Fiyat (YTL/Ton)
Arpa Kepek ATK Süt Yemi
15
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
Grafik 8. Türkiye Süt ve Yem Fiyat Değişimleri
Kaynak: Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği, 2008 verilerinden düzenlenmiştir.
12. Yurtiçi Damızlık Hayvan Fiyatları Nasıl Seyretti?
Bazı kesimlerin dile getirdiği gibi süt fiyatlarının artışı, üreticilerin kazancına neden olsaydı,
bu durumda süt hayvancılığının karlı bir üretim dalı olduğunu görenlerin işletme ölçeklerini
büyütmesi, yeni yatırımcıların da bu alana yatırım yapmasına neden olurdu. Doğal olarak bu
durumda damızlık hayvan fiyatlarının da talebe bağlı olarak ciddi bir artış göstermesi
gerekirdi.
Damızlık hayvan fiyatlarının yıllar itibariyle seyrine bakıldığında; Tarım ve Köyişleri
Bakanlığı’nın hayata geçirdiği “Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesi” nin başladığı dönem
olan 2003 yılında fiyatların ciddi bir artış gösterdiği, bu yıldan sonra artış oranlarının sürekli
azaldığı, süt fiyatlarının ciddi olarak arttığı dönem olan 2007 yılında ise, damızlık belgeli
hayvanda %10,5 saf ırk hayvanda ise % 3,8 gibi düşük bir artışın olduğu görülmektedir.
Burada dikkat çeken diğer bir husus ise; son iki yılda “talep ediyoruz hayvan bulamıyoruz,
talebi karşılayacak hayvan yok” diye sürekli şikayette bulunanlara rağmen neden süt hayvanı
fiyatlarının ciddi bir artış göstermediğidir.
Bütün bu durumlar aslında sektörün üretici açısından durumu hakkında bizlere bazı fikirler
vermektedir. Süt hayvancılığında üretici, öncelikle sütten daha sonra da sattığı hayvandan
kazandığı parayla geçimini sağlamaktadır. Hayvan fiyatlarının bütün talepte artış var
söylemlerine rağmen düşük seyretmesi, süt fiyatlarının ise uzun bir süre yem fiyatlarının
gerisinde bir seyir izlemesi, üretici açısından işlerin hiç de iyi gitmediğinin önemli
göstergelerindendir.
Türkiye Süt ve Yem Fiyat Değişimleri
0.607
0.400 0.432
0.378
0.452
0.567
0.341
0.299
0.291
0.086
0.127
0.085
0.000
0.100
0.200
0.300
0.400
0.500
0.600
0.700
Jan-06
Feb-06
Mar-06
Apr-06
May-06
Jun-06
Jul-06
Aug-06
Sep-06
Oct-06
Nov-06
Dec-06
Jan-07
Feb-07
Mar-07
Apr-07
May-07
Jun-07
Jul-07
Aug-07
Sep-07
Oct-07
Nov-07
Dec-07
Fiyatlar (YTL/kg)
Süt Süt Yemi Yonca Mısır Silajı
16
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
Grafik 9. Türkiye Yıllık Yurtiçi Damızlık Hayvan Fiyatları
Kaynak: Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği verilerinden hazırlanmıştır.
13. Türkiye süt ve süt ürünleri yıllık fiyat değişimleri nasıl oldu?
Çiğ süt fiyatlarının sürekli arttığından ve bunun uzun süre böyle gitmesinin herkese zarar
vereceğinden şikayet eden sanayiciler nedense hiç kendi satış fiyatları ve tüketiciye ulaşan
perakende satış fiyatlarından bahsetmemektedirler. Aşağıdaki tablo üretici, Toptan (firma
satışı) ve perakende (market vb. satış yerleri) fiyatlarının yıllık değişimlerini ortaya koymak
ve değişimleri kıyaslamak amacıyla hazırlanmıştır.
Perakende -çiğ süt fiyatlarındaki artış kıyaslandığında, 2002 yılı hariç hiçbir dönemde çiğ süt
fiyat artışlarının perakende süt ve süt ürünleri fiyat artış oranlarının üzerine çıkmadığı
görülmektedir. Toptan -çiğ süt fiyat artış kıyaslandığında ise, 2002 ve 2006 yılları hariç hiçbir
dönemde çiğ süt fiyat artışlarının toptan fiyat artışlarını geçmediği görülmektedir. Özellikle
çiğ süt fiyat artışının tepkiyle karşılandığı 2007 yılında çiğ süt fiyat artışlarının, ne toptan
fiyatlardan ne de perakende fiyatlardan daha fazla artmadığı görülmektedir.
2007 yılında fiyat artışlarına bakıldığında, toptan fiyatların perakende fiyatlara göre daha
fazla arttığı görülmektedir. Özellikle süt sanayicileri halkımızın en çok tükettiği süt ürünü
olan peynir fiyatlarında %32,9 artış yapmışken, perakende satış yerleri %90 civarında artış
yapmışlardır.
Türkiye Damızlık Hayvan Fiyatları
1.4
81.4
18.6
28.2
25.9
-5.5
4.6
10.5
82.5
10.6 17.9
1.7 3.8
34.2
0
500
1000
1500
2000
2500
3000
3500
2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007
Fiyatlar (YTL/Baş)
-10.0
0.0
10.0
20.0
30.0
40.0
50.0
60.0
70.0
80.0
90.0
Yıllık Fiyat Değişimi (%)
Damızlık Belgeli Düve (YTL/baş) Saf ırk sertifikası (YTL/baş)
Damızlık belgeli yıllık değişim Saf ırk sertifikalı yıllık değişim
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
serdar33
forum assubayı
forum assubayı


Mesaj Sayısı : 199
Kayıt tarihi : 13/02/09

MesajKonu: Geri: TÜRKİYE TARIM ÜRÜNLERİ RAPORU-SÜT ÜRÜNLERİ   C.tesi Şub. 14, 2009 1:31 am

Tablo 2. Toptan ve Perakende Süt ve Süt Ürünleri Yıllık Fiyat Değişimleri (%)
Yıllar 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007
Perakende Süt 43.6 45.6 19.1 11.7 1.3 -3.9 14.8
Perakende Beyaz Peynir 42.4 36.3 25.4 14.8 -15.5 2.9 90.0
Perakende Kaşar Peyniri 42.1 34.6 33.5 17.9 8.3 0.5 10.2
Perakende Tereyağ 42.2 29.5 10.2 11.2 11.3 -1.1 13.2
Üretici Çiğ Süt 28.6 72.2 25.8 12.8 -11.4 2.6 25.0
Yıllar 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007
Toptan Süt (pastörize) 42.9 58.0 21.5 15.6 -17.1 -4.3 13.6
Toptan Süt (Sterilize) 36.7 53.7 12.6 19.8 2.2 0.7 7.7
Toptan Beyaz Peynir 39.1 34.1 36.4 13.9 -5.3 -0.5 32.9
Toptan Kaşar Peyniri 40.7 39.8 23.3 16.1 3.6 2.0 8.8
Toptan Tereyağ 44.0 21.7 12.1 14.5 11.5 -0.6 9.6
Üretici Çiğ Süt 28.6 72.2 25.8 12.8 -11.4 2.6 25.0
Kaynak: Üretici çiğ süt fiyatları DSYMB’ne ait fiyatlardır. Toptan ve Perakende süt ve süt ürünleri fiyatları:
TÜİK, ÜFE, TÜFE madde fiyatlarının 12 aylık ortalaması alınmıştır. (Yıllık değişimler bu verilerden
hesaplanmıştır.)
Not: Sarı: fiyatı en fazla yükselen Pembe: Fiyatı en az yükseleni ifade etmektedir.
14. Türkiye Perakende-Toptan Fiyat Farkları ve Çiğ Süt Fiyatı
Süt sektörünün üretici ve sanayicilerden sonra en önemli aktörlerinden birisi perakende
sektörüdür. Son zamanlarda dev şirketlerin bu alanda yatırım yapması ve sayılarının giderek
artıyor olması bunların ileride daha da önemli bir konuma geleceklerinin sinyallerini
vermektedir.
Ülkemizde yıllardır perakende fiyat artışlarından sadece bu ürünleri üreten sanayiciler
sorumlu tutulmuş ve eleştiriler bu kesimlere yöneltilmiştir. Süt ve süt ürünleri satışından ciddi
karlar eden perakende satış yerlerinin kar marjlarının gösterildiği aşağıdaki tablo
incelendiğinde, sorumluluğu sadece sanayicilere yüklemenin doğru bir yaklaşım olmadığı
görülmektedir.
İlgili tablo incelendiğinde perakende satış yerlerinin; ciddi kar marjları ile çalıştığı
görülmektedir. Örneğin 2007 yılında perakendeciler, halkımızın en çok tükettiği süt ürünü
olan beyaz peyniri toptancıdan 5,66 YTL’ye alırken tüketicilere 9,46 YTL’ye satmıştır.
Aradaki kar marjı %67’dir. Türkiye’de kim bu kadar yüksek kar marjı ile çalışmaktadır merak
konusudur.
18
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
Tablo 3. Türkiye Süt Ürünleri Perakende-Toptan Fiyat Farkları
Perakende Fiyat
(YTL/kg)
2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007
Beyaz Peynir 2.05 2.92 3.98 4.99 5.73 4.84 4.98 9.46
Kaşar Peyniri 3.78 5.37 7.23 9.65 11.38 12.33 12.39 13.65
Tereyağ 4.53 6.44 8.34 9.19 10.22 11.37 11.25 12.73
Toptan Fiyat (YTL/kg) 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007
Beyaz Peynir 1.56 2.17 2.91 3.97 4.52 4.28 4.26 5.66
Kaşar Peyniri 3.32 4.67 6.53 8.05 9.35 9.69 9.88 10.75
Tereyağ 3.43 4.94 6.01 6.74 7.72 8.61 8.56 9.38
Perakende-Toptan Kar
Marjı (%)
2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007
Beyaz Peynir 31.4 34.6 36.8 25.7 26.8 13.1 16.9 67.1
Kaşar Peyniri 13.9 15.0 10.7 19.9 21.7 27.2 25.4 27.0
Tereyağ 32.1 30.4 38.8 36.4 32.4 32.1 31.4 35.7
Çiğ süt Fiyatı (YTL/kg) 0.14 0.18 0.31 0.39 0.44 0.39 0.40 0.50
Kaynak: Üretici çiğ süt fiyatları DSYMB’ne ait fiyatlardır. Toptan ve Perakende süt ve süt ürünleri fiyatları:
TÜİK, ÜFE, TÜFE madde fiyatlarıdır.
Ülkemizde süt üretim maliyetleri çok yüksektir. Süt üreticileri yem maliyetleri, işçilik,
veteriner hizmetleri gibi giderler nedeniyle çok düşük bir kar marjı ile çalışmak zorunda
kalmaktadırlar.
Yine aynı şekilde süt işleyicileri (sanayici, küçük mandıra vb.) çiğ süt, süt toplama, taşıma,
işleme, paketleme, depolama gibi birçok maliyet kalemini dikkate almakta, bütün bu
masrafları çıktıktan sonra sattığı ürünün satış fiyatının bir kısmını kazanç olarak hanesine
geçirmektedir.
Fakat perakende satış yerlerinin gözle görülür önemli ölçüde bir risk ve masrafı olmamasına
rağmen, bu kadar yüksek kar marjları ile çalışıyor olmasının ciddi olarak düşünülmesi
gerekmektedir. Sektöre yönelik yapılacak planlamalarda da bu hususun ciddi bir şekilde
üzerine gidilmesi gerekmektedir. Çünkü ülkemiz sürekli büyüyen perakende gıda sektöründe,
yabancı yatımcıların hızla yer alma yarışına girdiği, küçüklerin ise tasfiye sürecini yaşadığı
bir dönemden geçmektedir. Bu yeni aktörün piyasada güçlenmesi ve talebi direkt etkileyebilir
noktaya gelmesi, alt kesimlerin (üretici, sanayici) mağdur olmasına neden olabilecektir.
Aşağıdaki tablo da ülkemizde perakende dağıtım kanallarının yıllar itibariyle gelişimi
gözükmektedir.Görüldüğü gibi 1996-2006 yıllarını kapsayan son 10 yıllık dönemde,
hipermarket sayısı 40’dan 165’e (4 kat artış) , süpermarket sayısı 1.275’den 6.500’e (5 kat
artmış), market sayısı 10.750’den 14.750’ye (1,4 kat artmış) yükselmiş, bakkal sayısı ise
164.365’den 115.000’e gerilemiştir.
19
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
Tablo 4. Türkiye’de Perakende Dağıtım Kanalları Sayısının Yıllara Göre Değişimi
Dağıtım Kanalları 1996 1998 2000 2002 2004 2006*
Hipermarketler
(2500 m2 üstü)
40 90 130 151 152 165
Büyük (1000-2500 m2
arası) –orta (400-1000 m2
arası) -küçük (400 m2 den
küçük) süpermarketler
1.275 2.045 2.850 3.855 4.660 6.500
Marketler (50-100 m2
arası) 10.750 12.190 13.230 13.555 15.200 14.750
Bakkallar (50 m2 den
küçük) 164.365 155.420 136.760 122.340 122.790 115.000
Diğer (gaz istasyonu,vb.)
(bakkal ve marketlerle
aynı ölçekte)
22.030 24.375 26.505 23.170 29.685 31.000
TOPLAM 198.460 194.120 179.475 163.070 172.487 167.415
Kaynak: USDA Foreign Agricultural Service GAIN Report, Turkey Retail Sector Market Brief,2007.
www.fas.usda.gov/gainfiles/200703/146280313.pdf, (*) Son tahmin
15. Türkiye Süt Üretimi ve Sağılan Hayvan Sayısı Ne Derece Gerçeği
Yansıtmaktadır?
TUİK süt üretimini; “Sağılan hayvan sayısının süt verimleri ile değerlendirmesinden (Süt
Üretimi= Sağılan Hayvan Sayısı x Ortalama Süt Verimi) elde etmekte ve buna göre
yayınlamaktadır. Hesaplamalarda 1984 yılı süt verimleri kullanılırken 2003 yılından itibaren
2001 yılı Genel Tarım Sayımı sonuçlarından elde edilen süt verimleri” kullanılmıştır. (TUİK;
2003, )
TUİK’in bu katsayı değişikliği sonucunda aşağıdaki grafikte de görüldüğü gibi süt üretimi,
incelenen yıllarda sürekli düşüş ve çok az artışlı bir seyir izlerken 2003 yılında bir anda
%26,2 oranında artmıştır. Bu ciddi süt artışının yaşandığı yılın ertesinde yani 2004 yılında ise
bu sefer sağılan hayvan sayısı %21,2 oranında azalmıştır. Hayvan sayısında yaşanan bu
derece önemli azalışın nedeni tam olarak anlaşılamamıştır. Yani kısaca değerlendirilecek
olursa; süt üretiminin bir yılda katsayı değişikliği ile artışı, hayvan sayısının izleyen yılda
azaltılması ile dengelenmiştir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
serdar33
forum assubayı
forum assubayı


Mesaj Sayısı : 199
Kayıt tarihi : 13/02/09

MesajKonu: Geri: TÜRKİYE TARIM ÜRÜNLERİ RAPORU-SÜT ÜRÜNLERİ   C.tesi Şub. 14, 2009 1:32 am

Grafik 10. Türkiye Süt Üretimi ve Sağılan Hayvan Sayısı Yıllık Değişimi
Kaynak: TÜİK verilerinden hazırlanmıştır.
Yukarıda dikkat çekilen husus aşağıdaki tabloda daha net açıklanmaktadır. 2003 yılında süt
üretimi manda hariç bütün türlerde artış göstermiş ve toplamda ise artış miktarı 2,2 milyon ton
olmuştur. Yine aynı şekilde 2004 yılında sağılan hayvan sayısı bütün türlerde bir önceki yıla
göre azalmış, bu azalmaya tekabül eden toplam hayvan sayısı ise yaklaşık 4,4 milyon baş
olmuştur.
Tablo 5. Türkiye’de Süt Üretimi ve Sağılan Hayvan Sayısındaki Ciddi Değişimler
Süt Üretimi (Ton) Sağılan Hayvan Sayısı (Baş)
2002 2003 Fark 2003 2004 Fark
İnek 7.490.633 9.514.138 2.023.505 5.040.362 3.875.721 -1164641
Koyun 657.387 769.959 112.572 12.477.217 9.919.191 -2.558.026
Keçi 209.621 278.136 68.515 3.126.656 2.476.574 -650.082
Manda 50.925 48.778 -2147 57.378 39.362 -18.016
Toplam 8.408.566 10.611.011 2.202.445 20.701.613 16.310.848 -4.390.765
Kaynak: TUİK
Türkiye Süt Üretimi ve Sağılan Hayvan Sayısı Yıllık Değişimi
-21.2
26.2
-11.4
-30
-20
-10
0
10
20
30
1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006
Yıllık Değişim (%)
Sağılan Süt Üretimi
21
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
Türkiye’de bütün planlamalar ve söylemler bu rakamlar üzerinden yapılmaktadır. Aslında
ülkemizde ne kadar süt üretildiği, yıllar itibariyle ne kadar artış sağlandığı, gerek süt çiftlikleri
gerekse sanayi işletmeleri tam olarak kayıt altına alınmadığı müddetçe tam olarak
bilinemeyecektir. Bu rakamlar üzerinden yapılan projeksiyonlarda ve planlamalar da ise her
zaman gerçekten sapmalar olabilecektir. O yüzden devletin öncelikle bu husus üzerinde
yoğunlaşması, sektörü bütün yönleriyle kayıt altına alacak çalışmalar yapması gerekmektedir.
16.Türkiye Süt Sektörü Dış Ticareti
Türkiye 2007 yılında yaklaşık 80 milyon ABD $ değerinde süt ürünleri ihracatı
gerçekleştirmiştir. İhracatta peynirler (%55,7 – 44,7 milyon $) ile ilk sırayı alırken, bunu
sırasıyla peyniraltı suyu (%21,4 - 17 milyon $), Süt ve Krema (%11,5 -9,3 milyon $), Yoğurt
(%6,9 - 5,6 milyon $), Süttozu (%3,9 -3,1 milyon $) ve tereyağ (%0,6 – 517 bin $) izlemiştir.
Grafik 11. Türkiye Süt Ürünleri İhracat Değerinin Dağılımı
Kaynak: Dış Ticaret Müsteşarlığı verilerinden düzenlenmiştir.
Türkiye 2007 yılında yaklaşık 69 milyon ABD $ değerinde süt ürünleri ithalatı
gerçekleştirmiştir. İthlatta süttozu (%60,8 – 42 milyon $) ile ilk sırayı alırken, bunu sırasıyla
peynirler (%21,9 – 3,6 milyon $), tereyağ (%16 - 11 milyon $), peyniraltı suyu (%1 – 683 bin
$), süt ve krema (%0,2 -126 bin $) ve yoğurt (%0,1 – 53 bin $) izlemiştir.
Türkiye Süt Ürünleri İhracat Değerinin Dağılımı (%)
(2007 Ocak-Ekim)
Peynirler
55.7%
Süt ve Krema
11.5%
Tereyağ
0.6%
Peyniraltı
Suyu
21.4%
Süttozu
3.9%
Yoğurt
6.9%
22
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
Grafik 12. Türkiye Süt Ürünleri İthalat Değerinin Dağılımı
Kaynak: Dış Ticaret Müsteşarlığı verilerinden düzenlenmiştir.
Avrupa Birliği ve Türkiye süt ve sütlü ürünler tercihli ticarete ilişkin 1/98 ve 2/2006 sayılı
Ortaklık Konseyi Kararları kapsamında şu şekilde tavizlerden yararlanmaktadır.
Tablo 6. Türkiye’nin 1/98 ve 2/2006 OKK kapsamında Sütlü Ürünlerde AB’ye Tanıdığı
Tavizler
G.T.İ.P. Ürün Tanımı Vergi İndirimi (%) Kota (Ton)
0402 10 Süttozu (Dahilde İşleme Rejimi) 100 2.500
0402 21 Süttozu (Dahilde İşleme Rejimi) 100 2.500
0404 Peyniraltısuyu %30 Ad valorem 700
040510
0405 20 90
0405 90
Tereyağ, sürülerek yenilen
süt ürünleri
100 3.700
0406 30 Eritme peynirler 100 300
0406 90 Diğer Peynirler 100 2.000
040690 Peynirler,diğer,040690 29/31/50/86/87/88
hariç
100 1.000
2007 yılı on aylık ithalat rakamlarına bakıldığında; %100 indirimli gümrük vergisi ile AB’ye
tanınan 5.000 ton süttozu tavizinin toplam ithalatın yaklaşık %45’ini, tereyağ tavizinin toplam
ithalatın %84’ünü, peynir tavizinin ise toplam ithalatın %22’sini oluşturduğu görülmektedir
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
serdar33
forum assubayı
forum assubayı


Mesaj Sayısı : 199
Kayıt tarihi : 13/02/09

MesajKonu: Geri: TÜRKİYE TARIM ÜRÜNLERİ RAPORU-SÜT ÜRÜNLERİ   C.tesi Şub. 14, 2009 1:33 am

Tablo 7. AB’nin 1/98 ve 2/2006 sayılı OKK kapsamında Türkiye’ye Sütlü Ürünlerde
Tanıdığı Tavizler
G.T.İ.P. Ürün Tanımı Vergi İndirimi
(%)
Kota (Ton)
0406 90 29 Kaşkaval (kaşar) peyniri
0406 90 31 Koyun veya manda sütünden yapılan 100 2.300
peynirler
0406 90 50 Koyun veya manda sütünden yapılan diğer
peynirler
0406 90 86
0406 90 87
0406 90 88
Koyun veya manda sütünden yapılan Tulum
peynirleri
AB ile 3 Ekim 2005 tarihinde başlatılan tam üyelik müzakere süreci içerisinde Türkiye ile AB
arasında ikili tarım ürünleri ticareti kademeli olarak serbestleştirilecek, bu kapsamda taraflar,
süt ve sütlü ürünlerde 1/98 ve 2/2006 sayılı OKK’lardaki tavizlerini de karşılıklı
geliştireceklerdir.
Türkiye’nin tam üyeliği ile birlikte ise AB ile Türkiye arasında süt ve sütlü ürünlerin serbest
dolaşımı sağlanacak, bu itibarla AB ile Türkiye arasında gümrük vergileri kaldırılarak AB’nin
üçüncü ülkelere uyguladığı gümrük vergileri ile tercihli ticaret anlaşmalarındaki tavizleri
Türkiye için de muteber olacaktır. (ERGÜNAL,M.,2007.)
Türkiye’nin süt ürünlerinde en önemli ithalat kalemlerini, süttozu, tereyağ ve peynirler
oluşturmaktadır.
Süttozu ithalatı miktar olarak 2002 yılında 5,6 bin ton iken 2006 yılında 16,7 bin ton ile son
yılların en yüksek rakamına ulaşmış, 2007 on aylık ithalatta ise bir önceki yılın altına, 11 bin
tona düşmüştür. İthalatın, Dünya süttozu fiyatlarının son yılların en yüksek fiyatlarına ulaştığı
2007 yılında bile çok yüksek oranlarda gerçekleştirildiği görülmektedir.
Tereyağ ithalatı miktar olarak 2002 yılında 3 bin ton iken 2006 yılında 6 bin ton ile son
yılların en yüksek rakamına ulaşmış, 2007 on aylık ithalatta ise bir önceki yılın altına, 4.500
tona düşmüştür.
Ülkemizin en önemli süt ürünleri ithalat kalemini süttozu, tereyağ ve peynirler
oluşturmaktadır. 2006 yılında 16 bin ton süttozuna 39 milyon $ ödenirken 2007 yılında
yapılan 11 bin ton süttozuna 42 milyon $ para ödenmiştir.
Yine 2006 yılında 6 bin ton tereyağına yaklaşık 13 milyon $ ödenirken, 2007 yılında 4 bin
tonluk ithalata 11 milyon $ para ödenmiştir.
2006 yılında 4 bin tonluk peynire 15 milyon $ ödenirken, 2007 yılında 3,5 ton ithalata 15
milyon $ ödenmiştir.
24
Kısacası ithalatçılarımız 2007 yılında bir önceki yıla göre daha az mal ithal etmelerine rağmen
daha fazla para ödemek zorunda kalmışlardır. Buna rağmen 2006 yılına yakın bir ithalat
gerçekleştirmişlerdir.
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
Grafik 13. Türkiye Bazı Süt Ürünleri İthalatının Yıllık Seyri
Kaynak: DTM verilerinden düzenlenmiştir. 2007 yılı (Ocak-Ekim verileri dikkate alınarak değerlendirilmiştir.)
Türkiye’nin süt ürünlerinde en önemli ihracat kalemlerini, peynir altı suyu (PAS), peynir ve
süt-krema oluşturmaktadır.
PAS ihracatının 2002 yılında 4.500 ton civarında iken yıllar itibariyle sürekli arttığı, 2006
yılında hiç yapılmamışken, 2007 yılı on aylık dönemde 14.600 ton ile en yüksek seviyeye
ulaştığı görülmektedir.
Peynir ihracatının 2002 yılında 7.600 ton iken yıllar itibariyle sürekli arttığı, 2006 yılında
4.500 ton ile en düşük seviyeye düşmüşken 2007 on aylık dönemde yaklaşık 15.000 ton ile
son yılların en yüksek seviyesine ulaştığı görülmektedir.
Süt ve krema ihracatının 2002 yılında 906 ton iken 2006 yılına kadar sürekli arttığı, ilgili
yılda 1000 tona düştüğü, 2007 on aylık dönemde ise 5.500 ton ile son yılların en yüksek
seviyesine ulaştığı görülmektedir.
Özetle; 2007 yılı ihracatta önemli kalemlerin en yüksek ihracatının yapıldığı yıl olmuştur.
Türkiye Bazı Süt Ürünleri İthalatının Seyri
Süttozu
Tereyağ
Peynir
0
2,000,000
4,000,000
6,000,000
8,000,000
10,000,000
12,000,000
14,000,000
16,000,000
18,000,000
2002 2003 2004 2005 2006 2007
İthalat Miktarı (kg)
Süttozu Tereyağ Peynir
25
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
Grafik 14. Türkiye Bazı Süt Ürünleri İhracatının Yıllık Seyri
Kaynak: DTM verilerinden düzenlenmiştir. 2007 yılı (Ocak-Ekim verileri dikkate alınarak değerlendirilmiştir.)
17. Süttozu ve Tereyağ İle İlgili IPARD Süt Sektör Analizinde Öne Çıkan
Konular
Bilindiği üzere 2007-2013 yılları arasında ülkemiz AB Katılım öncesi mali yardım
kaynaklarından IPARD kapsamında faydalanacaktır. Bu kapsamda yabancı uzmanlar
tarafından bazı stratejik ürünlerin sektör analizleri çıkarılmış, 2007 yılında ise yayımlanmıştır.
Bu ürün analizlerinden birisi de süt sektör analizidir.
Bu raporda özellikle süttozu ve tereyağ konusunda bazı hususlar dikkat çekmektedir.
¡ Süt tozu pastacılıkta, bisküvide, şekerlemelerde ve dondurmada kullanılmaktadır. Bu
alandaki işletmelerin çoğu aynı anda çiğ süt ve toz üretmektedir
¡ Diğer işletmeler ise çoğunlukla mevsimsel fazla sütü kullanarak zaman zaman süt tozu
üretmektedir. Geri kalanlar ise, kalitesiz sütten son derece kalitesiz süt tozu
üretmektedir.
¡ Türkiye’deki firmaların çoğu, süz tozu imalini kalitesiz süt sorununun çözümü olarak
görmektedir. Ne var ki, bu bakış ciddi bir yanlıştır. Çünkü kalitesiz süt daha da
kalitesiz süt tozu vermekte bu da düşük fiyatlardan piyasaya sunulmaktadır. Sütte kuru
madde içeriğinin düşüklüğü gözetildiğinde üretimde verim anormal derecede
düşüktür. Dahası, süt fiyatları ve toplama giderleri değişkendir. Türkiye’deki sınai
kapasitenin düşüklüğü göz önüne alındığında, üretilen süt tozunun rekabet imkanları
çok sınırlıdır.
Türkiye Bazı Süt Ürünleri İhracatının Seyri
Peynir
P. Suyu
Süt ve Krema
0
2,000,000
4,000,000
6,000,000
8,000,000
10,000,000
12,000,000
14,000,000
16,000,000
2002 2003 2004 2005 2006 2007
İhracat
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
serdar33
forum assubayı
forum assubayı


Mesaj Sayısı : 199
Kayıt tarihi : 13/02/09

MesajKonu: Geri: TÜRKİYE TARIM ÜRÜNLERİ RAPORU-SÜT ÜRÜNLERİ   C.tesi Şub. 14, 2009 1:33 am

Sistematik süt kıtlığı ile karşılaşan ülkeler sütü oluşturmak için süt tozu ve tereyağı
kullanmaktadır. Örneğin, Meksika, Filipinler ve Cezayir’de durum böyledir. Ancak,
bu şekilde süt oluşturmak için kaliteli süt tozu (orta veya düşük ısıda) gereklidir ki bu
da Türkiye’de bulunmamaktadır.
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
¡ Türkiye ciddi miktarlarda süt tozu ithal etmektedir. İthal edilen süt tozu ise mamul süt
ve diğer tarımsal-gıdalara katılarak ihraç edilmektedir.
¡ Türkiye’nin özellikle Ukrayna’dan yaptığı kalitesiz süt tozu ithalatı önemli
miktarlardadır.
¡ Tüketilen veya işlenen sütün çoğu tam yağlı süt olarak kullanıldığından, Türkiye’de
yağ fazlası yoktur ve AB’den önemli miktarlarda tereyağı ithal edilmektedir.
(IPARD;2007)
18. Çiğ Sütün Pazarlanması, Sanayiye Gidişi ve Süt Kalitesi
TUİK verilerin göre 2005 yılında üretilen sütün sadece %60,7’si pazara inmektedir. Bu
oranın türlere göre değişimine bakıldığında; inek sütünün %61 ile en fazla pazara inen
ürün olduğu, bunu sırasıyla koyun sütü (%59), keçi sütü (%31) ve manda sütünün (%21)
izlediği görülmektedir.
Grafik 15. Türkiye’de Çiğ Sütün Türlere Göre Pazara İnme Oranları
Kaynak:TUİK Tarımsal Yapı ve Üretim 2005 (Pazara İnme Oranları= Pazarlananın değeri/Üretim
değeri*100 biçimde hesaplanmıştır.)
18.1. Türkiye’de Çiğ Süt Nerelerde Kullanılıyor?
Türkiye’de süt değişik şekillerde işlenmekte ve tüketicilere ulaştırılmaktadır. Çiğ sütün
dağılımına bakıldığında; %54’ünün modern işletmelere ve mandıralara teslim edildiği,
%35’inin çiftlikte tüketildiği, %11’inin ise sokak sütü şeklinde pazarlandığı görülmektedir.
59,0
31,0
61,0
21,0
60,7
0,0
20,0
40,0
60,0
80,0
Oran (%)
Koyun Keçi İnek Manda Topl. Süt
Türkiye'de Çiğ Sütün Pazara İnme Oranları (%)
27
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
Grafik 16. Türkiye’de Çiğ Sütün Kullanımı
Kaynak: The Turkish Dairy Sector, Rabobank, 2004.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı verilerine göre süt ve süt ürünleri üreten işyeri sayısı 2.153 adet
olup, toplam 27.703 adet gıda işletmesi içindeki payı %7,7’dir.
Süt işleme tesislerinin kurumsal yapılarına bakıldığında ise; 2153 işletmenin %95,44’ünün
özel sektöre, %4,14’ünün kooperatiflere, %0,42’sinin ise kamuya ait olduğu görülmektedir.
AB’de ise; süt işleme tesislerinin yaklaşık %50’sini kooperatiflere ait tesisler oluşturmaktadır.
Tablo 8. Süt İşleme Tesislerinin Kurumsal Yapılarına Göre Dağılımı (TKB-2004)
Süt İşletmelerinin Kurumsal Yapısı Adet Oran
(%)
Özel İşletme Sayısı 2.055 95,44
Kooperatiflere Ait İşletme Sayısı 89 4,14
Kamuya Ait İşletme Sayısı (Üniversite, Belediye, Cezaevi, AOÇ ve
TİGEM)
9 0,42
TOPLAM 2.153 100
18.2. Dünyada Bazı Ülkelerde Çiğ Süt Nasıl Değerlendiriliyor?
AB’de 142 milyon ton sütün %91,9’u sanayiye teslim edilmektedir. Sütün Çin’de %71
Kanada’da %93,5 Fransa’da %94,1, Almanya’da %96, İsveç’de %98,6 İzlanda’da %95,1
ABD’de %99,4 Arjantin’de %92,9’u sanayiye aktarılmaktadır. ( IDF;2005)
Türkiye'de Çiğ Sütün Dağılımı (%)
Modern
İşletmelerde
İşlenen
19%
Mandralarda
İşlenen
35%
Çiftlikte Tüketilen
35%
Sokak Sütü
Şeklinde Satılan
11%
28
Bu rakamlara göre ülkemizde sütün sanayiye giden oranının birçok ülkenin yarısı kadar
olduğu görülmektedir.
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
18.3. Avrupa Birliği Sütte Kaliteyi Nasıl Sağlamıştır?
AB ülkelerinde 1980’li yılların ortalarından itibaren
-Süt Tankı Somatik Hücre Sayısı (STSHS),
-Toplam Bakteri Sayısı (TBS) ve
-Sütte Antibiyotik Kalıntı Düzeyi bir endüstri standardı olarak uygulanmaktadır.
1998 yılından itibaren çok daha ciddi yaptırımlar öngören AB süt hijyeni yönetmeliğine
(400.000 somatik hücre/ml ve/veya 100.000 bakteri/ml’den yüksek sütlerin insan gıdası
olarak kullanımını yasaklamıştır) üreticilerin uyum sağlayabilmesi ve mağdur duruma
düşmemesi için;
**13 yıl boyunca uygulanan ceza ve prim sisteminin yanında
**Çok katılımlı projelerle AB süt üreticilerine bu konuda eğitim desteği sağlanmıştır.”
(YALÇIN, C.¸;2005)
18.4. Avrupa Birliği’nde Sütte Kaliteye Göre Fiyatlandırmanın Hukuki
Yapısı
¡ AB’de 1971 yılından itibaren “sütün, sütü satın alanlar tarafından kalitesine göre
farklı fiyatlandırılması zorunluluğu” getirilmiştir. (1971/1411 sayılı AB
yönetmeliği)
¡ 1997 yılına dek yürürlükte kalan bu yönetmelikle süt kalitesinde iyileşme sağlanmıştır.
¡ Aynı zamanda her bir süt ürünü için ayrı kalite kriterlerini 1992 yılında detaylı olarak
ortaya koyan AB, hem üretimin hem de nihai ürünün denetimini etkinleştirerek kaliteli
ürünün tüketiciye ulaşmasını garanti altına almıştır. (KUYULULU,Ç.,Y.,K.,
GÜNGÖR,M.,S., 2007.)
AB’de süt ödeme sistemleri çoğunlukla ülkelerin kendi tercihlerine göre belirlenir. Buna
karşın, genel olarak alındığında iki sistem işlemektedir:
· Süte yapılan ödeme kaliteye tabidir: İyi kalite süt fiyatı düzenlidir, değişmez, buna
karşılık kötü kalite süte yaptırım uygulanır;
· Süt kalitesinin gündemde olduğu ülkelerde, ikramiye/ceza sistemi geçerlidir. Buna
göre iyi kalite süte daha fazla fiyat ödenirken, kötü kalite süte para cezası
uygulanır.
İstenilen etkinin sağlanabilmesi bakımından iki ödeme sistemi arasındaki farkın gerçekten
belirgin olması gerekir. Kayıt dışı süt sektörünün her tür denetim mekanizmasının dışında
kaldığı gözetilirse, etkili bir süt kalitesi ödeme sisteminin oluşturulması güç bir iştir.
(IPARD;2007.) Aşağıda bazı ülkelerde sütte kaliteye göre fiyatlandırma sistemleri
verilmektedir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
serdar33
forum assubayı
forum assubayı


Mesaj Sayısı : 199
Kayıt tarihi : 13/02/09

MesajKonu: Geri: TÜRKİYE TARIM ÜRÜNLERİ RAPORU-SÜT ÜRÜNLERİ   C.tesi Şub. 14, 2009 1:34 am

İtalya örneği 1/4/2007-31/3/2008 tarihlerini kapsayan; Lombardia bölgesi süt sanayicileri ile
çiftçi sendikaları ve Lombardia bölgesi federal yönetimi tarım bakanlığının taraf olduğu,
Gıda-Tarım ve Orman Bakanı ile Lombardia bölgesi Başkan yardımcısının da gözlemci
olduğu ve taraflar ve gözlemciler tarafından ortak imza altına alınan sözleşmeden alınmıştır.
Görüldüğü gibi sütte kaliteye göre fiyatlandırma tüm taraflar tarafından kabul edilmekte ve
imza altına alınarak hayata geçirilmektedir.
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
Tablo 9. Sütte Kaliteye Göre Fiyatlandırma (İtalya örneği)
YAĞ
(Her yüz birime)
<3,70 g/dl -0,2065 Avro x 1.000 litre
3,70-3,80 g/dl Prim Yok
>3,80 g/dl +0,2065 Avro x 1.000 litre
PROTEİN
(Her yüz birime)
<3,25 g/dl -0,4648 Avro x 1.000 litre
3,25-3,30 g/dl Prim Yok
>3,30 g/dl +0,4648 Avro x 1.000 litre
BAKTERİ YÜKÜ
(x ml)
<30.000 +2,0658 Avro x 1.000 litre
30.000-100.000 Prim Yok
>100.000 -5,1646 Avro x 1.000 litre
SOMATİK HÜCRE
(x ml)
<150.000 +5,1646 Avro x 1.000 litre
150.000-300.000 +2,5823 Avro x 1.000 litre
300.001-350.000 Prim Yok
350.001-400.000 -2,5823 Avro x 1.000 litre
>400.000 -5,1646 Avro x 1.000 litre
Kaynak: KUYULULU,Ç.,Y.,K., Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği.
Almanya’da süt kalite yönetmeliği uyarınca tank sütü örneklerinde ölçümü yapılan kalite
kriterleri aşağıda yer almaktadır. Buna göre uygulanan ceza ve prim miktarları da aynı tablo
gösterilmektedir.
Tablo 10.Teslim Edilen Tank Sütünde Ölçümü Yapılan Sütün Kalite Kriterleri
(Almanya)
Ölçüt Aylık Tespit
Sıklığı (en az)
Sınır Değerler Fiyat Kesintisi
(cent/kg)
Bakteri Sayısı 2 100.000/ml süt 2 (en az)
Somatik Hücre
Sayısı
2 400.000/ ml süt 1 (en az)
Yağ Oranı 3 Toplama merkezinin aylık
ortalaması
Prim veya kesinti
30
Protein Oranı 3 Toplama merkezinin aylık
ortalaması
Prim veya kesinti
Donma Noktası 1 -0,515 Santigrat derece -
Antibiyotik içeriği 2 Pozitif veya negatif 5 (pozitifse)
Kaynak: UZMAY,C., KAYA,İ.;2007.
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
MT. JOY Kooperatifi ABD’nin Pensilvanya bölgesinde olup, bu eyalet ülkenin en büyük 5.
süt üreten eyaletidir. Bu kooperatif bölgedeki sütün tek alım satımını yapan örgütüdür. O
yüzden üreticiler sütünü sadece bu kooperatife vermektedirler. Aşağıdaki tabloda kooperatifin
2007 yılı için uyguladığı ceza ve prim değerleri verilmektedir. Ayrıca hacim programı denilen
bir program uygulanmakta olup; üretici ne kadar çok süt üretirse üretim hacmine göre de prim
verilmekte, üretim arttıkça aldığı prim miktarı da tablodaki gibi artmaktadır.
Tablo 11. ABD Pensilvanya Bölgesinde Sütte Kaliteye göre prim/ceza uygulamaları
MT. JOY Kooperatifi Süt Kalite Prim Standartları
Bakteri yükü Somatik Hücre Sayısı Prim
20.000 300.000 10/cwt
15.000 250.000 20/cwt
10.000 200.000 40/cwt
8.000 150.000 60/cwt
5.000 100.000 80/cwt
MT. JOY Kooperatifi Kalite Ceza Programı
Bakteri yükü Somatik Hücre Sayısı Ceza
60.000 500.000 -10/cwt
80.000 600.000 -20/cwt
100.000 750.000 -30/cwt
MT. JOY Hacim Programı
50.000 05/cwt
120.000 10/cwt
150.000 15/cwt
180.000 207cwt
Kaynak: KUYULULU,Ç.,Y.,K., Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği.
18.5. Türkiye’de Sütte Kalite
Türkiye’de çiğ sütün ve elde edilen hayvanların hangi şartları taşıması gerektiği
mevzuatımızda şu şekilde belirtilmektedir;
I) 3285 sayılı HSZK ve Yönetmeliğine göre ticari sütçülük yapan işletmelerde bulunan
Tüberküloz ve Brusella hastalığı olmadığı resmen belirlenmiş hayvanlardan,
II) Süt vasıtasıyla insanlara geçebilecek bulaşıcı hastalık semptomu göstermeyen,
III) Sütün duysal özelliklerinde anormallikler oluşturmayan,
31
IV) Genel sağlık durumu, gözle görülebilen herhangi bir hastalık, genital salgıdan
kaynaklanan bir enfeksiyon, ishal ve ateşle birlikte bağırsak hastalığı veya belirgin meme
iltihabı göstermeyen,
V) Sütü etkileme ihtimali olan herhangi bir meme yarası göstermeyen
VI) Laktasyon döneminin sonuna gelmemiş ve günde en az iki litre süt verimi olan ineklerden
oluşan,
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
VII) İnsan sağlığı için tehlikeli veya tehlikeli olma ihtimali olan, süte geçebilecek maddelerle
tedavi edilmemiş inek ve sığırlardan oluşan sürülerden sağılmalıdır.
VIII) Sağımdan hemen sonra süt, kalitesine olumsuz etki yapmayacak temiz bir yerde
biriktirilmelidir. Eğer sağımdan sonra 2 saat içinde toplanmayacaksa 8 dereceye, eğer günlük
toplanacaksa < 6 dereceye soğutulmalıdır. Süt sağımdan sonra 2 saat içerisinde üretim tesisine
ulaştırılmayacaksa sıcaklığın 10 dereceyi geçmemesi sağlanmalıdır. Sağımdan itibaren süt 2
saat içerisinde ulaştırılacaksa soğutma yapılmayabilir.
IX) Çiğ sütte canlı bakteri sayısı 30 derecede ml’de <100.000 adet, somatik hücre sayısı
ml’de 500.000 den az olmalıdır.
X) Çiğ sütte antibiyotik, pestisit, deterjan ve dezenfektan, nitrat, nitrit kalıntıları ile ağır
metaller; mikotoksin, dioksin gibi kontaminantlar olmamalıdır.
XI) Çiğ sütün asitliği ve duyusal özellikleri normal olmalıdır.
(Tebliğ No:2000/6)
Yukarıda bahsedilen mevzuat 2000 yılında çıkarılmasına ve bazı hususlarda 2005 yılına kadar
kademeli geçiş öngörülmesine rağmen etkin olarak uygulanamamıştır. Yakın zamanda Tarım
ve Köyişleri Bakanlığı tarafından ilgili mevzuat üzerinde değişiklik çalışmaları yapılmaktadır.
Bu konuda üreticisinden sanayicisine her kesimin görüşü alınmaktadır.
18.6. Kalitesiz süt sanayi ürünleri üretimini nasıl olumsuz etkilemektedir?
Kaliteli ve nitelikli süt ve süt ürünlerinin üretilmesi için ön koşul, kaliteli çiğ sütün elde
edilmesidir.Elde edilen sütün bozuk olması, bu ürünlerin işlenmesinde sorun yaratmakta,
peynir, yoğurt ve tereyağı gibi ürünlerde koku, tat ve aromada çeşitli olumsuzluklara yol
açmakta, sonuçta sütten elde edilen ürünlerin kalitesinde azalmalar meydana gelmektedir.
Aynı zamanda bu tür çiğ süt kalitesi yüksek olmayan sütlerin kullanıldığı ürünlerin raf ömrü
de kısa olmakta, daha ileri aşamalarda ise ürüne işlenmesi olanaksız hale gelmektedir. Sütün
kalitesi aynı zamanda insan sağlığı için de çok önemli olup, sütün yapısında bulunan
antibiyotik gibi kalıntılar, bu tür sütleri tüketen kişilerde çeşitli sağlık problemlerine neden
olmaktadır. (Kul, E., ve Ark., 2007)
Sütün kalite düşüklüğünün sanayide işlenmesinde yol açtığı olumsuzluklar aşağıda
özetlenmektedir.
ü Süte somatik hücre sayısının yüksek olması proteolitik ve lipolitik enzi (lipaz)
miktarını artırmaktadır. Dolayısıyla, sütte bu enzimlerin bulunması tat ve kokunun
artışına neden olmakta, sütün dayanıklılık süresi ile sütün ürüne (peynir) dönüşmesi
olumsuz yönde etkilenmektedir. (Shearer ve ark.,2003)
ü Mastitis olgusu ile birlikte plazmin artış gösterdiğinden, süt kazeini çökelmekte veya
yapısı bozulmakta, sonuçta üretilen peynir miktarında azalma meydana gelmektedir.
32
Buna
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
serdar33
forum assubayı
forum assubayı


Mesaj Sayısı : 199
Kayıt tarihi : 13/02/09

MesajKonu: Geri: TÜRKİYE TARIM ÜRÜNLERİ RAPORU-SÜT ÜRÜNLERİ   C.tesi Şub. 14, 2009 1:35 am

Buna ek olarak mikroorganizmaların etkisiyle sütte klor miktarı artmakta ve sütte
tuzumsu aroma tadı oluşmaktadır. (Hurşit,1999)
ü Sütte bulunan antibiyotik kalıntıları yoğurtta inkübasyon süresinin uzamasına ve asit
üretiminin yavaşlamasına yol açmaktadır. İstenen düzeyde asit üretimini durdurarak
tat ve aroma oluşumunu büyük ölçüde etkilemekte bu nedenle peynirin tadı tam olarak
oluşmamaktadır. Tereyağı üretiminde ise, asit ve tatta olumsuzluklar meydana
getirmekte, bu durum sütte kesilme ve pıhtılaşmaya neden olmaktadır. (Jones,1999)
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
18.7. Somatik Hücre Sayısı Neden Bu Kadar Önemlidir?
Somatik hücre sayısı hayvanlarda ciddi denilebilecek oranlarda süt kayıplarına neden
olmaktadır. Aşağıdaki tabloda da görüldüğü gibi, 1 ml sütte somatik hücre sayısı arttıkça, süt
veriminde de ciddi oranda kayıplar olmaktadır. Bu durum sanayiyi etkilediği kadar,
işletmenin karlılığını da olumsuz etkilemektedir.
Tablo 12. Somatik Hücre Sayısının Süt Verimine Etkisi
Somatik Hücre Sayısı (Adet/ml) % Kayıp Miktarı
<100.000 0,2
101.000-300.000 0,4
301.000-500.000 0,8
501.000-750.000 12
751.000-1.000.000 16
>1.000.000 20
Kaynak: UYSAL,H.,KINIK,Ö., 2007.
Türkiye’de somatik hücre sayımı ile ilgili yapılan çalışmaların çoğu saha çalışmasından öteye
gidememiştir. Ülke genelinin durumunu ortaya koyan veriler olmadığı gibi, Avrupa
Birliği’ndeki gibi sistematik bir denetim de yoktur. Kul (2006) Jersey ineklerinde SHS
ortalamasını 350.833 hücre/ml bulurken, Göncü ve Özkütük (2002) saf ve melez siyah alaca
inekler üzerinde yaptıkları çalışmada 1. ve 2. laktasyon sırasındaki ineklere ait SHS
ortalamalarını sırasıyla ; 856.8360 hücre/ml ve 2.295.150 hücre/ml olarak belirlemişlerdir.
Atasever (2007) ise, Samsun ilindeki Damızlık Sığır Yetiştirici Birliği’ne ait üye
işletmelerdeki siyah alaca ineklere meme lobu SHS ortalamasını 1.071.557 hücre/ml olarak
hesaplamıştır.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ise ülkemizdeki ortalama bakteri yükünü 1 milyon, somatik
hücre sayısını ise 600.000 olarak belirtmektedir. (TKB; 2005) Bakanlığın verileri ile saha
çalışmalarından elde edilen veriler arasında büyük farkların olması, sorunun çözümüne
yönelik yapılacak çalışmalara katkı sağlaması açısından, bu konuda tüm ülkeyi kapsayacak
şekilde bir çalışmanın yapılması ve çelişkileri ortadan kaldıracak net verilerin ortaya konması
gerektiği sonucunu ortaya çıkarmaktadır.
33
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
18.8. Türkiye’de Sütte Kalite ile ilgili IPARD Misyonunun Görüşleri
¡ Türkiye’de organize süt kalite kontrolü yeni uygulanmakla beraber, yalnızca büyük
işletmelerle sınırlıdır
¡ Bu kontroller süt toplama merkezi düzeyinden başlamak üzere sistematik biçimde
yapılmaktadır
¡ Mandıralar ve sokak sütçüleri açısından ise ortada ne paydaşlar/tüketiciler ne de kamu
kesimi tarafından kontrol diye bir şey yoktur.
¡ Toplama merkezlerinin halen faal olduğu AB ülkelerinde, büyüklüklerinden bağımsız
olarak bütün süt üreticileri tek tek kontrol edilmektedir
¡ Sütün bileşimini ayrıntılı biçimde analiz edecek ve örneğin Bactoscan gibi
mikrobiyolojik testleri yapabilecek donanımda laboratuarlar yoktur
¡ Sütte, gerek kayıtlı gerekse kayıt dışı sektörlerde kaliteye göre ödemeyi yaşama
geçirecek bir sistemin oluşturulması Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın
sorumluluğundadır.
¡ Süt sektörünün yeni zorunluluklara uyum sağlamasını kolaylaştırma açısından böyle
bir sistemin kademeli olarak devreye sokulması gerekir
18.9. Sütte Kaliteyi Sağlamak İçin ne Yapılmalıdır?
Kaliteli süt üretmenin “çiftçi eğitimi- ceza/prim sistemi-etkin denetim” olmak üzere üç önemli
ayağı vardır. Devletin, mevzuat çıkardım herkes buna uyacak, uymayanları cezalandıracağım
diyerek bu sorunu çözmesi mümkün gözükmemektedir. Sorun ancak, çiftçi örgütlerinin aktif
rol alacağı eğitim programı ile çiftçilerin hijyen ve bakım besleme konularında ciddi bir
eğitimden geçirilmesi, süt işleyicilerinin kaliteli-kalitesiz süt arasındaki farkı ortaya koyacak
ve çiftçiler arası rekabeti artıracak tatminkar miktarlardaki prim sistemini ve kalitesiz süt
oranını azaltacak ceza sistemini çiftçi örgütleri ile işbirliği içerisinde yürütmesi, Devletin ise
etkin bir denetim sistemi-teşvik edici desteklerle ve sütün kalite kontrolünü sağlayacak uygun
laboratuar altyapısını oluşturarak bu sistemin işleyişini kolaylaştırıcı bir tutum sergilemesi ile
çözülebilir. Bunun çok kolay olmadığı aşikardır. Bu yüzden bu sistemin işleyişinde kademeli
geçiş öngörülmeli, aksi takdirde gerek çiftçi gerekse süt sanayicileri açısından büyük
sıkıntılara neden olunabilir.
19. Süt Konseyi Çalışmaları ve Gelinen Nokta
5488 sayılı Tarım Kanunun Ürün Konseyleri alt başlıklı 11. maddesi “Bu Kanunda belirlenen
ulusal tarım politikaları çerçevesinde çalışmalar yapmak üzere ürün bazında üreticiler,
tüccarlar, sanayiciler ve/veya bunların oluşturdukları birlikler ile kamu ve araştırma
kurumları, meslek odaları ve dernekler bir araya gelerek tüzel kişiliği haiz ürün konseyleri
34
kurabilirler” hükmünü içermektedir. Yıllardır birçok kez girişimlerde bulunulmasına rağmen
bir türlü hayata geçirilemeyen süt sektöründe ulusal düzeyde bir konsey oluşumu, bu hüküm
çerçevesinde hayata geçirilebilme imkanına kavuşmuştur.
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
Üreticilerin neden Ulusal düzeyde böyle bir yapılanmayı istediği hususuna bakıldığında
öne çıkan noktalar şu şekilde özetlenebilir:
-Sektörün tüm taraflarının “sektörde kriz yaşandığı dönemlerde” değil rutin zamanlarda bir
araya gelmesine ve sorunları tartışıp kısa-orta ve uzun vadeli stratejileri belirleyip, kararlar
almasına ,
-Sektörün kayıt altına alınmasına, piyasanın izlenmesine, kaliteli üretim ve kalite kontrol
sistemlerinin oluşturulmasına,
-Süt sektöründe piyasa ve fiyat istikrarının sağlamasına,
-Süt ve süt ürünleri üretim, tüketim ve ticaretinin geliştirilmesine katkı sağlayacaktır.
Üretici, sanayici ve kamunun bir araya gelerek sektörün sorunlarını tartışabileceği ve
çözümleri etkin, hızlı bir şekilde hayata geçirebileceği böyle bir yapılanma için çalışmalar
yapılmış, yönetmelik taslağı hazırlanmış, tarafların birçok konuda anlaştığı taslak son noktaya
gelmişken çalışmalar SETBİR’in “Kırmızı Çizgilerimiz” dediği 2-3 önemli hususta tıkanmış
kalmıştır.
19.1. Sanayici Örgütünün Bazı Kırmızı Çizgileri ve Üreticilerin Bu
Hususlardaki görüşleri
19.1.1. Konseyin Oluşumu ve Oy Hakkı Konusu
Ulusal Süt Konseyi (USK) yönetmelik taslağı hazırlık çalışmaları üretici, sanayici
kesimlerinden katılımcılar ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığı (TKB) temsilcilerince
yürütülmüştür. Hazırlı sürecinde birçok ülke örneği incelenmiş ve Ulusal Süt Konseylerinde
yönetimin süt piyasasından diğer bir değişle süt ekonomisinden doğrudan etkilenen
taraflardan oluştuğu görülmüştür. Öyle ki birçok ülkede Kamu bile konseyde yer almamakta
veya hakemlik görevini üstlenmektedir. Kısaca oy hakkına sahip üyeler birçok yerde sanayici
ve üretici temsilcileri olmaktadır. İtalya ve Fransa’da ki durum bunun en belirgin örnekleridir.
Ne var ki söz konusu iki ülkedeki durum; AB’de ki süt politikalarının büyük oranda Birlik
bazında oluşturulması nedeniyle kamunun etkisinin azaltılmasıyla da ilişkilendirilebilir.
Çünkü pek çok ülkede 20.yy.ın başından itibaren süt piyasası devlet tarafından
düzenlenmiştir.Zamanla piyasa düzeninin oturması ve tarafların güçlenmesiyle üretici ve
sanayici zaman zaman kamunun hakemliğinde, kamudan bağımsız karar alabilir hale
gelmiştir.
Ülkemizde ise, hem ulusal süt politikasının oluşturulması hem de politika araçlarının
kullanımı ve uygulanması Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından gerçekleştirilmektedir.
USK kurulduğunda da bu durumun kısa sürede değişmesi beklenmemektedir.
Üretici örgütleri, TKB’nın izni ve katkısıyla kurulacak olan USK’de oy hakkına sahip olacak
kesimlerin, konseyde alınacak kararlardan etkilenecek taraflar olması ve hakemliğin de kamu
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
serdar33
forum assubayı
forum assubayı


Mesaj Sayısı : 199
Kayıt tarihi : 13/02/09

MesajKonu: Geri: TÜRKİYE TARIM ÜRÜNLERİ RAPORU-SÜT ÜRÜNLERİ   C.tesi Şub. 14, 2009 1:36 am

kurumlarının temsilcileri tarafından yapılmasının doğru, anlaşılır ve makul göründüğünü
düşünmekte, ihtiyaç duyulduğu takdirde oy hakkı olmaksızın örneğin gözlemci,danışman vb.
sıfatlarla konusunda uzman veya konsey çalışmalarına katkı sağlayacak farklı kesimlerden
temsilcilerin konseye katılmasının mümkün olacağını düşünmektedir.
Fakat TKB ve SETBİR, akademisyenlerin de oy hakkıyla konseyde temsil edilmesini talep
etmektedirler. Gerekçelerini ise konseyin akademisyenlerle bilimsel bir hüviyet kazanacağı
şeklinde açıklamaktadırlar.
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
19.1.2. Konseyde Süt İşleyicilerinin Temsil Edilmesi Hususunda Kırmızı Çizgiler
Taslak yönetmelikte yer alan “Ulusal çiğ süt üretiminin en az %.. ini işleyen ve pazarlayan
sanayicilerin bir araya gelerek oluşturdukları dernekler” ifadesinde geçen % oranın üreticiler
%5, sanayiciler ise %15 olmasını istemektedirler.
Taslak yönetmelik; bu oranda sütü işleyen sanayici örgütlerinin konseyde temsil edilmesine
imkan tanımakla birlikte, şu an için ciddi oranlarda çiğ sütü işleyip pazarlayan fakat örgüt
çatısı altında toplanamamış özellikle mandıra diye tabir edilen küçük ölçekli işletmelerin de
örgütlendikleri takdirde, ilerleyen zamanlarda alınacak konsey kararıyla konseyde temsil
edilmesine imkan tanıyan bir hükmü de içermektedir.
Konseyde ülke süt üretiminin işlenmesinde rol alan ve ruhsatlandırılmış süt işleme sanayi
işletmelerinin temsil edilmesi rekabetin korunmasına katkı sağlayacaktır. Bu husus gözardı
edilerek USK’de sadece büyük ve modern olarak tanımlanan süt sanayi işletmelerinin temsil
edilmesi, zaman zaman görüldüğü ve şikayet konusu olduğu üzere oligopol bir yapı ortaya
çıkarabilecek ve alıcı rekabeti ortadan kalkacaktır. Bu durum üretim biçimi ve muhafaza
koşulları nedeniyle kısa sürede satılması zorunlu olan sütün fiyatının bir sanayi örgütünce
belirlenmesine yol açabilecektir. Nitekim itiraza konu olan “çiğ sütün %15’ini işleyen” ifadesi
sadece SETBiİR’i tanımlamakta, ülke süt üretiminin işlenmesine katkıda bulunan TKB’nca
ruhsatlandırılmış binlerce işletme ve bunların kurabilecekleri örgütler konsey dışına
itilmektedir.
Oysa Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın Avrupa Komisyonu’na sunduğu raporda1 küçük
ölçekli işletmelerce işlenen sütün oranı %33,büyük ve modern olarak tanımlananların payının
da %27 olduğu görülmektedir. Ülkemizde büyük ulusal süt sanayi SETBİR çatısı altında
örgütlenmiş durumdadırlar ve SETBİR temsilcilerinin ifadelerine göre üyeleri ülke süt
üretiminin yaklaşık %18’ini işlemektedirler.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığının verileri esas alınırsa ülkemizde üretilen sütün yaklaşık
%42’si SETBİR üyesi olmayanlarca işlenmektedir. Her ne kadar sanayi örgütlerinin “ulusal
çiğ süt üretiminin en az %15’ini işlemesi” Konseyde temsil için yeterli görülse de, ülke
gerçekleri göz önüne alındığında işleme kapasiteleri oldukça düşük olan küçük ve orta ölçekli
işletmelerin temsilinde engel oluşturabileceği açıktır. Diğer yandan birkaç işletmenin
ayrılması durumunda SETBİR’in temsilini de tehlikeye sokabilecektir.
Bu eksikliklerin giderilmesi için, bütün sanayi işletmelerini SETBİR çatısı altında toplanmaya
zorlamak yerine, AB’nin sivil toplumun geliştirilmesi ve örgütlenmenin teşvik edilmesi
anlayışı ve demokratik geleneklere de uygun olarak farklı büyüklükteki süt sanayicilerinin de
farklı isimlerle örgütlenmesine ve konseyde temsil edilmesine imkan sağlanmalıdır.
1 Milk and Milk Products Sector, Non-exhaustivelist of issues and questions to facilitate preparations for
bilateral meetings, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği, http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=76&l=1
36
19.1.3. Piyasa ve Fiyat İstikrarının Sağlanması, Gerektiğinde Piyasaya Müdahale
Edilmesi Konusunda Sanayicilerin Kırmızı Çizgileri
Daha Önceki toplantılarda Konseyin faaliyetleri kısmında; “Süt sektöründe piyasa ve fiyat
istikrarının sağlanması için üretici ve sanayici gelirlerini göz önünde bulundurarak fiyat
oluşumunu sağlayıcı gerekli önlemleri ve uygulamaları belirleyerek karar alıcılara iletir, süt
ve süt ürünleri üretimi, tüketimi ve ticaretinin geliştirilmesine yönelik faaliyetlerde bulunur.
Gerektiğinde piyasaya müdahale eder.” şeklinde yer alan ve üreticilerin ısrarla kalmasını
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
istediği bu hüküm, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı nezdinde 6 Şubat 2008 tarihinde düzenlenen
Konsey toplantısında SETBİR temsilcilerinin “fiyat oluşumu ve müdahale eder” hükümlerine
karşı çıkması nedeniyle, ilgili madde “piyasa ve fiyat istikrarının sağlanmasına yönelik
gerekli önlemleri ve uygulamaları belirleyerek karar alıcılara iletebileceği” şeklinde
değiştirilmiştir.
Bu maddede yapılan değişiklikle sadece öneri belirleyerek fiyat istikrarının sağlanması ve
müdahale araçlarının etkin kılınması beklenmektedir. Bunun uygun olmadığı ve etkisiz
kalacağı açıktır. Maddenin bu hale getirilmesi fiyat, fiyat istikrarı ve müdahale tedbirlerinin
uygulanamayacağı anlamına gelmektedir. En basitinden konseyin görevleri arasında yer
almayacağı için “Okul sütü programları” gibi müdahale mekanizmalarının bile doğrudan
hayata geçirilmesi mümkün olmayacaktır.
Ülkemiz süt piyasasında istikrarının sağlanması ve fiyat oluşumunda büyük sıkıntıları söz
konusudur. Üretici örgütleri bu konseyi özellikle piyasanın düzenlenmesinde etkin rol
alabilsin ve yaşanan sorunları çözebilsin diye istemektedir. Bu amacı gerçekleştiremeyecek
yapılanma ne Tarım ve Köyişleri Bakanlığının yükünü hafifletebilecek, ne üreticilerin önünü
görerek üretim ve planlama yaparak yatırım kabiliyetlerini geliştirmesine imkan tanıyabilecek
ne de AB sürecinde süt sektörünün yapısal sorunlarını çözmeyi kolaylaştıracaktır.
Bu maddenin üreticilerin istediği şekliyle korunması ülkemizde hala kurulamamış olan süt
piyasa düzeninin oluşturulması açısından son derece önemlidir. Dünyada bugün uluslararası
ticarete damgasını vuran ülkelerin tümü (ABD, AB üye ülkeleri, Kanada, Avustralya, İsrail,
Norveç, İsviçre, Japonya, Güney Afrika Cumhuriyeti) yaklaşık 1900’lü yılların başlarında süt
piyasalarını ulusal politikaları kapsamında düzenlemiş ve bu sayede sektörü geliştirmiştir.
Başlangıçta tamamıyla devlet kanalıyla yürütülen bu çalışmalar pek çok ülkede hala devlet
kanalıyla yürütülmeye devam etmekte fakat bazılarında üretici-sanayici ortak platformlarına
devredilmiş durumdadır. Bazı durumlarda ise devlet sadece üretici ile birlikte bu politikaları
oluşturma ve uygulama görevini sürdürmektedir. Ülkemizde ise ulusal süt politikası Tarım ve
Köyişleri Bakanlığı tarafından yürütülmektedir. Fakat Bakanlık, birçok ülkenin aksine süt
fiyatlarının oluşmasına müdahil olmamaktadır. Oysa bazı ülkelerde kamu, üretici ile çalışarak
ulusal çiğ süt fiyatlarına karar vermekte ve sonucu sanayicilere bildirmektedir. Bunun en bariz
örneği ise Kanada’da görülmektedir.
Fiyat belirlenmesi tek başına o fiyatların geçerli olması anlamı taşımamaktadır. Bu nedenle,
birçok devlet fiyat belirleme yanında müdahale sistemleri de kurmuşlardır. Bu çabaların temel
amacı üreticileri, üreticilere göre daha güçlü olan ve daha kolay bir araya gelebilen sanayiciler
karşısında korumaktır. Böylece üretici gelirlerinin üretimin sürekliliğini sağlayacak seviyede
tutulması sağlanabilecektir. Bu da temel gıda maddelerinden birisi olan sütte üretimde
sürekliliğin sağlanması ve dışa bağımlılığın engellenmesine uygun bir üretim ortamı
oluşturmak anlamına gelmektedir.
37
Ülkemizde henüz böyle bir piyasa düzeni kurulmamış olduğundan, süt üreticileri hemen her
zaman süt sanayi işletmelerinin kararlarına uymak zorunda kalmaktadırlar. Bu da hem üretim
artış hızının düşmesine yol açabilmekte hem de süt kalitesini olumsuz etkilemektedir.
Üretici örgütleri zaman zaman hem üretici hem de sanayicilerin zarar görmesine yol açabilen
bu olumsuzlukları giderebilmek için ilgili maddenin aynen korunması gerektiğini
düşünmektedirler. Böylece bir yandan fiyat oluşum mekanizmasında üretici, sanayici ve
kamunun yer alması sağlanabilecek diğer yandan da hem üretici hem de sanayici açısından
yarar sağlayacak bir müdahale imkanı yaratılacaktır. Aksi takdirde geçmişte olduğu gibi
sektör hiçbir durumda istikrara kavuşamayacaktır.
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
19.1.4. Konseyde Gelinen Son Nokta Nedir?
Bakanlıkta yapılan en son toplantıda, yapılan oylama ile yönetmelik taslağı sanayicilerin
istediği şekliyle değiştirilmiş, bu durum karşısında üretici örgütleri ilgili maddelere şerh
koymuş ve ortak imza altına aldıkları şerh gerekçelerini de üst yazı ile Bakanlığa
göndermiştir.
20. Damızlık Hayvan İthalatı ve BSE Riski
Ülkemizde son zamanlarda hayvancılık sektörüne büyük ölçekli yatırımların yapılması
beraberinde de damızlık hayvan ithalatını gündeme getirmiştir. Yaşanan bu süreç; Üretici
örgütleri, sanayiciler, Bakanlık, bazı akademisyenler, bazı meslek örgütleri ve bazı köşe
yazarlarının müspet veya menfi yönde bu konuda görüşlerini dile getirmesine neden olmuştur.
Tartışmaların yaşandığı dönemde 9 Ekim 2006 tarihinde BSE Danışma Kurulu Bakan
oluruyla lav edilmiştir. Yetkililer gerekçe olarak, Bakan oluruyla teşkil edilen tüm danışma
kurulu, komisyon ve benzeri oluşumların yeniden düzenlenmek üzere kaldırıldığı belirtilse de
ithalat tartışmaların yapıldığı bir ortamda yapılan böyle bir davranış, birçok kesim tarafından
manidar olarak algılanmıştır.
20.1. Damızlık hayvan ithal etmek isteyenlerin gerekçeleri
¡ Ülke içinde yeterli miktarda damızlık hayvan bulamıyoruz
¡ Hayvanlarımızın süt verimleri düşük
¡ Birçok hayvanda hastalık var
¡ Sanayiciler olarak süt bulmakta zorlanıyoruz
¡ AB’deki hayvanlar diğer ülkelere göre hem %20-30 daha ucuz hem de süt verimleri
daha yüksek
¡ Süt hayvancılığını geliştirmek istiyoruz fakat ithalata izin verilmemekle önümüz
tıkanıyor gibi görüşlerinin öne çıktığı görülmektedir.
20.2. Tarım ve Köyişleri Bakanı’nın açıklamaları
İthalatı talep edenlerin gerekçelerine bir çok kez Tarım ve Köyişleri Bakanı’ da katılmış,
basına yaptığı açıklamalarda;
¡ Hayvancılık sektörünün kalkınması ve yatırımcıların önünün açılması yönünde
ithalata ilişkin çalışmalara hız verdik,
¡ İthalatın ne zaman başlayacağı konusunda net bir tarih belirlenmedi,
¡ İşletmelerin ihtiyaç duydukları en iyi damızlığı en makul fiyatla Türkiye’ye getirmeyi
hedefliyoruz,
¡ Deli dana hastalığında ülke bazlı yasağı bölge bazlı yasağa dönüştürmek için
çalışmalar yapıyoruz,
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
serdar33
forum assubayı
forum assubayı


Mesaj Sayısı : 199
Kayıt tarihi : 13/02/09

MesajKonu: Geri: TÜRKİYE TARIM ÜRÜNLERİ RAPORU-SÜT ÜRÜNLERİ   C.tesi Şub. 14, 2009 1:37 am

Yasak hayvancılığın geri kalmasına neden oluyor,
¡ Doğan Holdingden Sancak Grubuna ve Yaşar Holdinge kadar pek çok firma ithalat
engeli nedeniyle yatırımlarını büyütemiyor ve sektörden çıkış sinyali veriyor, oysa
mevcut yatırımlar bile yetersiz,
¡ Yatırımcı düve istiyor, ayrıca kooperatifler gebe düve bulamıyor,
¡ Avustralya ve Yeni Zelanda’dan da ithalat yapılıyor. İlla AB diye bir şart yok. Ama
yakınlık var, kaynak çok, bir de fiyat avantajı var,
gibi ithalatı talep eden kesimlerle paralellik arz eden görüşlerini dile getirmiştir.
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
20.3. İthalata Karşı Çıkanların Gerekçeleri
Yaşanan bütün bu süreçte ithalattan en çok etkilenecek kesim olan üretici örgütleri de itiraz
gerekçelerini basın kanalıyla kamuoyuyla paylaşmış, bunlara bazı meslek örgütleri ve
akademisyenler de destek vermişlerdir. Üreticilerin İthalata itiraz gerekçelerine bakıldığında;
¡ Söylendiği gibi ülkemizde damızlık hayvan açığı yok
¡ AB standartlarında üretim yapmak için bırakın bin baş ve üzeri işletme kurmayı, 100
baş ve üzeri işletme kurmak bile ön koşul değildir. AB, kaliteli sütü ortalama 40-50
baş hayvana sahip işletmelerde sağlamaktadır
¡ Ülkemizde bir tek BSE vakası çıkarsa hayvancılığımız uzun süre kendini
toparlayamaz
¡ Belli şartlar dahilinde ithalatta yasak yok, neden ithalatta yasak varmış gibi kamuoyu
yanıltılıyor ve hastalığın olduğu AB’den ithalatta ısrar ediliyor?
¡ Kaçak kesimlerin %40’lar düzeyinde olduğu ülkemizde BSE kontrolü nasıl
sağlanacak?
¡ AB’nin yayımladığı 2006 Türkiye raporunda yer alan “BSE ve hayvan yan ürünleri
alanında ilerleme sağlanamamıştır” ifadesine rağmen hala BSE çıkan ülkelerden neden
ithalatta ısrar ediliyor? gibi hususların öne çıktığı görülmektedir.
AB’den olmasa bile OIE’nin Mayıs 2007 tarihli, ülkeleri BSE riskine göre sınıflandırdığı
kararı sonrası Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın izniyle “Kontrol altına alınmış risk grubu”
içinde yer alan ABD’den basına yansıyan haberlere göre 5-6 bin baş damızlık hayvan ithal
edilmiştir.
1999-2007 yılları arası ülkemizin yaptığı Damızlık sığır ithalatına bakıldığında 7 ülkeden
ithalat yapıldığı görülmektedir. 2005-2006 yılları Ülkemiz ithalatçılarının AB ülkeleri
içerisinde BSE’nin çıkmadığı tek ülke olan İsveç’e yöneldiği dönem olmuştur. Bu tarihten
sonra bu ülkede de hastalık çıkması ithalatın önünü tıkamıştır.
İthalat için bu tarihten sonra Uruguay ve Avustralya’ya yönel inmiştir. Hem ithal maliyetinin
yüksek olması hemde ülkemizde istenilen performansın elde edilememesi gözleri tekrar
Avrupa Birliği ülkelerine çevirmiştir. OIE’nin 2007 Mayıs ayında aldığı karar AB’den ithalat
için umutlananları biraz üzmüş olsa da, 2008 yılı Mayıs ayında OIE’nin alacağı karar
beklenmeye başlamıştır. Avrupa Birliği’nden ithalatı ısrarla isteyen kesimler; AB’nin bu
tarihe kadar raporlarını tamamlayıp, ilgili tarihte OIE tarafından ABD ile aynı risk grubu
ülkeler sınıfına sokulacağını, böylece bu ülkelerden ithalatın yapılabileceğini
söylemektedirler.
39
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
Tablo 13. Türkiye’nin Damızlık Hayvan İthalatı (1999-2007)
Yıllar Almanya İtalya Danimarka İsveç ABD Uruguay Avustralya Toplam
1999 600 600
2000 2648 132 417 3197
2001 224 224
2002
2003 1124 1124
2004
2005 1297 967 2408
2006 144 144
2007 753+600(*) 2831 (*) 753+3431(*)
Toplam 3248 132 417 1441 1348 2320 2831 11737
Kaynak: USDA, USDA Foreign Agricultural Service GAİN Report, Turkey Livestock and Products Annual
2007, 8/2/2007.
(*) Gebe düve hariç damızlık hayvanları ifade etmektedir.
20.4. OIE ve Avrupa Birliği BSE Risk Sınıflandırması
Bilindiği üzere OIE, 2007 Mayıs ayında yaptığı toplantıda aldığı kararla BSE riskinin ihmal
edilebilir düzeyde olduğu beş ülke belirlemiştir. Bunlar; Avustralya, Arjantin, Yeni Zelanda,
Singapur ve Uruguay'dır. İthalatın başladığı ABD ise Brezilya, Kanada, Şili, İsviçre ve
Tayvan ile birlikte “kontrol edilebilir” BSE riski taşıyan ülkeler arasında sayılmıştır. OIE’nin
bu kararını pek dikkate almayan AB ise 29 Haziran 2007 tarihli ve 2007/453/EC2 sayılı
komisyon kararını 30 Haziran 2007 günlü L172 sayılı AB resmi gazetesinde2 yayınlayarak,
AB ülkelerini ABD ile aynı statüye taşımıştır. İthalat yanlıları açısından bu kararın bir iyi bir
de kötü tarafı vardır. Kararın iyi tarafı ABD ile AB aynı statüde olduğuna göre, AB’den gebe
düve ithalatında bir sorun olmayacağının düşünülebileceğidir. Kararın kötü yanı ise 2007 yılı
Mart ayı sonuna kadar 24 BSE vakası rapor eden Birleşik Krallık3, Haziran 2007’de 4 BSE
vakasını kayda geçirten Almanya4 ve Eylül 2007’de 15 BSE vakası bildirilen İrlanda’nın da
ABD ile aynı statüde sayılmasıdır.
O halde “countries with a controlled BSE risk” cümleciğinde ifadesini bulan statü sadece
OIE’nin verdiği bir statü değildir ve hiçbir zaman BSE yoktur anlamına gelmemektedir. Bir
2 http://eur-lex.europa.eu/LexUriServ/site/en/oj/2007/l_172/l_17220070630en00840086.pdf
3http://www.oie.int/eng/info/en_esbru.htm
4 http://www.oie.int/eng/info/en_esbmonde.htm
40
başka ifadeyle Bakanlık açısından ABD ve AB için 1–2 yıl önce geçerli olan kaygılar bugün
de geçerli olmalıdır. Eğer aksi bir durum söz konusuysa, yani Bakanlık kaygı duymuyorsa
bunun nedeni kesinlikle ABD ve AB’de BSE riskinin ortadan kalktığı bilgisi ve düşüncesi
olamaz. Çünkü, OIE’nin kararını bir kurtarıcı gibi gösterenler, bunun Türkiye’ye gebe düve
ithal edebilirsin, etmelisin anlamına gelmeyeceğini, en azından OIE’nin böyle bir kararın
makamı olmadığını ve bu kararın ABD ve AB’de BSE hastalığı yoktur anlamına gelmediğini
bilirler. (AKMAN,N.,2007-1)
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
Tablo 14. BSE Risk Sınıflandırması
RİSK
GRUPLARI
OIE
(Dünya Hayvan Sağlık
Örgütü) Avrupa Birliği
Mayıs 2007 OIE Kararı
29.06.2007 tarih ve
2007/453/EC sayılı komisyon
kararı 30.06.2007 tarih ve
L172/84 sayılı AB Resmi
Gazetesi
İhmal
edilebilir
Avustralya, Arjantin,
Y.Zelanda,Singapur,
Uruguay
Avustralya, Arjantin,
Y.Zelanda,Singapur, Uruguay
Kontrol
edilebilir
Brezilya, Kanada, Şili,
İsviçre, Tayvan, ABD
AB-27, İzlanda, Norveç,
İsviçre, Brezilya, Kanada,
Şili, Tayvan, ABD
Belirsiz İzlanda, Paraguay
(Geçici olarak Ari)
Yukarıdakiler dışında kalan
BSE Riski belirlenmemiş
diğer ülkeler
ABD ve AB’den gebe düve ithalatını OIE’nin direktifi gibi algılayan ve topluma da böyle
algılatma gayretinde olanlar, bu konudaki yanlıştan her zaman sorumlu olacaklardır. En
azından ABD’den BSE nedeniyle, hatta BSE bir yana Mavidil hastalığı yüzünden sığır
ithalatını yasaklayan Fransa5 dahil 13 AB ülkesi ile 9 farklı ülkenin (Arjantin, Bolivya,
Kolombiya, Dominik Cumhuriyeti, Ekvator, El Salvador, Nikaragua, Peru ve Uruguay)
tavrını bilerek bu yalanı sürdüremeyeceklerdir.
Benzer şekilde OIE tarafından ABD ile aynı kategoriye konan Brezilya6 ve Şili’nin, BSE
nedeniyle ABD’den sığır ithalatını yasakladığını da gizleyemeyeceklerdir.
(AKMAN,N.,2007-2)
5 http://www.aphis.usda.gov/NCIE/iregs/animals/fr.html
6 http://www.aphis.usda.gov/NCIE/iregs/animals/br.html
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
serdar33
forum assubayı
forum assubayı


Mesaj Sayısı : 199
Kayıt tarihi : 13/02/09

MesajKonu: Geri: TÜRKİYE TARIM ÜRÜNLERİ RAPORU-SÜT ÜRÜNLERİ   C.tesi Şub. 14, 2009 1:38 am

Aşağıdaki tabloda 2001-2007 yılları arasında çeşitli ülkelerce OIE’ye resmi bildirimi yapılmış
BSE vaka sayıları verilmektedir. Görüldüğü gibi hastalık AB dahil olmak üzere birçok ülkede
hala çıkmaya devam etmektedir.
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
Tablo 15. Bazı Ülkelerde Çiftlik Hayvanlarında OIE’ye Rapor Edilen BSE Vaka
Sayıları
Ülkeler 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007
Kanada 0 0 2 1 1 5 2
ABD 0 0 0 0 1 1 -
Birleşik Krallık 1202 1144 611 343 225 114 24
Fransa 274 239 137 54 31 8 -
Almanya 125 106 54 65 32 16 4
İtalya 48 38 29 7 8 7 -
İrlanda 246 333 183 126 69 41 15
Hollanda 20 24 19 6 3 2 -
Portekiz 110 86 133 92 46 33 -
İspanya 82 127 167 137 98 68 -
Kaynak: OIE
21. Sözleşmeli Üretim ve Süt Sektörü
Dünyada yaşanan küreselleşme eğilimleri endüstride sözleşmeli üretimin genişlemesi ve
yaygınlaşması ile paralel bir şekilde gelişmiştir. 20. yüzyılın sonlarına doğru Batı Avrupa,
Kuzey Amerika ve Japonya’da sözleşmeli tarım gıda sanayiinin kritik bir unsuru olmuştur.
Son 20 yılda çok uluslu şirketler, Dünya Bankası, Asya Kalkınma Bankası gibi uluslar arası
finans kurumlarının da desteği ile üçüncü dünya ülkelerinde önemli gelişmeler olmuştur.
Bunlar sözleşmeli tarımı, kırsal kesimin kalkınmasında sosyal örgütlenme modeli içinde
incelemişler ve kırsal kalkınma ve iskan projeleri ile birlikte kullanmışlardır.
Dünyada hızla yayılan sözleşmeli yetiştiricilik modeli ABD’de sebze, meyve ve broilerde
%80-90 oranında uygulanmaya başlamıştır. Aynı şekilde AB’de ise yumurtanın %70’i, sütün
42
%99’u, şeker pancarının, patatesin, bezelyenin ve sanayi tipi domatesin ise %100’ü
sözleşmeli olarak yetiştirilmekte ve pazarlanmaktadır. AB ülkeleri içerisinde son yıllarda
özellikle İspanya’da gıda sanayinde üreticiler arasındaki dikey entegrasyon hızlı bir şekilde
gelişmektedir. AB’de sözleşmeli yetiştiricilikte tercih edilen sistem ise çiftçilerin tek tek değil
birlik ve kooperatifler aracılığı ile sanayici ile bağlantı kurması şeklinde olmuş böylece
çiftçilerin hak ve çıkarları daha iyi şekilde korunmaya çalışılmıştır.
Sözleşmeli üretim modelinin dünyadaki uygulamaları incelendiğinde sahip olduğu bütün
avantajlara rağmen bazı dezavantajları da zaman zaman göze çarpmış ve Fransa gibi bazı
ülkelerde fazla benimsenmemiştir. Ulusal ve uluslararası firmalar, üreticileri kendilerine
bağlamak için kredi, fiyat ve pazar garantisi sağlaması çiftçiler açısından tek yanlı bağımlılığa
neden olabilmektedir. Dolayısıyla bu tek yanlı bağımlılık tarımdan sağlanan pozitif değerlerin
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Ve Yılı Sonrası Beklentiler
büyük ölçüde sanayiciye geçmesine neden olmaktadır. Türkiye’de ve dünyada bu
dezavantajların azaltılması için öncelikle sözleşmeli üretimde ilişkilerin ikili ve karşılıklı
bağımlılığa dönüştürülmesi gerekmektedir. (DPT;2007)
21.1. Ülkemizde süt sığırcılığında sözleşmeli üretim eğilimleri
Avrupa Birliği’ne adaylık statüsü kazanılması,pazara dönük üretim yapabilen, teknoloji ve
bilgiyi kullanabilen , kaliteli ve sağlıklı süt üretebilen rekabetçi işletmelerin oluşturulmasını
önemli hale getirmiştir. Üretici örgütleri rekabetçi işletmelerin, istikrarlı bir süt sektör
piyasası oluşturulması ile mümkün olacağını söylerken, karar vericiler, sanayici ve üretici
arasında yapılacak sözleşmeli üretim ve bu sisteme entegre edilecek destekleme
mekanizmaları ile mümkün olacağını düşünmektedirler
Bu düşünceler çerçevesinde Sözleşmeli Üretimle ilgili ;
“-5488 sayılı Tarım Kanunu’nun Sözleşmeli Üretim alt başlıklı 13. maddesine göre taslağı
hazırlanan ve görüşe hazırlanan Tarımda Sözleşmeli üretimin esaslarının belirlendiği
Yönetmelik hazırlıkları,
-Yine aynı madde de yer alan “Bakanlık sözleşmeli üretimi özendirmek üzere üreticilere bu
Kanunla belirtilen desteklerin verilmesinde öncelik tanır” hükmü,
-Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri kanalıyla kullandırılan Selektif Kredi
kapsamına Sözleşmeli Tarımın da dahil edilmesi,
-Tarım ve Köyişleri Bakanlığı öncülüğünde tartışmaya açılan Sözleşmeli Süt Sığırcılığı
Projesi” atılan önemli adımlar olarak dikkat çekmektedir.
21.2. Tavukçulukta uygulanan sözleşmeli üretim süt hayvancılığına örnek
olabilir mi?
Ülkemizde hayvancılıkta sözleşmeli üretim denilince her zaman broiler yetiştiriciliği örnek
olarak gösterilmektedir. Bu alanda yapılan üretim sanıldığı gibi üretici açısından memnuniyet
verici özellikleri taşımamaktadır. Yaşanan sıkıntılara bakılacak olursa;
¡ Milyonlarca YTL yatırım yaparak kümes kuran ve broiler üretimi yapan yetiştirici,
altına imza attığı sözleşmenin neleri içerdiğini,
¡ Ne kadar para kazandığını bilmemekte,
¡ Fiyat konusunda pazarlık yapamamakta,
43
¡ Firmalar arasında tercih yapma konusunda özgür davranamamakta,
¡ Örgütleşme faaliyeti içerisine bile girmeye korkmakta,
¡ Kendi kurduğu işletmesinde sadece işçi gibi çalışmaktadır.
Yani alıcı firmalar tarafından ve ülke tavukçuluk sektörünün geldiği yer açısından
bakıldığında bu alandaki sözleşmeli üretim olumlu gözükse de, üretici açısından hiç de
iyimser bir tablo göze çarpmamaktadır.
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
21.3. Üretici Örgütleri Süt Sığırcılığında Sözleşmeli Üretime Neden Karşı
Çıkıyor?
Üretici örgütleri sözleşmeli üretime çeşitli nedenlerle karşı çıkmaktadırlar. Bunlardan
bazılarına bakılacak olursa;
¡ Geçmişte yaşanan tecrübeler
1987–1996 yıllarında uygulanan Gebe Düve İthal Projesinde özel sektörün
üstlendiği görevleri yerine getirmemesi (Bu proje çerçevesinde genetik seviyesi
yüksek gebe düve ithal edilip anlaşmalı yetiştiricilere dağıtmak, bu hayvanların soy
kütüğü ve verim kayıtlarını tutmak, işletmelerin girdi ihtiyacının karşılanmasına
yardımcı olmak, ürünleri satın almak yetki ve görevi özel sektöre de tanınmıştır.Proje
kapsamında 1989-1996 yılları arasında yaklaşık 350 milyon ABD doları döviz
harcanarak toplam 300.000 başa yakın gebe düve ithal edilip yetiştiricilere
dağıtılmıştır. Bu ithalatın yaklaşık %70’ini de özel sektör kuruluşları
gerçekleştirmiştir.Üretimi artırmak adına yapılan bu ticaretten hem ihracatçı
ülkelerin çiftçileri hem de Türkiye’nin ilgili özel sektörü karlı çıkmış, hayvanlar
teslim edilerek iş tamamlanmıştır. Yani bu kuruluşlar projenin gerektirdiği diğer
işlerin hiçbirisini yapmamıştır. Diğer bir değişle, gebe düve sattıkları işletmelerin
sperma, yem, teknik bilgi vb. girdi ihtiyacı ile ürettikleri süt ve damızlıkların
satılması ile ilgilenmemişlerdir.)
Sıfır Faizli Sözleşmeli Besicilik Projesi (Proje süresince et fiyatları kamuya ait
olduğu gerekçesi ile EBK fiyatlarına endekslenmiştir. Fakat ne yazık ki, sözleşme
süresi olan bir yıl boyunca EBK, girdi fiyatlarındaki hızlı artışa rağmen ürün
fiyatlarını hiç artırmamış ve sözleşme yapan üreticiyi mağdur etmiştir.)
(DSYMB;2007)
¡ AB’de ferdi sözleşmenin yasak olması
Sebze üretiminde bireysel sözleşmeli üretim 2000 yılından itibaren yasaklanmış, bunun
yerine alıcıların üretici örgütleriyle sözleşme yapabileceği belirtilmiştir (615/917 Sayılı
Komisyon Yönetmeliği).
¡ Ülkemizde sektörde piyasa düzeninin olmaması
Böyle bir durumda ürün fiyatları ve dolayısıyla üretici gelirleri tamamen sanayicinin
insafına bırakılmış, üretici kendi ürünü üzerinde tamamen etkisiz hale getirilmiş olacaktır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
serdar33
forum assubayı
forum assubayı


Mesaj Sayısı : 199
Kayıt tarihi : 13/02/09

MesajKonu: Geri: TÜRKİYE TARIM ÜRÜNLERİ RAPORU-SÜT ÜRÜNLERİ   C.tesi Şub. 14, 2009 1:39 am

Birçok sözleşmeli ürün üretiminde üreticilerin yaşadığı sıkıntılar
¡ Kişiler arasında yapılacak sözleşmeli üretimi yasaklayan herhangi bir mevzuatın
olmaması ( Ülkemizde sözleşmeli üretim yasak değildir. Her isteyen istediğiyle
sözleşme yapabilme özgürlüğüne sahiptir. Fakat süt sığırcılığında üretici örgütleri
tarafından kabul görmeyen böyle bir sistemin, dünyada da başarılı bir örneği
gösterilmeden Devlet kanalıyla bir nevi zorlayarak uygulanmaya çalışılması olumlu
karşılanmamaktadır. )
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
22. Hayvancılık Destekleri
Türkiye Hayvancılığının desteklenmesi yakın geçmişte, 2000 yılında başlayan ve 2000-2005
yılları arasında uygulanan 2000/467 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile başlamış, 2005 yılında
ise yeni bir Bakanlar Kurulu Kararı ile (2005/8503 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı) 2010 yılına
kadar 6 yıl süreyle bu desteğe devam kararı alınmıştır.
2000 yılında cari fiyatlarla 12 milyon YTL ile başlayan destek 2007 yılına gelindiğinde
yaklaşık 711 milyon YTL’ye yükselmiştir.
Toplam tarımsal destek bütçesinden hayvancılık desteklerine ayrılan paya bakıldığında; bu
oranın 2000 yılında %0,5 iken sürekli arttığı ve 2006 yılında %13,9’a kadar yükseldiği, 2007
yılında ise %12,8’e gerilediği görülmektedir. 2008 için planlanan rakam ise toplam tarımsal
bütçenin %13,5’ine tekabül etmektedir.
Tablo 16. Toplam Tarım Destek Bütçesi ve Hayvancılık Desteklerinin Yeri
2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007
(1)
2008
(2)
Tarımsal
Bütçe
(Milyon
YTL)
2,414.0 2,717.0 3,030.0 2,850.0 3,084.0 3,707.0 4,747.0 5,576.0 5,400.0
Hayvancılık
Bütçesi
(Milyon
YTL)
12.0 41.451 86.588 105.651 209.0 345.0 661.0 711.0 731.0
Hayvancılık
Payı (%) 0.5 1.5 2.9 3.7 6.8 9.3 13.9 12.8 13.5
¡ (1) Tahmin (2) Program 60. Hükümet 2008 Yılı Programı
¡ 2004-2005-2006 TKB bütçesi kesin hesap verileri,
45
¡ 2000-2003 TKB- HM
Destekleme kalemlerinin toplamdan aldıkları paya bakıldığında; en fazla payı yem bitkileri
desteğinin aldığı, bunu süt teşvik priminin izlediği görülmektedir. Belirlenen yıllarda sürekli
verilen destekler ise, yem bitkileri, süt teşvik primi, suni tohumlama desteği ve damızlık
gebe düve desteği olarak görünmektedir.
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
Tablo 17. Hayvancılık Destekleme Kalemlerinin Dağılımı (%)
Destek Kalemleri 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006
Gebe Düve 1,53 5,36 3,31 2,30 1,75 0,80 0,55
Yem Bitkileri
Desteklemeleri
20,20 39,30 41,08 58,49 29,05 41,95 41,47
Suni Tohumlama 1,19 2,53 1,40 1,87 2,12 6,25 7,13
Suni Toh.Ekipman 0,02 0,05 0,08 0,08 0,07 0,13 -
Kaba Yem 77,07 45,93 - - - - -
Sığır ve Manda - 6,82 33,86 - - - -
Süt - - 20,26 36,15 32,15 32,24 27,85
Buzağı - - - 0,35 1,30 3,20 7,89
Arıcılık - - - 0,00 0,07 2,29 2,74
Su Ürünleri - - - 0,76 1,34 12,10 6,02
Hastalıktan Ari Süt Hay. - - - 0,01 0,03 0,15 0,83
Telef Olan Hay.Tazm. - - - - 0,37 0,41 1,33
Kırmızı Et - - - - 31,73 - -
Sağım Hijyeni ve Süt
Kalitesi
- - - - - 0,17 0,33
Hayvan Gen Kaynakları - - - - - 0,18 0,25
Hastalıklarla Mücadele - - - - - 0,14 0,33
Hayvan Kimlik Sistemi - - - - - 0,00 0,03
Küçükbaş Islah Amaç.
Yetişt. Birliği Desteği
- - - - - - 1,66
İpekböceği Koza Desteği - - - - - - 0,28
Tiftik Desteği - - - - - - 0,24
46
Sertifikalı Yem Bitk.
Tohum Desteği
- - - - - - 0,24
Gıda Güvenliği Desteği - - - - - - 0,83
TOPLAM 100,00 100,00 100,00 100,00 100,00 100,00 100,00
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
22.1. Mevcut Desteklerde Yaşanan Sorunlar Nelerdir?
¡ 2000 yılında yaklaşık 5 ana başlıkla başlayan desteğin her yıl artırılarak 2007 yılına
gelindiğinde yaklaşık 22 ana başlık ve 61 destek kalemine çıktığı görülmüştür.
Bu yapı
hem
bürokratik iş yükünü artırıyor
hem de
kontrolü zorlaştırıyordu
¡ Uygulanan desteklerin etkilerinin tespit edilmesine yönelik bir çalışmanın bugüne
kadar yapılmamış olması, desteklerin ne ölçüde işe yaradığını (etkinliğini) anlamayı
zorlaştırmaktadır.
¡ Desteklerin zamanında ödenmemesi “zamanında ödenmeyen destek, acaba destek
midir?” sorusunu sormayı zorunlu kılmaktadır (2007 hayvancılık destekleri 2008
yılında yeni yeni ödenmeye başlamıştır). Destek paralarına güvenerek borçlanan
üretici, zamanında ödeme yapılmayınca borçlarını ödeyememiş, büyük sıkıntıya
girmiştir. Bu durum aynı zamanda üreticinin önünü görerek planlama ve yatırım
yapmasını da engellemektedir.
¡ Süt sektörü ile ilgili talep artırıcı politikaların olmaması sektörde istikrarsızlığa yol
açmaktadır. Özellikle gelişmiş ülkelerde yasa ile garanti altına alınmış “Okul Sütü
Programları” nın yasalaşmasına sıcak bakılmaması ve 2003 yılından beridir hiç
uygulanmaması, ihracat destekleri uygulanmadan ve talepte artış sağlamadan
belirlenen üretim hedeflerine nasıl ulaşılacağını, ulaşılsa bile talep edilmeyen sütün ne
yapılacağı sorusunu da cevapsız bırakmaktadır.
¡ Devletin AB ve ABD’de olduğu gibi gerektiğinde müdahale alımları yoluyla piyasaya
girip istikrarı sağlamaması üreticilerin önünü görerek üretim yapmasını engellemekte,
yatırım kabiliyetlerini sınırlandırmakta, yeterince bilgi ve teknoloji kullanımını ve
işletme ölçeklerini büyütmesini engellemektedir.
¡ AB’den gelen yabancı uzmanlar; “Bir yıl sonrasının fiyatını bilmeyen yani önünü
göremeyen hiçbir üretici AB’de süt üretimi yapmaz, AB’deki üreticiler sütü ne zaman,
hangi fiyata (en az kaça satacağını), kime satacaklarını önceden bildikleri için
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
serdar33
forum assubayı
forum assubayı


Mesaj Sayısı : 199
Kayıt tarihi : 13/02/09

MesajKonu: Geri: TÜRKİYE TARIM ÜRÜNLERİ RAPORU-SÜT ÜRÜNLERİ   C.tesi Şub. 14, 2009 1:40 am

önlerini görebilmekte dolayısıyla yatırım yapabilme kabiliyetine sahiptirler”
(CAİGNET; 2006)
Üretim maliyetlerinin yüksek olması ve Kredi kaynaklarına ulaşmada yaşanan
sıkıntılar ise üreticinin yatırım kabiliyetini sınırlayıcı diğer önemli faktörler olarak
göze çarpmaktadır.
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
22.2. Yeni Hayvancılık Destekleme Politikaları
60. Hükümet’in 2008 yılı Programında;
¡ Hayvancılık desteklerinin sadeleştirilerek Haziran sonuna kadar amaç odaklı olarak
yeniden düzenleneceği bu amaçla, 2005/8503 sayılı Hayvancılığın Desteklenmesi
Hakkındaki Bakanlar Kurulu Kararının değiştirileceği belirtilmektedir
¡ Sorumlu kuruluş Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, İşbirliği yapılacak kuruluşlar; Maliye
Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, Devlet Planlama
Teşkilatı, Hazine Müsteşarlığı ve Dış Ticaret Müsteşarlığı olarak belirlenmiştir.
22.2.1. Yeni hayvancılık destekleri neleri içeriyor?
2008/13489 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile, hayvancılık destek kalemlerinin büyük oranda
kaldırılmış ve özellikle süt hayvancılığını ilgilendiren yeni destekler aşağıdaki şekilde hayata
geçirilmiştir.
Kaba yem destekleri
Yonca- 115 YTL/da, Korunga-75 YTL/da, Yapay çayır mera-75 YTL/da, Fiğ,Macar fiğ-
30 YTL/da, Silajlık tek yıllık yem bitkileri ve silajlık mısır-45 YTL/da.
Hayvan başına destek
Anaç sığır başına; Melez ırkında 300 YTL/baş, Saf ırklarda 350 YTL/baş, Hastalıktan ari
işletmelerde 400 YTL/baş.
Anaç koyun desteği
Koyun yetiştirici birliklerinin tuttuğu damızlık kayıt sistemine kayıtlı olan damızlık anaç
koyun başına 10 YTL/baş.
Gen kaynakları desteği
Gen kaynaklarının yerinde korunması ve geliştirilmesi amacıyla ; büyükbaş hayvanlarda
360 YTL/baş, küçükbaş hayvanlarda 65 YTL/baş, geliştirme amaçlı küçükbaş
hayvanlarda ise 35 YTL/baş destek uygulanacaktır.
Görüldüğü gibi suni tohumlamadan, süt hijyeni ve kalitesini sağlamaya, sütün sanayiye
gidişini teşvik etmekten, sertifikalı yem bitkisi tohumu kullanımını teşvik etmeye, damızlık
hayvan alımlarını artırmaktan, suni tohumlamadan doğan buzağıya yönelik bütün desteklerin
bir anda kaldırılması öngörülmüştür. Destek birim fiyatları bilindiği gibi 2006 ve 2007
48
yıllarında değişmemiş aynı kalmıştır. Şu an yukarıda açıklanan destekler özellikle kaba yem
destekleri eski birim fiyatların da altında kalmıştır.
22.2.2. Yeni Desteklerle ilgili ortaya atılan görüşler ve tarafların tepkileri
Hayvancılık desteklerinde yapılan değişiklik, sektör paydaşlarından değişik tepkiler almıştır.
Gerek kamuoyuna yapılan açıklamalarda, gerekse Mart 2008 tarihinde Türkiye Ziraat Odaları
Birliğinde yapılan toplantıda tarafların ( üretici örgütleri, sanayici, akademisyenler, meslek
örgütleri, dernekler,Bakanlık) dile getirdikleri görüş ve tepkiler aşağıda özetlenmektedir.
¡ Azı gözetmeyen, çoğu da kollamayan bir sistem yaratılmaya çalışılmaktadır.
¡ Bu tip bir destek Doğrudan Gelir Desteğinden farksızdır.
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
¡ Böyle bir sistem sadece verimsizliği destekleyecektir.
¡ Böyle bir destekle kalite ve verimlilik cezalandırılmaktadır.
¡ Büyükbaş hayvan desteğinin 200 başla sınırlandırılması büyük yatırımların
yapılmasını engelleyecektir.
¡ Hayvan başına destek hayvancılığın az geliştiği Doğu-Güneydoğu Anadolu Bölgesi
hayvancılığını geliştirmek için uygulanabilir, diğer bölgelerde uygulanması rasyonel
değildir.
¡ Hayvan başına destek için üreticilere geçiş süresi tanınmalıydı, herkes de tedbirini ona
göre almalıydı. Bir anda böyle bir sisteme geçmek herkesi sıkıntıya sokacaktır.
¡ Hayvancılık desteklerini 61 gibi birçok kaleme çıkarmak için gerekçeleriniz olmuşsa,
bu sayıyı azaltabilmek için de bu gerekçelerin ortadan kalkmış olması lazımdır. Şu an
ki durum bu gerekçelerin ortadan kalkmadığını göstermektedir.
¡ Desteklerin devam edeceğini düşünerek yatırım yapanlar, bu değişiklikle artık
Devletin ne yapacağını kestirmekte zorlanmaktadırlar. 2005 yılında çıkarılan Bakanlar
Kurulu Kararı ile 6 yıl uygulanacak destekler belirlenmişken, 2008 yılına gelindiğinde
Devlet, ben bu işten vazgeçtim demektedir. Hayvancılığa ivme kazandıracak olan bir
sistem nedenini kimsenin bilmediği bir şekilde kaldırılmaktadır. Tarım ve Köyişleri
Bakanlığı sözünün arkasında durmalı, Devlet taahhütlerine uymalıdır.
¡ Bizim köylümüz akıllıdır, üçü-beşi bir araya gelir desteği de kapar.
22.2.3.Yeni Destekleme Sistemine Yönelik TZOB Görüşleri
TZOB desteklerin sadeleştirilmesini olumlu karşılamakta fakat bu şekilde üretimden kopuk
hale getirilmesini ise uygun bulmamaktadır.
22.2.3.1. Hayvan başına destek birim fiyatı neye göre belirlenecektir?
(Toplam hayvancılık bütçesi artırılmış olsa da son iki yıldır birim fiyatlar aynıdır)
Özellikle süt teşvik primi ve buzağı desteğinden meydana gelecek kayıp (çünkü yeni sistemde
verilmesi öngörülmüyor) ve suni tohumlama (yapılması şart koşuluyor) gibi masraflar dikkate
alınacak mı? Aksi takdirde üreticilerin mağdur olması söz konusu olacaktır.
22.2.3.2. Beş baş altı hayvana sahip üreticiler mağdur olabilecektir
Hayvan başına destekte alt limitin 5 baş olarak belirlenmesi, hayvancılık kooperatifi üyesi
birçok üreticinin desteklerden faydalanmasını engelleyecektir. Bir çoğu hayvanlarını beşe
49
çıkarmaya çalışacak, Hayvan satışlarında talep patlaması yaşanabilecek, Damızlık hayvan
fiyatlarında suni fiyat yükselmeleri olabilecektir.
Üreticilerimizin mağdur olmaması ve bahsedilen sıkıntıların yaşanmaması için beş baş altı
işletmelerin de destekten faydalanmasına imkan tanıyacak örneğin, kooperatif üyelerinin bu
durumdan muaf tutulması gibi düzenlemeler yapılmalıdır.
22.2.3.3. Verimde düşüşler ve sanayiye giden süt oranında azalmalar yaşanabilecektir
Kilo başına verilen Süt Teşvik priminin kaldırılması, nasılsa hayvan başına destek veriliyor
diye bakımda ve verimi artırmada gevşemelere neden olabilecektir.
Sütün sanayiye teslim şartının olmaması sanayiye gidecek süt oranında azalmalara neden
olabilecek, sanayiye giden sütün kaydının tutulmasında sıkıntılara neden olabilecek, belki de
sokak sütçülerinin piyasada daha aktif olmasına yol açabilecektir. Aşağıdaki grafik
incelendiğinde 1995 yılında süt teşvik priminden faydalanan süt üretilen toplam inek sütünün
%6,6’sı (608 bin ton) iken zamanla bu oranın arttığı, 2006 yılına gelindiğinde %36,1’e (3,9
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
milyon ton) yükseldiği görülmektedir. Süt üretim rakamlarımızda yaşanan çelişkili rakamlara
rağmen en azından ne kadar sütün sanayiye gittiğini süt teşvik priminden tespit
edilebiliyorken, bu şartın olmaması kayıtta da sıkıntılara neden olabilecektir. Bu durum
kayıtdışılığı körükleyerek Devletin vergi kaybına da neden olabilecektir.
Grafik 17. Türkiye’de Süt Teşvik Priminin Sanayiye Giden Süte Etkisi
Kaynak: TKB-KKGM verilerinden derlenmiştir.
22.2.3.4. Suni tohumlama desteğinin kaldırılması tohumlamada azalmalara yol
açabilecektir
Hayvancılık desteklerinin bu önemli kaleminde sürekli değişiklik yapılmıştır. İlk önce
üreticiye verilirken, daha sonra uygulayıcılara (veteriner hekim, şirketler, üretici örgütleri vb.)
verilmeye başlamıştır. Özellikle bu değişikliğin yapıldığı 2005 yılından itibaren tohumlanan
hayvan sayısının iki katına çıktığı ve artarak devam ettiği görülmektedir. Şimdi ise bu destek
kaldırılmış, desteğin kaldırılması bir yana bu desteği takviye eden suni tohumlamadan doğan
buzağı desteği de kaldırılmıştır. Bütün bu değişiklik tohumlamada yaşanan bu gelişmelerin
azalmasına neden olabilecektir.
Desteklenen Süt Miktarı ve Toplam İnek Sütü Üretiminden
Aldığı Pay
36.1
6.6
16.8
25.9
32.2
25.8 26.4 25.8
20.5
21.0
27.5
33.9
0
1000000
2000000
3000000
4000000
5000000
6000000
7000000
8000000
9000000
10000000
11000000
12000000
1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006
Miktar (Ton)
0.0
5.0
10.0
15.0
20.0
25.0
30.0
35.0
40.0
Oran (%)
İnekSütü Üretim Desteklenen süt Desteğin oranı
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
serdar33
forum assubayı
forum assubayı


Mesaj Sayısı : 199
Kayıt tarihi : 13/02/09

MesajKonu: Geri: TÜRKİYE TARIM ÜRÜNLERİ RAPORU-SÜT ÜRÜNLERİ   C.tesi Şub. 14, 2009 1:41 am

Grafik 18. Türkiye’de Yıllara Göre Suni Tohumlama Çalışmaları
Kaynak: Tarım ve Köyişleri Bakanı Bütçe Konuşması, 2007.
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
22.2.3.5. Yem Bitkileri Desteğinin azaltılması ekimleri azaltabilecek, kaliteli kaba yem
açığı artabilecektir
Hayvancılık için en önemli kaba yem kaynaklarından birisi yem bitkileridir. Hayvancılıkta
gelişmiş ülkelerde bu nedenle yem bitkisi ekilişleri toplam ekilebilir alanda önemli bir paya
sahiptir. Örneğin ABD’de yem bitkisi ekili alanları toplam ekilen alanların %23’ünü,
İngiltere’de %25,4’ünü, Fransa’da %25,8’ini, Almanya’da %36,5’ini, Hollanda’da %31,4’ünü
oluşturmaktadır.
Ülkemizde bu konunun önemi geçte olsa anlaşılmış, 2000 yılından itibaren yem bitkileri
ekilişlerine destek verilmeye başlanmıştır. 2000 yılında toplam ekilen alanlar içinde yem
bitkisi ekilişlerinin payı %3,9 iken 2005 yılında bu oran %6,2’ye yükselmiştir. Ülkemizde
kaliteli kaba yem açığının büyük boyutlarda olduğu düşünülüğünde bu miktarın yeterli
olmadığı görülmektedir.
Türkiye toplam yem bitkisi ekili alanlarını desteklemenin başladığı 2000 yılından itibaren beş
yıllık süreçte sadece iki katı artırabilmiştir. Fakat desteklenen yem bitkisi alanlarında sürekli
artış olmuştur. 2000 yılında Toplam ekilen yem bitkisi alanının %7,7’si desteklenmişken,
2005 yılında bu oran %41’e yükselmiştir. Burada yem bitkisi ekili alanlarının %60’ına
yakınının destekten faydalanamadığı gibi bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Bakanlık yetkilileri,
çok yıllık yem bitkileri için ekilen 4 yıllık süreçte sadece bir yıl için destek alındığını bu
nedenle ekilişlerin %90’ına yakınının destekten faydalandığını belirtmektedirler.
Tablo 18. Yem Bitkisi Ekilişleri ve Yem Desteklemeleri
Yıllar
Toplam Yem
Bitkisi Ekilişi
(Ha) (1)
Desteklenen
Yem Bitkisi
Ekilişi (Ha) (2)
Desteklenenin/
Ekilenden
Aldığı Pay
(%)
Toplam Yem Bitkisi Ekili
Alanının /Toplam Ekilen
Tarım Alanından Aldığı
Pay (%)
1999 664.613 - - 3.7
2000 695.177 53.855 7.7 3.9
2001 711.575 127.512 17.9 4.0
2002 723.250 215.853 29.8 4.0
SUNİ TOHUMLAMA ÇALIŞMALARI (Adet)
624.000 635.000
1.600.000
1.850.000
846.000
0
500.000
1.000.000
1.500.000
2.000.000
2002 2003 2004 2005 2006*
51
2003 789.900 269.875 34.2 4.4
2004 920.100 361.641 39.3 5.1
2005 1.107.000 454.073 41.0 6.2
Kaynak: TKB, Tarımsal Üretim Geliştirme Genel Müdürlüğü
Not: Toplam Ekilen Tarım Alanı 18 milyon (Ha) alınmıştır. 2005 yılı verilerinde dane mısır (600.000 ha)
desteklenen yem bitkileri ekilişine dahil edilmemiştir.
Yem bitkileri destek birim fiyatları önceden bölgelere göre maliyetler esas alınarak
belirlenirken, 2005 yılından itibaren bu uygulamadan vazgeçilmiş, tüm ülkede maliyetleri
dikkate almadan tek fiyat uygulamasına geçilmiştir.
Yeni sistemde öngörülen birim fiyatlar uygulanacak olursa, zaten iki yıldır yerinde sayan
birim desteklerin azaltılması, gübre tohum gibi girdi fiyatlarının ciddi oranlarda sürekli
yükseldiği dikkate alındığında, ekilen alanların azalmasına neden olabilecektir.
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
22.2.3.6. Yem bitkisi ekilişlerinde sertifikalı tohum kullanımında azalmalara neden
olabilecek, verimi olumsuz etkileyebilecektir
Güncel desteklemelerde ilave olarak verilen, yurtiçi sertifikalı tohum kullanımı (%5 ilave
destek) ve kalkınmada öncelikli iller (%10 ilave destek) desteklerinin yeni sistemde
kaldırılacağı görülmektedir.
Ayrıca yurtiçinde sertifikalı tohum üretimini artırmayı amaçlayan sertifikalı yem bitkileri
tohum üretimi desteğinin de kaldırılacağı görülmektedir.
Desteğin bu şekle dönüştürülmesi, yerli sertifikalı tohum kullanımının yaygınlaştırılmasında
sıkıntı yaratabilecektir. Ayrıca ülkede sertifikalı yem bitkisi üretiminde de azalmalara neden
olabilecektir. Bütün bu durum üretim ve verim artışının hedeflendiği bir ortamda verimde
düşmelere neden olabilecek, üreticilerin maliyeti artacak, netice de üretimde de istenilen
hedeflere ulaşmakta sıkıntı yaşanabilecektir. Ayrıca tohum talebinin ülke içi üretimle
karşılanamaması ve dışa bağımlı olmak gibi olumsuzluklara neden olabilecektir.
23. Talep Artırıcı Politikalar-Okul Sütü
23.1. Dünya’da okul sütü programları
Dünyada bir çok ülke okul sütü programlarına büyük önem vermekte, geleceklerine yatırım
yapmaktadırlar. Mevcut veriler 60 dan fazla ülkede okul sütü programlarının uygulandığını
göstermektedir. Sıvı süt pazarında okul sütünün önemi ülkelere göre değişim göstermektedir.
Örneğin Tayland’da okul sütü toplam ulusal süt tüketiminin %25’ini oluşturmaktadır. Bu
değer Japonya’da % 9, ABD’de % 7, Finlandiya’da % 5, Lesoto’da % 5, Norveç’te % 4,
İsveç’te %4, Kanada’da ve Danimarka’da %3, diğer bir çok ülkede de bu oran %1 civarında
seyretmektedir. Danimarka’da okul sütü programından sonra okullardaki süt tüketimi %40
artmıştır.Birçok ülkede okul sütü programları ulusal süt endüstrisinin geliştirilmesi ile
ilişkilendirilmiştir. Örneğin Tayland, Çin, Brezilya gibi ülkeler bu yönde gelişim
sağlamışlardır.FAO’nun işbirliği ile çeşitli ülkelerde, yılda en az iki kez olmak üzere
“Çocukların beslenmesinde sütün rolü ve okul sütü programlarının finanse edilmesi” gibi
konularda konferanslar düzenlenmektedir. Bunun yanında “Dünya Okul Sütü Günü” her yıl
Eylül ayının son çarşambası birçok ülkede kutlanmaktadır. (GRİFFİN, M.,)
52
23.2. Avrupa Birliği’nde okul sütü programları
Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanan Okul sütü programının genel amacı; Avrupa Birliği
Komisyonu tarafından ;
Süt ürünleri pazarını genişletmek,
Okul çocuklarında süt ürünleri tüketiminin devamını ya da artışını sağlamak,
Çocukların okuldan sonra da devam ettirmelerin umarak, süt tüketim alışkanlığını
desteklemek,
Süt ürünlerinin okullarda diğer ürünlerle rekabet edebilecek fiyatlarda bulunmasını
sağlamak,
Süt ürünlerinin besin değeri ve özellikleri hakkında bilgi sağlayarak, süt ürünleri
hakkındaki imajı ve bilgiyi iyileştirmek şeklinde ifade edilmektedir.
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Ve Yılı Sonrası Beklentiler
AB Komisyonu esas amacı ise ; AB pazarında süt ürünleri için istikrar sağlamak ve adil
yaşama standartlarının sağlanmasına katkıda bulunmak şeklinde ifade etmekte, bu amaca
ulaşmak içinse aşağıdaki uygulamaların araç olarak kullanılmasını önermektedir.
Süt ve süt ürünleri tüketimini (talebi) artırmak
Süt tüketim alışkanlığını desteklemek
Süt ve süt ürünlerinin beslenmeye ve sağlığa olumlu katkıları hakkında doğru
bilgi/eğitim sağlayarak tüketimi desteklemek (EU; schoolmilk)
Bütün bunları gerçekleştirmek için Avrupa Birliği 1999 yılında yayımladığı “Eğitim
kurumlarında çocuklara süt ve belli süt ürünleri sağlanmasında topluluk yardımı hakkında
Tüzükle ” üye ülkelerde uygulanacak Okul Sütü Programına desteğin yasal alt yapısını
oluşturmuştur. Buna göre AB’de, eğitim kurumlarındaki öğrencilere (anaokulu ve ilkokullar,
eğer üye ülke isterse ortaokullar da dahildir), sıvı süt, yoğurt, fermente süt, peynir ve aromalı
süt yardımı yapılmaktadır. Bu uygulama 1255/1999 sayılı Yönetmeliğin 14. maddesi ve
2707/2000 sayılı Yönetmelik çerçevesinde yapılmakta ayrıca ülkelerde ulusal yardımlarla da
desteklenebilmektedir.
Ocak 2001’den itibaren Birlik yardımı, süt için hedef fiyatın %75’ine eşittir ve bu da süt
eşdeğeri olarak belirlenen tam yağlı süt olmayan ürünlere yardımla birlikte günde öğrenci
başına azami 0.25 litre süt eşdeğeridir. Bunun yanı sıra Ulusal yardımlar, her ülkede süt
sektörünün katkılarıyla da finanse edilebilmektedir.
23.3. Türkiye’de Uygulanan Okul Sütü Programları;
Ülkemizde okul sütü programı yakın zamanda SETBİR Genel Sekreterliğinin koordinasyonu
ile 2001 – 2002 Eğitim yılının ikinci yarısında uygulanmış ve 2002 –2003 eğitim yılında
devam ettirilmiştir. Bu dönemlere ait uygulamalarda; ülkemizin en yoğun göç alan 4 ili
İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır olarak belirlenmiş, bu illerin varoşlarındaki okullar
hedef kitle olarak seçilmiştir. M.E.B. tarafından tespit edilen bu illerin varoşlarındaki
okullarda “Okul Sütü” Programı başarıyla uygulanmıştır. 2002 – 2003 eğitim yılındaki
uygulamadan sonra Okul Sütü Programı, devam ettirilememiştir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
serdar33
forum assubayı
forum assubayı


Mesaj Sayısı : 199
Kayıt tarihi : 13/02/09

MesajKonu: Geri: TÜRKİYE TARIM ÜRÜNLERİ RAPORU-SÜT ÜRÜNLERİ   C.tesi Şub. 14, 2009 1:42 am

Tablo 19. Okul Sütü Projesi 2001-2002 Yılları Uygulaması
Bölge İhale Fiyatları
(TL) Dağıtım Adet *SYDTF Ödemesi
(TL)
İstanbul Avrupa Yakası 169.400 23.699.673 4.014.724.606.200
İstanbul Anadolu
Yakası 169.500 19.119.142 3.240.694.569.000
Ankara 169.500 16.133.876 2.734.691.982.000
İzmir 168.800 14.148.020 2.388.185.776.000
Diyarbakır 169.850 5.884.515 999.484.872.750
Toplam 78.985.226 13.377.781.805.950
Dağıtılan süt miktarı:
78.985.226 adet x 0.2 lt 15.797.045 lt (Yaklaşık 16 Bin Ton)
Okul Sütü Projesi 2002- 2003 Uygulaması
Bölge İhale Fiyatları
(TL) Dağıtım Adet SYDTF Ödemesi
(TL)
İstanbul 269.000 44.069.900 11.854.803.100.000
Ankara 258.905 24.499.691 6.343.092.498.350
İzmir 254.000 17.648.714 4.482.773.356.000
Diyarbakır 255.000 8.000.000 2.040.000.000.000
Toplam 94.218.305 24.720.668.954.350
Dağıtılan süt miktarı:
94.218.305 adet x 0.2 lt
18.843.661 lt (Yaklaşık 19 Bin Ton)
* Fiyatlara KDV dahil
54
değildir.
2005 yılında yaşanan sütte fazlalık krizinin aşılması ve talebi artırmaya yönelik sektörün
değişik kesimlerinden baskılar gelmesi üzerine ara verilen okul sütü programının hayata
geçirilmesi için 2005 yılında tüm sektör temsilcilerinin katıldığı bir dizi toplantı yapılmıştır.
Çalışmalar neticesinde SET-BİR tarafından 200 ml UHT sütün maliyetinin ne olacağı
konusunda değişik hesaplamalar yapılmıştır. Bu hesaplamalara göre, Toplam süt maliyetine
%10 kar+ nakliye eklendiğinde süt fiyatının 264.000-283.000 Kutu/TL, %12 kar+nakliye
eklendiğinde 268.700-288.000 kutu/TL, %14 kar+nakliye eklendiğinde 273.500-293.000
kutu/TL, %16 kar+nakliye eklendiğinde 278.300-298.300 kutu/TL, %20 kar+nakliye
eklendiğinde ise 288.000-308.000 kutu/TL olabileceği belirtilmiştir.
Okul Sütü Programının 1 milyon çocuk üzerinde ve 180 gün süreyle uygulanması
düşünülerek yapılan hesaplamada ise programın toplam maliyetinin; %10 kar+ nakliyeye göre
47,5-50,9 trilyon TL, %12’ye göre 48,4-51,8 trilyon TL, %14’e göre 49,2-52,7 trilyon TL,
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
%16’ya göre 50,1-53,7 trilyon TL ve %20’ye göre ise 51,8-55,4 trilyon TL olacağı
belirtilmiştir. (TKB;2005-1)
Bütün bu çalışmalar dizisi sonuç vermemiş, Devlet ortalama 47,5-55,4 trilyon TL arası
maliyeti olan, gelecek nesillere yatırım programını hayata geçirememiştir. Bunun yanı sıra
yukarıda da bahsedildiği gibi gerek tüketimi artırıp sağlıklı nesiller yetiştirmek gerekse süt
piyasasını düzenlemek amacıyla bir araç olarak kullanılan okul sütü programları birçok
ülkede yasal olarak Devlet güvencesine altına alınmış, hükümetlerin tercihlerine
bırakılmamıştır. Birliğimiz bu yönde gerekli yerlere talepte bulunmasına karşılık istenilen
sonucu elde edememiştir.
24. Türkiye Süt Sektörünün Geleceği
DPT 9. Kalkınma Planı Hayvancılık Özel İhtisas Komisyon Raporunda yer alan Türkiye’nin
2004-2013 yılları arası Süt Üretim ve Talep Projeksiyonlarına göre;
¡ 2004 yılında 10.659 bin ton olan toplam süt talebinin 2013 yılında 15.098 bin tona
yükseleceği,
¡ Buna karşılık 2004 yılında 10.660 bin ton olan süt üretiminin ise 2013 yılında ancak
12.613 bin tona yükseleceği öngörülmektedir.
¡ 2004 yılında -1.400 ton olan Üretim – Talep arasındaki farkın ise gittikçe açılarak
2013 yılında -2.485 bin tona çıkacağı belirtilmektedir.
“Hayvan Sayısı Korunsa Bile Üretim Talebi Karşılayamayacak”
55
Grafik 19. Türkiye Süt Üretim-Talep Projeksiyonu
Kaynak: DPT 9. Kalkınma Planı Hayvancılık Özel İhtisas Komisyon Raporu verilerinden hazırlanmıştır.
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
“Hayvan başına verimler 2004-2013 yılları arası aşağıdaki grafikte belirtildiği şekilde
artırılırsa,”
“Sığır ve Koyun Sayısı Her Yıl %2 Artırılırsa,”
Plan dönemi sonunda sığır varlığının yaklaşık 12 milyon, koyun varlığının da 30 milyon başa
ulaşacağı tahmin edilmektedir. Böylece;
¡ 2004-2013 yılları arası Talep-Üretim arası fark azalarak;
¡ Sığır sütünde; 250,1 bin ton
¡ Koyun sütünde; -266,0 bin ton
¡ Keçi sütünde; -57,0 bin ton
¡ Manda sütünde; -17,8 bin ton
¡ Toplam Sütte; -90,7 bin ton
olacak, üretim talebi karşılayabilecek hale gelecektir.
Türkiye Süt Üretim ve Talep Projeksiyonu (2004-2013)
9242 9593 9961 10349 10757 11186 11638 12113
12613
11092 11539 12002 12482 12962
13477
13993
14545
15098
10659
10660
-1,4
-2041 -2133 -2205 -2291 -2355 -2432 -2485
-1946
-1850
0
2000
4000
6000
8000
10000
12000
14000
16000
2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013
Miktar (1000 ton)
-3000
-2500
-2000
-1500
-1000
-500
0
Üretim-Talep Farkı (1000 Ton)
Üretim Talep Fark
56
Grafik 20. Türkiye Türlere Göre Süt Verim Projeksiyonu
Kaynak: DPT 9. Kalkınma Planı Hayvancılık Özel İhtisas Komisyon Raporu verilerinden hazırlanmıştır.
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
Dünya süt sektörü artık öyle bir noktaya gelmiştir ki, bütün ülkelerin öncelikli hedefi arz
güvenliğini sağlamak olmuştur. Gelişen talep büyümeleri de önemli aktörleri üretimi artırma
yönüne sevk etmiştir.
Dünya süt pazarına Avrupa Birliği'nin uyumu çerçevesinde Avrupa Komisyonu'nun
hazırladığı öneri paketi, geçen hafta Brüksel'de bir araya gelen AB ülkeleri Tarım Bakanları
tarafından onaylanmıştır. 1 Nisan 2008'den itibaren yürürlüğe girecek olan kota artırımıyla
(%2 artış), AB üyesi 27 ülkenin yıllık süt üretimi 2,84 milyon ton artacaktır. Avrupa
Komisyonu bununla beraber, 31 Mart 2015'e kadar derece derece kota artışı önerisinde
bulunmuştur..
AB yetkilileri; geçen yıl süt fiyatlarında düzgün bir yükselişin yaşandığını, önümüzdeki
yıllarda, dünyada ve Avrupa Birliği içerisinde yüksek kaliteli süt ve süt ürünlerine olan
taleplerin artmaya devam edeceğini ve bu yükselen talep nedeniyle kendi çiftçilerini her
yönden donatmalı ve hazır hale getirmeleri gerektiğini belirtmektedirler. (BÜYÜKŞAHİN,T.,
2008)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
serdar33
forum assubayı
forum assubayı


Mesaj Sayısı : 199
Kayıt tarihi : 13/02/09

MesajKonu: Geri: TÜRKİYE TARIM ÜRÜNLERİ RAPORU-SÜT ÜRÜNLERİ   C.tesi Şub. 14, 2009 1:43 am

Geçen yıl yaşanan fiyat artışlarından ülkemizin ders çıkarması gerekmektedir. Artık dünyada
ucuz ürün yoktur ve ülke içi üretimin mutlaka artırılması gerekmektedir.
Ayrıca yukarıda bahsedilen ülkemizin 2013 yılında yaşaması muhtemel üretim açığını
kapatmak ve arz güvencesini sağlamak için; üretimdeki yapısal sorunlar çözümlenmeli,
üreticiler tatminkar ölçülerde desteklenmeli, piyasa düzenleri ile fiyat istikrarı sağlanmalı ve
üreticiler önünü görebilir ve yatırım kabiliyetlerini noktaya gelmelidir.

25. KAYNAKLAR.
1-(AKMAN,N., 2007-1) “DOĞAN,N., Referans Gazetesi, 7.11.2007”
2- (AKMAN,N.,2007-2.) Kişisel Görüşmeler, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni
Bölümü, 2007.
3- ATASEVER,S., (2007); Samsun ili Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Siyah Alaca
sığırlarında somatik hücre sayısına bağlı olarak mastitis risk düzeylerinin belirlenmesi,
O.M.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü (Doktora Tezi), 182 s., Samsun.
4-(BÜYÜKŞAHİN,T., 27.3.2008) AB Veteriner Hekim Platformu) web:
www.abveteriner.org
5- CAİGNET, D., FAO Avrupa Bölgesi Ofisi, Uluslar arası Süt Sektörü Uzmanı, “Süt
Sektörü İncelemesi-Türkiye Tartışma Konuları”, 27 Nisan 2006, TKB, Ankara.
58
6-(DPT;2007) DPT 9. Kalkınma Planı Gıda Sanayi ÖİK Raporu, 2007, Ankara.
7-(DSYMB;2007) www.dsymb.org.tr
8- ERGÜNAL,M., Avrupa Bütünleşme Sürecinde Türk Tarım ve Gıda Ürünleri Dış Ticareti,
DTM AB Genel Müdürlüğü, “AB üyelik sürecinde Türkiye süt sektörünün mevcut durumu,
rekabet olanakları, sorunlar ve çözüm önerileri sempozyumu”, Ege Üniv. Zir. Fak. Tarım
Ekonomisi Bölümü ve Süt Teknolojisi Bölümü, 15 Mart 2007, İzmir.
9-(EU;Schollmilk) - www.ec.europa.eu/agriculture/eval/reports/schoolmilk/1.pdf, “Evaluation
objektives and methodology.
10-(FAO;2007) Food Outlook, Global Market Analysis, Novermber, 2007.
ftp://ftp.fao.org/docrep/fao/010/ah876e00.pdf
11- GÖNCÜ,S., ve ÖZKÜTÜK, K., (2002), Adana entansif süt sığırcılığı işletmelerinde
yetiştirilen saf ve melez siyah alaca inek sütlerinde somatik hücre sayısına etki eden faktörler
ve mastitis ile ilişkisi. Hayvansal üretim. 43 (2):44-53.
12- (GRİFFİN, M.,) www.fao.org/es/ESC/en/20953/20999/index.html, “Issues in the
development of school milk”, Commodity Specialist (Dairy Products), Commodities and
Trade Division, Food and Agriculture Organization of the United Nations, Vialle delle Terme
di Caracalla 00100 Rome İtaly.
13-(HURŞİT,1999) Süt bilimi ve teknolojisi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat fakültesi
Ders kitabı, No:33, Samsun, 159s.
14-( IDF;2005) Bulletin of The International Dairy Federation, The World Dairy Situation
2005.
15-(IPARD,2007) IPARD Türkiye Süt Sektör Analizi,
http://www.tarim.gov.tr/arayuz/10/icerik.asp?fl=../duyurular/Sektor_analizleri/sektor_analizle
ri.htm)
16-(JONES,1999) JONES, G.M., On farm tests for drug residues in milk. Virginia
Cooperative Extension. Dairy, Publication 404-401.
Türkiye Süt Sektörünün Değerlendirilmesi 2008 Yılı Ve Sonrası Beklentiler
17- (KUL,E., 2006) Jersey sığırlarında bazı meme özellikleri ile süt verimi ve sütteki somatik
hücre sayısı arasındaki ilişkiler. O.M.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü (Yüksek Lisans Tezi),
Samsun.
18-(Kul, E., ve Ark., 2007) KUL,E., ERDEM,H., ATASEVER,S., “Kaliteli çiğ süt üretiminin
temel koşulları”, Türkiye Süt Sığırcılığı Kurultayı Bildiriler Kitabı, Ege Üniversitesi Ziraat
Fakültesi Zootekni Bölümü, 25-26 Ekim 2007, İzmir.
19- KUYULULU,Ç.,Y.,K., GÜNGÖR,M.,S., 2007. Avrupa Birliği ve Türkiye Süt Sığırcılığı
İlişkileri, Türkiye Süt Sığırcılığının AB’ye Uyumu, Türkiye Süt Sığırcılığı Kurultayı 2007
Bildiriler Kitabı, Ege Üniv. Zir. Fak. 25-26 Ekim 2007, İzmir.
20-(Rabobank,2007, FAO,2007) Global Focus Dairy- Is the global boom sustainable? 2007.,
FAO Food Outlook, Global Market Analysis, November, 2007,
ftp://ftp.fao.org/docrep/fao/010/ah876e00.pdf.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Admin
Admin


Mesaj Sayısı : 15
Kayıt tarihi : 23/01/09

MesajKonu: Geri: TÜRKİYE TARIM ÜRÜNLERİ RAPORU-SÜT ÜRÜNLERİ   C.tesi Şub. 14, 2009 6:10 am

Bukadar kısa sürede bu kadar olumlu ve verimli katkıda bulunan bir serdar tanıyorum ben,hoşgeldiniz cheers
bURADAKİ HER PAYLAŞIM TÜZÜK VE PROGRAMA KAYNAK OLUŞTURACAĞI İÇİN ÖNCELİKLE ÇOK TEŞEKKÜR EDERİZ.HALK İÇİN hALKLA BERABER FİKİR ÜRETİMİMİZDE FORUMUMUZ CİDDİ ÖNEM TAŞIMAKTADIR.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://millibirlik.hareketforum.com
Sponsored content




MesajKonu: Geri: TÜRKİYE TARIM ÜRÜNLERİ RAPORU-SÜT ÜRÜNLERİ   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
TÜRKİYE TARIM ÜRÜNLERİ RAPORU-SÜT ÜRÜNLERİ
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
MİLLİ BİRLİK HAREKETİ :: İlk kategoriniz :: TARIM-ÇİFTÇİ,ESNAF, SANAYİ-
Buraya geçin: