MİLLİ BİRLİK HAREKETİ

Korku ve baskıyla gündem saptırılarak ülkemizin gerçek sorunlarının gözardı edilmesine gözyummadan milli birlik ve beraberlik içinde vatanına, milletine, dini ve milli değerlerine, cumhuriyetine korkmadan sahip çıkmak isteyen onurlu TÜRK insanının sesidir
 
AnasayfaKapıTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 BİR AYDINLANMA OCAĞI: KÖY ENSTİTÜLERİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
AAFAKTÖR
Team
Team


Mesaj Sayısı : 22
Kayıt tarihi : 25/01/09
Nerden : İstanbul

MesajKonu: BİR AYDINLANMA OCAĞI: KÖY ENSTİTÜLERİ   Çarş. Ocak 28, 2009 12:36 pm

Köy enstitüleri fikir olarak 1923 yıllarına kadar gıtsede bunun fiiliyata dökülmesi 1940 yılını bulmuştur. Her ne kadar ****** ten sonra açılmış olsada onun fikri ve tesvıkıyle kurulduğu söylenebilir esas amacı itibariyle ilkokullara öğretmen yetiştirmek için kurulmuştur. Buralarda eğitim gören insanlar daha sonra kendi köylerinde eğitmenlik yapmışlardır. Yukarıda da belirttiğim gibi fikir olarak 1923 yılına gıtsede kurulma çalışmaları 1935 yılında ****** ün direktifiyle baslar ve bu çalışma CHP nin köyleri kalkındırma modeli olarak ortaya çıkar. Bu iş için ****** Saffet Arıkan ı milli eğitimin başına getirir ve S.A ilköğretim müdürlüğü görevine İ.Hakkı Tonguç’u atayarak çalışmalar fiilen başlamış olur. İlk öğretmen kursu 1936 yılında Eskişehir çifteler de kuruldu ve eğitime başladı bu kurs 6 aylık bir eğitmen kursuydu.

1937 yılında çıkarılan köy öğretmen okulları kanunuyla köy eğitmenleri okulları çoğaltıldı ve kurs süreleri yaklaşık 6-8 ay arasındaydı ve 1948 yılına kadar sürdü
1939 yılının temmuz ayında bır kanun çıkarılarak yeni kurulacak köy enstitüleri ve eğitmen okullarına arazi tahsisi sağlandı bununla beraber bu kurumlara döner sermaye verilerek devletin yükü hafifletildi.17 nisan 1940 yılında 3803 saylı köy enstitüleri kanunu kabul edilerek mevcut bulunan eğitmen okullarıda enstitüye dönüştürüldü
(Her yıl 17 nisan K.E bayramı olarak kutlanır) bu tarihten sonra hızlı bir çalışmayla bir yıl içinde 10 yeni okul açılmıştır ve 1945-46 yılına kadar okul sayısı 20 olmuştur.
1948-49 yılına gelındıgınde okul sayısı 21 bulmuştur.
19 haziran 194 günü köy enstitüleri ve okulları teşkilat kanunu çıkarılarak yapısı guclendırılen bu okulların tüm yapısı işleyiş şekli amacı 1943 yılında tüm kamuoyuna duyuruldu.1942 yılında ise Anakarada bulunan hasanoğlan köy enstitüsünde tüm köy enstitülerine öğretmen,denetmen ve köy araştırmacısı yetiştirmek üzere köy enstitülerinin en başarılı öğrencileri alınarak üç yıllık bir kursa ve eğitime tabi tutuldular (Yüksek köy enstitüsü)(Eskiler buna kendi göbeğini kesmek diyor).Velhasıl iki yıl hazırlık 6 yıl deneme toplam 8 yılın sonunda köy enstitüleri programı yürürlüğe kondu

1945 yılında bakanlar kurulunda alınan bir kararla 10 yıllık bir eğitim seferberliği ilan edildi.1946 seçimlerinden sonra parti içnde meydana gelen değişiklikler köy enstitüleri için pek de hayırlı olmadı milli eğitim bakani hasan ali yücel görevinden ayrıldı ve i.hakkı Tonguç görevinden alındı 1947 yılında köy enstitüleri kanununda değişiklik yapılarak öğrencilerin faaliyet alanları daraltıldı mezunlara verilen arazi ve taçhizat kaldırıldı. Yine 1947 yılında yüksek köy enstitüleri kapatıldı ve öğrenciler başka okullara dağıldı.1948 yılında eğitmen okulları kapatıldı 1950 yılında bu okuların kız öğrencileri ayrılıp kızılçullu ve Beşikdüzü okullarında toplandılar bir cok okulda sağlık kolları kapandı.1951 yılında bu okulların eğitim süresi 6 yıla çıkarıldı 1954 yılında ilkeğitmen okullarına dönüştürüldü.

Şu ana kadar sizlere bu okulların ortaya çıkışı gerekçesi ve bu okulların açılışından kapanışına kadar önemli satırbaşları vermeye çalıştım bundan sonra değineceğimiz konu ise bu okulların kişilere köylere ve topluma etkisi olacaktır.
Yalnız bu konuya gecmeden sıze bu kurumlar hakkında bazı rakamlar vermek ısterım
1935 yılı ıtıbarıyle okulu olmayan köy sayımız 35.000 civarındadır 16 milyonluk nüfusun 12 milyonu köylüdür. Erkeklerin %77 si kadınların yaklaşık %91 i okuma yazma bilmemektedir.

Köy enstitüleri beklide kendi devrinin en büyük eğitim ve kalkınma hamlesidir.
Yüzyıllardan beri gelen toplum alışkanlıklarını değiştirmiş üretime ve öğrenmeye dayalı bir modeldir. Eğitim sistemi karma eğitim olduğu için kadın ve erkeklerin eğitim seviyeleri de birbirine yakındır her ne kadar erkeklerin ayrı kadınların ayrı gördüğü derslerde olsa örneğin köyde kullanması gereken motorlu araçların kullanımını kadınlarda bu okullarda öğrenmişlerdir. Laik eğitim modelidir
Bu okullardan oldukça nitelikli kadrolar yetişmiş ve gerek sanayiye gerekse tarıma yön vermişlerdir. Özellikle sanatsal, bilimsel, kültürel ve teknoloji alanlarındaki faaliyetlerde oldukça yüksek bir seviye oluşmuş ve beklentileri arttırmıştır
Demokratik, katılımcı, uygulamaya yönelik bir eğitim modelidir ve bu özellikleri de
Demokratik toplumun altyapısını oluşturmuştur.
Ezberlenmeden düşünerek, sorgulayarak ve uygulayarak öğrenme modelinin en iyi örneğidir. Günün şartlarına uygun eğitim yapıldığı için hemen hemen her öğrenci köy hayatında kendisine gerekli olan tüm konuları öğrenmiş ve üretimini daha bilimsel daha bilinçli yaparak ürettiği ürünün kalitesini de arttırmıştır. Kadınlarımız sosyal hayatın bir parçası olmayı bu kurumlarda öğrenmiş ve sadece tüketici değil üretici de olmayı başarmışlardır. Bu okullarda zanaata yönelik derslerin dışında milli bilinci yüksek tutmaya yönelik eğitim de verildiğinden dolayı bu okullarda yetişen her öğrenci milli şuuru yüksek ulus bilinci gelişmiş bireyler olarak ülkenin geleceğine yön verecek kadroları oluşturmuşlardır. Bu kadroların gerektiği gibi kullanılmamamsının sıkıntısını günümüzde bile yaşamaktayız. Bu gün eğitim fakültesinden mezun olan bir öğretmen ortalama 33 saat ders görürken köy enstitülerinde yaklaşık 44 saat ders verilmekteydi.

Kapatılış sebeplerine değinecek olursak bu konuda herkes farklı tezler öne sürmektedir.
Sağ kesim bu okulların Marksizm politikası güttüğünü iddia etmekle beraber bu okulların kurucusu olan parti içinde bile iki bölünmüştür. Chp nin tutucu kanadı adını vermese de bu okulların radikal uçlara kaydığını belirtmiş daha aydınlanmacı tarafı ise kurumların faşizme kaydığını savunmuş köylülüğü özendirdiği bile iddia edilmiştir.
Nedeni her ne olursa olsun ****** bu kurumların açılmasını isterken ülkenin içinde bulunduğu cehaleti yenmenin en kolay olarak çok doğru bir teşhiste bulunmuş ve doğru adımlarla başlanmıştı lakin gelişen siyasi süreç bu kurumları da eriterek kapanma aşamasına getirdi ve nihayet 1954 yılında kapattı.

Son söz olarak bu ülkenin cehalet içinde kalmasında payı olan herkes şu anki durumdan utanç ve sorumluluk duymalılardır. En azından vicdan azabı duymalıdırlar. Yıllardır süregelen baskı rejiminden kurtulmuş ve millet olma bilincinden yoksun bir ülke eğitimsiz bırakılarak ona en büyük kötülük yapılmıştır siyaseti çözüm üretme yeri değil de bir yasaklama ve baskı rejimine çeviren zihniyet hangi adı kullanırsa kullansın bu ülkenin geleceğine ışık tutan kurumları kontrolleri altına alamadıkları için kapatma yoluna gitmişlerdir.Şimdi ışık okulları denilen kurumları içlerine sindiren zihniyet köy enstitülerini hazmedememiş ve gerçekte bu halka hizmet etmediklerini uygulamaları ile göstermişlerdir uzun bir zamandır ülkenin eğitim sorunları tartışılırken ellerinde böylesine başarılı olmuş,bu ülkede aydınlanmanın temelini atmış ve bu yolda oldukça mesafe kat etmiş kurumlara sahip çıkmayarak kendilerine bırakılan mirasa sahip çıkmadıklarını göstermişlerdir. Kapatılmasının üzerinden 54 yıl geçmesine rağmen hala bu ülkenin eğitim sorununa çare gibi gözüken bir sistem olan köy enstitüleri projesi birleşmiş milletler tarafından yüzyılın eğitim projesi seçilmiştir. Bu kurumdan mezun olan öğrenciler 40’lı yıllarda vivaldi’den eserler çalarken bugün sanatçı dediklerimiz Mozart ı dinlemedim ama konser verirse giderim diyebilecek kadar cahil kalmışlardır.

Senin yaktığın her ışığı söndürmeye çalışsalar da, bu topraklarda birileri hala senin aydınlık yolunda yürüme gayreti içinde.


EMANETİN BİZDEDİR
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Erman Öcal



Mesaj Sayısı : 2
Kayıt tarihi : 25/01/09
Nerden : İzmir

MesajKonu: Söndürülen Aydınlanma Ocağı   Perş. Ocak 29, 2009 4:43 am

Bugün öğretmen yetiştirmeden başlayarak eğitim sisteminin yaşadığı pek çok sorunun kaynağında Köy Enstitülerinin kapatılması yatmaktadır. Köy Enstitülerinin kapatılması ülkemizdeki aydınlanma sürecinin durdurulması ve demokratik işleyişin sekteye uğratılması anlamına gelmiş, genel anlamda da demokrasinin derin bir yara alması sonucunu doğurmuştur. 'Aydınlanma ocaklarının' tamamen kapatıldığı 1950‘li yıllar aynı zamanda Türkiye‘nin gericiliğin, bağnazlığın safına siyasi iktidar eliyle geçtiği yıllar olmuştur. Bu anlamda enstitülerin kapatılması Türkiye‘nin aydınlanma tarihinde gericiliğin zaferi olarak yerini almıştır. Türkiye, gericiliğin kazandığı bu zafer sayesinde adeta bir sorunlar yumağına dönüştürülmüştür.

Günümüzde ise tam tersine, paylaşım yerine bireyciliğin, dayanışma yerine rekabetçiliğin, yaratıcı bilgi yerine ezber bilginin ön plana çıkarıldığı paralı eğitim-öğretim modelinin ağır bedellerini ödemekteyiz. Eğitim süreci, diğer kurumların da etkisiyle bu sistemi yeniden üretmekte, kendine ve topluma yabancılaşmış bireyler yaratmaktadır.

Demokratik kültürden, bilim ve bilimsel düşünceden yana olmayan her birey ve kurum Köy Enstitülerinin ortadan kaldırılmasından birinci derecede sorumluluk sahibidir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
BİR AYDINLANMA OCAĞI: KÖY ENSTİTÜLERİ
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» BİLECİK
» ASILAN ÜLKÜCÜLERİN HİKAYESİ
» cs 1.6 oynuyanlar için server ıpleri
» MEHMET ÇETİN TÜRKÜLERİ 2010
» havayı temizleyen bitkiler

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
MİLLİ BİRLİK HAREKETİ :: İlk kategoriniz :: AYDINLAR SUSTURULURMAMALI-
Buraya geçin: