MİLLİ BİRLİK HAREKETİ

Korku ve baskıyla gündem saptırılarak ülkemizin gerçek sorunlarının gözardı edilmesine gözyummadan milli birlik ve beraberlik içinde vatanına, milletine, dini ve milli değerlerine, cumhuriyetine korkmadan sahip çıkmak isteyen onurlu TÜRK insanının sesidir
 
AnasayfaKapıTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ULUSAL GÜVENLİK VE SİVİL-ASKER İLİŞKİSİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
serdar33
forum assubayı
forum assubayı


Mesaj Sayısı : 199
Kayıt tarihi : 13/02/09

MesajKonu: ULUSAL GÜVENLİK VE SİVİL-ASKER İLİŞKİSİ   Çarş. Şub. 18, 2009 11:45 pm

Ülkelerin sahip olduğu değerlerden bir kısmı, diğer ülkelerin de sahip olmak istediği veya en azından diğer ülkeler tarafından sahip olunmasından rahatsızlık duyulan değerler ise, bunlar çeşitli yönlerden gelen tehditlerle karşı karşıyadırlar.


E.Tümgeneral Armağan KULOĞLU

Global Strateji Enstitüsü Başdanışmanı

Beykent Üniversitesi Strj. Arş. Mrk. Danışmanı

Ülkelerin sahip olduğu değerlerden bir kısmı, diğer ülkelerin de sahip olmak istediği veya en azından diğer ülkeler tarafından sahip olunmasından rahatsızlık duyulan değerler ise, bunlar çeşitli yönlerden gelen tehditlerle karşı karşıyadırlar. Bu nedenle korunması gerekmektedir. Değerlerin korunması, ona yönelik tehditlerin sağlıklı bir şekilde tespit edilmesini ve bu tehditlere karşı tedbir alınmasını gerektirmektedir. Konuya ilişkin çalışmalarda, coğrafi, siyasi, askeri, ekonomik, sosyal ve kültürel değerler de dâhil olmak üzere çok geniş bir alanda araştırma yapılmasına ve evrensel etkinliklerin dikkate alınmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Geniş çaplı ve evrensel etkinliklerin dikkate alınacağı çalışmalar, jeopolitik yaklaşımları ön plana çıkarmaktadır. Güvenlik politikaları da, jeopolitik ile tehdidin bir arada düşünülmesi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Ancak bir konunun tehdit olarak algılanabilmesi için sahip olunan değerlere hasmın zarar verme niyetinin olması ve elinde, bu niyetini gerçekleştirebilecek yeterli imkân ve vasıtalarının bulunması gerekmektedir. Muhafazakâr

Ulusal güvenlik; devletin anayasal düzeninin, varlığının, bütünlüğünün, bütün çıkarlarının ve ahdi hukukunun her türlü dış ve iç tehditlere karşı korunmasıdır. Ulusal güvenlik; ulusal gücün geliştirilmesini ve ulusal çıkarları gerçekleştirecek bi­çimde kullanılmasını, uluslararası koşullara uyarak belirli hareket tarzla­rının saptanmasını ve uygulanmasını gerekli kılmaktadır. Ulusal güvenlik kavramının içinde sırasıyla; ulusal çıkarlar, ulusal hedefler, ulusal politika, ulusal strateji ve ulusal güç bulunmaktadır. Ulusun ortak çıkarları, devlet idaresinde temel düşünceyi oluşturur. Ülkenin güven içerisinde refah ve mutluluğunu temin için zaruri olduğu değerlendirilen hususlar ulusal çıkar olarak nitelendirilir. Hükümetlerin asli görevi, ulusal çıkarların sağlanması ve korunmasıdır. Ulusal hedefler, elde edilmeleri hâlinde ulusal çıkarlara ulaşmayı sağlayan sonuçlardır. Ulusal hedefler, ulusal politikaya yön verir. Ulusal hedefler; genellikle ekonomik refah, politik istikrar, sosyal ve endüstriyel gelişim ve diğer bir ülkenin tecavüz ve saldırısına karşı güvenlik hususlarını kapsar. Ulusal çıkarlar, durum ve uluslararası ilişkilere bağlı olarak değişebilir, kapsamları geniştir, devamlıdır ve sayıları azdır. Ulusal çıkarlar, ulusal hedef ve ulusal politikaların ortaya konmasında bir hareket noktasıdır. Ulusal güvenlik politikasının tespitinde ulusal çıkarların tanımlanmasının doğru yapılması, uygulanabilmesi için ulusal hedeflerin de isabetli olarak belirlenmesi gerekmektedir. Ulusal hedeflerin saptanması, siyasi iktidarların sorumluluğudur. Ulusal hedeflerin saptanmasında ana düşünce ulusal çıkarlar olduğuna göre, siyasi iktidar, yani hükümetler bu saptama işleminde ulusun genel istek ve eğilimini göz önünde bulundurmak zorundadırlar. Siyasal iktidarların değişmelerine karşılık; ulusal hedeflerin devamlılık gösteren nitelikte oluşları, bunların sık değiştirilmemesini gerektirir. Bu nedenle ulusal hedeflerde istikrar unsuru önemlidir. Siyasal iktidarların değişmesine karşılık, ulusal hedeflerin devamlılık gösteren nitelik arz etmesi, bu hedeflerin sık değiştirilmemesini de beraberinde getirmektedir.

Ulusal hedefler yazılı olarak bir anayasa metninde, bir bağımsızlık bildirgesinde, devletin kuruluş aşamasında toplumu mücadeleye çağıran bir beyannamede ifade edildiği gibi, belirli sloganlarla topluma intikal ettirilir; eğitimle milli şuura yerleştirilir veya toplumun yaşadığı tarihi tecrübeler sonucunda kendiliğinden toplumun şuurunda yerini alır. Türkiye"nin ulusal hedefleri olarak kabul edilen hususlar, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası"nın 3. maddesinde “Devletin Temel Amaçları ve Görevleri” başlığı altında sıralanmış ve Anayasa"nın Başlangıç bölümünde daha farklı bir üslupla bir ilkeler dizisi, toplumca korunması gereken bir değerler demeti olarak ifade edilmiştir. Bu hedeflere erişmek, elde edildiğinde muhafaza edebilmek ve geliştirmek devamlı bir gayret ister. Ulusal politikalar da ulusal hedeflere ulaşmayı hedef alır. Ulusal güvenlik politikası da Ulusal politikaların bir parçasıdır.

Ulusal güvenlik politikasının tespitinde; ulusal, bölgesel ve uluslara­rası konjektürdeki değişimler ve gelişmeler dikkate alınırken önceden belirlenmiş olan ulusal çıkar ve ulusal hedef veya hedefle­rin de göz önünde bulundurulması gerekir. Ancak bölgesel ve özellikle uluslararası ilişkilerdeki çağdaş değişiklikler ve gelişmeler de gözden uzak tutulmamalıdır. Bu nedenle özünde, ülkenin ulusal çıkarını etkilemeyen, fakat değişikliklere ve gelişmelere açık ve ona göre şekillendirilmiş bir ulusal güvenlik politikasının belirlenme­si, akılcı bir yöntemle yapılmalıdır.

Ulusal güvenlik politikasının tespitini müteakip, ulusal güç unsurlarının sağladığı imkanlar dahilinde uygun politika vasıtaları seçilir. Politika vasıtalarının derecesi belirlenen emarelere göre tayin edilmelidir. Bu vasıtalar arasında; diplomatik baskılar, bilimsel ve kültür alışverişinin kesilmesi, finansal ve ekonomik tedbirler, örtülü (yıkıcı) faaliyetler, konuyu uluslararası kurumlara taşıma (BMGK müzakereleri), ticaret ambargosu, askeri güç gösterisi. Abluka, sınırlı askeri güç kullanımı ve topyekün savaş sıralanabilir. Politika planlayıcıları ve karar vericiler; etkileme, baskı ve kuvvet ile ilgili önlemleri, belirli dış politika veya ulusal güvenlik konusunda bilinen ulusal çıkarların derecesi ile orantılı olarak kullanmalıdırlar. Ekonomik ve askeri baskının kullanılmasında aşırı reaksiyon, bir krizi niyet edilenden daha kötüye götürebilir ve arzu edilmeyen bir harbe neden olabilir. Diğer taraftan, kışkırtma ve dış baskıda düşük reaksiyon göstermek de karşı tarafı; çıkarlarınızın yüksek olmadığı veya onları savunmak için fazla ısrarınızın bulunmadığı sonucuna götürebilir.

Ulusal politika ve stratejiler; devlet yönetimine yol gösteren rehberlerdir. Ulusal güvenlik politikası ve stratejileri de bunun bir parçasıdır. Güvenlik ve dış politikanın birbiri ile yakın ilişkisi bulunmakta, asker ve sivil yöneticilerin müşterek ve koordineli çalışmasını gerektirmektedir. Ancak ulusal güvenlik politikaları dış politikadan en az iki bakımdan farklılık gösterir. Öncelikle ulusal güvenliğin hedefleri daha dar ve ülke güvenliği veya ülke çıkarlarının korunmasına yöneliktir. Diğer taraftan ulusal güvenliğin karşısında gerçek veya potansiyel rakip ve düşmanlar vardır. Dış politika genelde rakiplerini düşman olarak görmez ve askeri seçenekler de sık başvurulan bir yöntem değildir. Ancak rakip, gerçek veya potansiyel olarak bekayı ve güvenliği tehdit eder bir konuma dönüşüyorsa konu, güvenliğe ilişkin politikaya dönüşür.

Ulusal güvenlik politikası belgeleri (Milli Güvenlik Siyaset Belgesi), Türkiye"de MGK tarafından kabul ve tavsiye edilen, Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konan, “çok gizli” gizlilik derecesi taşıyan, kamuoyuna açıklanmayan, hatta sınırlı sayıda siyasetçi ve bürokrat tarafından bilinen belgelerdir. Türkiye"ye özgü şartlar böyle olmasını gerektiriyor olabilir. Ancak bu belgelerin ana çerçevesini belirten ve kamuoyu tarafından bilinmesinde fayda görülen hususların açıklanmasında yarar görülmektedir. Bu suretle hükümette görev almayan siyasi partilerin de, konsept hakkında bilgi sahibi olmaları, parti programlarını ve seçim bildirgelerini hazırlarken bunları dikkate almaları sağlanabilir. Diğer taraftan kamuoyunda stratejik zihniyetin bilinçli olarak oluşmasına da imkân yaratılmış olur.

Ülkemizin bulunduğu coğrafyanın özelliği, jeopolitik yaklaşımlar, karşı karşıya kalınan çok ciddi tehditler ve yaşanan olaylardan dolayı güvenlik politikaları ve stratejileri, bugüne kadar daha çok askeri bürokrasiye teslim edilmiştir. Durumun bu yönde şekillenmesi siyasetçilerin işine gelmiş, bu durum doğal olarak silahlı kuvvetlerin güvenlik politikası üzerindeki etkinliğinin artmasını da beraberinde getirmiştir. AB giriş sürecinin hızlanması ile birlikte ileri demokrasi düşüncesi de ön plana çıkmaya başlamıştır. İleri demokrasilerde silahlı kuvvetlerin sivil ve parlamenter kontrolü önemli bir konu olarak nitelendirilmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri"nin (TSK) güvenlik konusundaki etkinliği, ülkenin siyaseti üzerinde etkinlik olarak algılanmış ve bu etkinliğin ortadan kaldırılması yönünde, özellikle AB"nin baskısı ile bir istek oluşmuştur. Siyasi iktidar da bu konuda istekli görünmüştür
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
serdar33
forum assubayı
forum assubayı


Mesaj Sayısı : 199
Kayıt tarihi : 13/02/09

MesajKonu: Geri: ULUSAL GÜVENLİK VE SİVİL-ASKER İLİŞKİSİ   Çarş. Şub. 18, 2009 11:46 pm

AB, TSK"nın ülke siyaseti üzerindeki etkinliğinin ortadan kaldırılabilmesi için; MGK ve MGK Genel Sekreterliği"nin yapısı ve görev alanının daraltılmasını, YÖK ve RTÜK"teki TSK temsilcisinin kaldırılmasını, İç Hizmet Kanununda değişiklik yapılmasını, kamu düzeni ve güvenliğe ilişkin Emniyet, Asayiş ve Yardımlaşma (EMASYA) planlarının tadil edilmesini, savunma harcamaları ve güvenlik kurumlarının mali denetiminin yapılabilmesini, silahlı kuvvetlerin üst düzey mensuplarının görev alanı dışında olarak algılanan konularda beyanda bulunmamalarını talep etmiştir. Ayrıca sivil kontrolün yapılabilmesi için Gnkur. Bşk.lığının MSB"ye bağlanmasından, Gnkur. ve MSB karargahlarının yapılarının değiştirilmesine kadar bir seri tedbirlerin alınması için isteklerde bulunmuştur.

Türkiye, AB yolunda ilerleyebilmek için uyum paketleri adı altında yasalarda bir seri değişiklik yapmıştır. Bu uyum paketlerinde, MGK ve MGK Genel Sekreterliğinin yapı ve fonksiyonları, YÖK ve RTÜK temsilcileri, savunma harcamaları ve mali hususların denetimi yer almaktadır. Bunlara paralel sivil-asker ilişkilerinde, kanunlar ve teamüller açısından aslında var olan fakat AB tarafından olmadığı ve Avrupa standartlarına uymadığı iddia edilen, silahlı kuvvetlerin “demokratik kontrolü”nü öngören birçok husus bulunmaktadır. Hatta çıkarılan uyum paketleri ve bunların uygulamalarında, Türkiye"nin içinde bulunduğu hassasiyetleri kaldırmakta güçlük çektiği ve özellikle güvenliğini doğrudan ve dolaylı olarak olumsuz yönde etkileyen meseleler de bulunmaktadır. Bu hassasiyetler, Türk halkının sağduyusuna ve sabrına güvenilerek bir noktada sineye çekilmektedir. Bu suretle, yıllarca sürdürülen gelenekler, teamüller ve usuller süratle değişime tâbi tutulmaktadır. Yapılan bu radikal düzenlemelerin uygulanmasında büyük sıkıntılar yaratmadan yürürlüğe konması için TSK"nın reformist yapısı ve ülke için yapılan reformlara tarih boyunca önderlik etme özelliğinin göz ardı edilmemesi gerekir.

AB açısından bu konu, “TSK"nın Transformasyonu” olarak ifade edilmekte ve her yıl düzenlenen ilerleme raporlarında üzerinde ısrarla durulmaktadır. Hatta bu konuda Hollanda düşünce kuruluşu olan CESS"in görevlendirildiğine de şahit olunmuştur. CESS bu konu üzerinde 2003 yılından beri çalışmaktadır. Projenin finansı da Hollanda Dışişleri Bakanlığı tarafından sağlanmaktadır. CESS, Türkiye içinde projede çalışabilecek üniversite öğretim üyeleri ve düşünce kuruluşları ile de işbirliği yapmıştır. Bu düşünce kuruluşlarından ASAM, çalışmaların ve çıkartılmak istenen raporun ülke çıkarlarına ters düştüğü gerekçesi ile bir yıl sonra projeden çekilmiştir. Ancak CESS, diğer öğretim üyeleri, üniversite ve düşünce kuruluşları ile aldığı görevi ve buna ilişkin projeyi gerçekleştirebilmek için çalışmalarına ısrarla devam etmektedir.

AB"nin 2008 Türkiye İlerleme Raporunda da genel olarak, sivil-asker ilişkileri ve Kürtlere yönelik azınlık hakları konuları dışında tarafsızlığın ve ciddiyetin büyük ölçüde korunmuş olduğu, sert ve yıkıcı bir dil kullanılmadığı dikkat çekmektedir. Ancak yine de çifte standartların ve Türkiye"ye özel düzenlemelerin mevcut olduğu da açıkça anlaşılmakta ve her yıl olduğu gibi sivil-asker ilişkileri eleştirisinin aynı şekilde tekrar edildiği görülmektedir. Raporda, yüksek rütbeli askerlerin güvenlikle ilgilisi bulunmayan konularda “hadlerini aşan” yorumlarda bulunduğu ifade edilmektedir. Kıbrıs, laiklik ve güneydoğu gibi sorunların, aslında doğrudan güvenlik ve hatta rejimin bekasıyla ilgili konular olmasına rağmen güvenlik başlığının dışında yer almasının bilerek ve kasıtlı olarak yapıldığı değerlendirilmektedir. Avrupa"nın demokrasi ile bağlantısı olmayan bu eleştirisinin yanlı olduğunu, askerin zayıflatılmak istenmesinin iyi niyet içermediğini söylemek mümkündür.

Türkiye"nin bulunduğu coğrafyayı ve içinde bulunduğu riskleri dikkate almadan, karşı karşıya bulunduğu tehditleri sağlıklı bir şekilde algılamadan, jeopolitik gerçekleri görmezlikten gelerek TSK"nın Türkiye Cumhuriyeti"nin kuruluş aşamasındaki konumunu, devrimlerin gerçekleştirilmesinde ve korunmasındaki fonksiyonunu, ülke içindeki ve sosyal yaşantıdaki durumunu anlamadan, ülkenin hazmetme kapasitesinin üstünde yapılan ve yapılacak girişimlerin uygun sonuçlar vermeyeceği, aksine tepkisel bir durumu ortaya çıkarabileceği değerlendirilmektedir. Ülkelerin özelliklerini dikkate almadan yapılacak girişimlerin, ulusal menfaatleri zedeleyeceği daima göz önünde tutulmalıdır.

İleri demokrasilerde silahlı kuvvetlerin sivil kontrolü arzu edilen bir durumdur. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için jeopolitik, strateji, güvenlik, savunma ve uluslararası ilişkiler konularının tümünü kavrayacak tarzda eğitim görmüş ve tecrübe sahibi olmuş siyasi kadrolara ihtiyaç bulunmaktadır. Çünkü yukarıda açıklanan ve ülkenin varlığını, bütünlüğünü, güvenliğini, anayasal düzenini ve huzurunu sağlayacak konularda yapılacak hatalar, ülkenin geri dönülmesi mümkün olmayan bir yöne sürüklenmesine sebep olabilir. Bu nedenle, bu kadrolar oluşuncaya kadar siyasetçilerin ve askerlerin karşılıklı anlayış çerçevesinde koordineli bir şekilde çalışmaları ve hassasiyetleri dikkate alarak işbirliği içinde hareket etmeleri en uygun hareket tarzı olacaktır. Hâlen bu konuda bazı problemler yaşansa da, genel anlamda asgari yeterli seviyenin yakalandığı söylenebilir. Zaten sivil siyasi kadrolar yetişse de, ülkenin ulusal çıkarlarını ve değerlerini gözeten bütün yöneticilerin, karşılıklı anlayışa dayanan, koordineli bir şekilde ve işbirliği içinde hareket etmesi, ülkenin bekası, bütünlüğü, güvenliği, istikrarı ve refahını ön planda tutması esas olmalıdır.

Ulusal güvenlik konusunda mevcut olan boşluğu doldurmak amacıyla bir müddetten beri üniversitelerimizde bu maksada ilişkin programlar oluşturulmakta, uygulanmakta, çeşitli konferans, sempozyum, panel ve çalıştaylar (work-shop) düzenlenmekte, çeşitli düşünce kuruluşlarında da bu yönde çalışmalar yapılmaktadır. Bu konuda henüz ülkenin gerçeklerini dikkate alan anlayışın tam olarak oluşmadığı, güvenlik konusunun yeteri düzeyde algılanamadığı anlaşılmaktadır. Ancak zaman içinde bunun doğru yörüngeye oturacağı düşünülmektedir. Bu konudaki mevcut anlayış, doküman, çalışma, eğitim, öğretim ve araştırma boşluğunun kapatılarak sivillerin de sağlıklı bir şekilde güvenlik, politika ve strateji konularında yetişmesindeki boşluğun doldurulacağına inanılmaktadır.

Kaynakça:

*Suat İlhan, Jeopolitik Duyarlılık, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1989.

*Armağan Kuloğlu, “Avrupa Birliği Giriş Sürecinde Sivil-Asker İlişkileri”, Önce Vatan Gazetesi, 28 Temmuz 2004.

*Yılmaz Tezkan, Jeopolitikten Milli Güvenliğe, Ülke Kitapları, İstanbul, Mart 2005

*Sait Yılmaz, 21. Yüzyılda Güvenlik ve İstihbarat, Milenyum Yayınları, İstanbul, Eylül 2007.

*AB “Türkiye 2008 İlerleme Raporu”, 05 Kasım 2008

*Deniz Altınbaş, AB"nin2008 Türkiye İlerleme Raporu, ASAM Dış Politika Analizleri, 06 Kasım 2008

*Sait Yılmaz, Ulusal Savunma, Milenyum Yayınları, İstanbul, Nisan 2009 (Taslak)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
ULUSAL GÜVENLİK VE SİVİL-ASKER İLİŞKİSİ
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
MİLLİ BİRLİK HAREKETİ :: İlk kategoriniz :: MİLLİ GÜVENLİK-
Buraya geçin: