MİLLİ BİRLİK HAREKETİ

Korku ve baskıyla gündem saptırılarak ülkemizin gerçek sorunlarının gözardı edilmesine gözyummadan milli birlik ve beraberlik içinde vatanına, milletine, dini ve milli değerlerine, cumhuriyetine korkmadan sahip çıkmak isteyen onurlu TÜRK insanının sesidir
 
AnasayfaKapıTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 TERÖRİZM EMPERYALİZMİN TAŞERON ÖRGÜTLENMESİDİR

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
serdar33
forum assubayı
forum assubayı


Mesaj Sayısı : 199
Kayıt tarihi : 13/02/09

MesajKonu: TERÖRİZM EMPERYALİZMİN TAŞERON ÖRGÜTLENMESİDİR   Çarş. Şub. 18, 2009 10:37 pm

Emperyalist Projeler ve Örgütsel Teröre Karşı Birlik - Erol SARIAL




Ülkemizde uzun yıllar ihanetini sürdüren terör örgütü yeni bir kimliğe bürünerek, emperyalist projeler içinde uluslar üstü daha etkin bölgesel bir rol alma arayışındadır. Bu nedenle terör, tırmanışını sürdürmektedir. Gencecik çocuklarımız ana ve babalarının, sevenlerinin bağrından koparılmaktadır. Yurt savunmasında görev alan asker ve güvenlik güçlerimiz dahil toplumun tüm kesitlerine karşı saldırılar yoğunlaşmaktadır. Simitçi, esnaf, işçi, memur ayrımı yapılmadan toplu taşıma araçlarında, yolcu duraklarında, iş merkezlerinde masum insanlara karşı alçakça pusular kurulmakta; kitlesel kıyım silahları ile saldırılmaktadır. Boşnak-Kürt-Türk-Laz’ı Efe’si-Çerkes’i-Seymen’i- Çingene’si dahil tüm halkımızın geleceğine tuzaklar, mayınlar döşenmektedir.



Emperyalizm taşeron örgütü aracılığıyla toplumsal yapımız üstünde korku salarak ve baskı kurarak, halkımıza boyun eğdirmek, amaçlarına dirençsiz ulaşmak istemektedir. Terör, Büyük Ortadoğu Projesi ve Ilımlı İslam Devleti Modelini dayatan emperyalizmin askeri patronu ABD; ayrıştırıcı, yoksullaştırıcı istekleri ile ülkemizi her alanda kıskaca almak isteyen AB’nin göğsümüze dayalı ucu zehirli bir mızrak ucudur. Eli kanlı PKK’nın araçlığına soyunduğu proje, Birinci Dünya Savaş’ı öncesi başlatılan; Büyük Ermenistan ve Kürdistan devleti vaatlerine değin uzanan, Wilson Prensipleri’nde, Mondros Ateşkesi’nde, Sevr Anlaşması’nda yer alan projelerdir. Ulusal devlet bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaçlayan bu projeler, tarihin çöplüğünden çıkarılarak yeniden uygulanmaya çalışılmaktadır. Bu soruna buradan bakarsak, emperyalist bir araç konumundaki PKK ile çok uzun süreli bir savaşımın bizi beklediği açıktır.



Irak’ta, genel olarak Ortadoğu coğrafyasında teknolojik açıdan yer üstü ve altındaki böceklerin bile devinimini izleme olanağına sahip ABD’nin yakından izlediği bir tabur terörist, elinde en ağır silahlarla Irak topraklarından sınırımızı aşarak köylerimize ve karakollarımıza saldırıp, geri dönebilmektedir. Halkımız bilmelidir ki; ABD’nin izlediği siyaset, stratejik ortaklığın, dostluğun, müttefikliğin değil; çok açık bir düşmanlığın göstergesidir. Onu dost belleyenler gerçekte Türk halkını düşman bellemiştir. Eğer herhangi bir terör örgütü, Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyetine karşı ABD ve müttefikleri tarafından desteklense idi, Rum Yönetimi o ülkelerle tüm ilişkilerini keser, o ülkeye diplomatik savaş açardı… Düşmanca tutum içindeki ülkelere karşı tutum alır, en azından düşmanlık içindeki ülkelerin topraklarında yer alan tüm askeri üsleri kapatır, diplomatlarını hemen sınır dışı ederdi.



AB-ABD Küresel Birleşik Emperyalizmi, iş birliği ve dayanışma içinde, eşgüdümlü olarak birbirini tamamlayan görevler üstlenmiştir. Orta Doğu’da; etnik, dinsel ve mezhepsel yapıları kışkırtarak; Türk, Arap, Acem ve Kürtler arasında uzun yıllar sürebilecek, karşılıklı çapraz savaşlar projesi yürürlüktedir. Ülkemiz bu korkunç oyunun ne izleyicisi ne de figüranı konumunda kalamaz. Asla…



Günümüzde, Yüce önder ******’ün mazlum milletler olarak adlandırdığı İslam toplumlarını dönüştürme çalışmalarına da hız verildiği görülmektedir. “Ya yanımda olacaksın, yada karşımda” söylemi; “ya kulum yada hedefim olacaksın” şeklinde okunmalıdır. Bizim dinimizde, inancımızda kula kulluk yoktur. Oysa emperyalist küresel güçlerin üçüncü dünya ülkelerinden beklentisi köleliktir, kulluktur.

Emperyalizmin temsilcileri bunlarla da kalmıyor. Çok üst perdeden konuşulmaktadır. Tanrısal bir dil kullanılmakta, tüm Ortadoğu halkları tehdit edilmektedir. Egemen ülkeler işgal edilmekte, yöneticileri cezalandırılmakta, asılmaktadır. Bazı ülkeler şeytanlıkla suçlanmaktadır. Onları yola getirmek için rüyalarda tanrıdan izinler aldığı ilan edilmektedir. Müslüman ülkelerin halklarını cezalandırma, yakma, yıkma gibi Cehennem Azabını çağrıştıran ağır içerikler yüklü dinsel söylemlere başvurulmaktadır. Yeni bir Haçlı Seferi’nden söz edilmektedir. Ülkeler içinde etnik mezhepsel çatıştırma sürecine ek olarak, doğu ve batı toplumları ayrı inançlara sahip ülke halkları karşılıklı dinsel bir kışkırtma ve savaş kültürüne doğru taşınmaktadır.



Emperyalist projelerde, üniter, Laik, Demokratik, sosyal hukuk devletine asla yer yoktur. Laik düzenimizle İslam toplumlarına model olduğumuzu dile getiren övücü sözler bir aldatmacadır. AB-ABD birleşik küresel emperyalizmi, Türkiye’nin laik düzenini de hedef almaktadır. Bunu açıkça ilan etmektedir. Laiklikten vazgeçmemiz, ******’ün fotoğraflarını resmi dairelerden indirmemiz istenmektedir. Çünkü, içinde farklı mezheplere bağlı İslam toplumlarında laiklik gerçekte ülkelerin birliğinin en büyük güvencesidir. Etnik, mezhepsel ayrışmalarla iç savaş ortamına sürüklenen Irak’ta, Afganistan’da, Lübnan’da, Filistin’de yaşananlar ve akan kardeş kanı bu eksikliğin sonucudur.



Dış ilişkilerimiz emperyalist projelere hizmet edecek şekilde düzenlenmektedir. Komşularımızla, bölge halklarıyla, dünya halklarıyla barış felsefesi terk edilerek, Ilımlı İslam modeli, BOB, GOP projelerinin ileri karakolu, savaş gücü olarak, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Kafkasya Halkları’nın üstüne yürümemiz istenmektedir.



Teröre karşı aranması gerekli tek güç; ülke halkının öz çocuklarından oluşan asker ve emniyet kurumlarının yasal savaşımıdır. Kolluk ve güvenlik güçleri ile diğer ekonomik ve siyasal yetkiyi elinde tutan kurum, kuruluşlarımız ve tüm ülke halkının ortak gücüdür. Teröre karşı önlem; terör odaklarının destekleyicileri ile birlikte yürütülecek bir çaba değildir. Terör örgütünü ve saldırılarını ülkemize karşı bir koz olarak kullananlar; ülkemizin her türlü gücü Talabani-Barzani oluşumu ile zaman zaman aralarında ortaya çıkan ekonomik değerlerin sahiplenilmesi kavgasındaki çıkar çatışmalarına karşı kullanmaktadır.



Stratejik ortaklık adı altında dönemsel olarak verildiği söylenen teknik istihbaratın belli dönemlerde kesilmesi; belki de terör saldırılarında karşı istihbarat verilmesi bizim için yeterince aydınlatıcı olmalıdır.



Türkiye sonsuza değin bu döngü içinde kalmayacaktır. Söz konusu Türk Halkı ve onun bağrından çıkan Silahlı Kuvvetler olunca bu tehditler bize sökmez. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Ülkenin saldırgan düşmanlarca bölüşüm ve işgali sürecinde; Kurtuluş Savaşı öncesi ve sırasında, işgalci emperyalizmin müttefiki olarak, eşit koşullarda hatta ayrıcalıklı olarak içinde yaşadığı ulusunu, komşusunu arkadan hançerleyen Rum, Ermeni ihanet çetelerinin ve siyasetçilerinin acıklı sonları iyi anımsanmalıdır. Terör örgütünün ve destekçilerini uyarıyoruz, sonunuz hiçte farklı olmayacak!…



İş başındaki yöneticileri de uyarıyoruz. Terör ortamından çıkış yolunda, başka ülke ve birliklerin izin ve icazetine başvurularak sağlanacak hiçbir güvenlik önlemi düşünülemez. Hele hele terörü, egemen olduğu topraklarda barındıran, onu himaye eden, her türlü desteği verenlerden teröre karşı dayanışma beklemek akıl karı değildir.



Türkiye; korkularla, çekincelerle yönetilecek bir ülke değildir. Türkiye, dış destekle iç iktidarın sürdürüleceği ve pekiştirileceği ülke değildir. Öte yandan, ülkemiz her seçim sonucunda değişen iktidarlarla düzen değiştirecek bir ülke de değildir. Türkiye Cumhuriyeti batıdan estirilen moda rüzgarlarla buğday başakları gibi düzenden düzene savrulacak boyalı devrim cumhuriyeti hiç değildir. Türk Halkı buna asla izin vermez, vermeyecektir. Anayasamızın başlangıç kısmında, 1.2.3. maddelerinde devletin bölünmezliği, şekli, nitelikleri, bayrağı, başkenti, resmi dili açıkça belirtilmiştir. 4. Maddesinde bu üç maddenin değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceği hükmü konulmuştur. Seçimler sonucu oluşan meclis aritmetiğinin, sayısal sonucunun düzen değişikliği yolunda hiçbir değeri yoktur. Demokrasi, bir ülkenin Kurtuluş ve Kuruluş felsefesine, anayasal düzenine aykırı bir değişim ve dönüşümün aracı değildir. Böyle bir yol ve yöntem yoktur. Demokrasi ülkenin anayasal belgesine saygı duyularak, demokratik yol ve yöntemlere yasalara uygun olarak ülkeyi yönetmenin bir aracıdır. Halk, iktidarlara; “ülkenin Anayasal düzenini, temel felsefesini ve hukukunu toptan değiştir” diye yetki vermez. Aksine, anayasal çerçevede, yasaları egemen kılarak ülkeyi daha ileri taşması için yetki verir. Yalnızca ülkemizin anayasal belgesinde değil herhangi bir devrim ülkesinde de bu yollar kapalıdır. Koruyucu ve kollayıcı mekanizmalar, güveceler kuşkusuz ki her ülkenin anayasal, yasal belgelerinde yer almaktadır. Bunu herkes bilmektedir. Bu nedenle, dini duyguların sömürülmesine son verilmelidir. İnanç birliğimizin, inancımızın kutsallığını aşındıracak söylem ve gösterilerden uzak durulmalıdır.




erol sarıal
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
TERÖRİZM EMPERYALİZMİN TAŞERON ÖRGÜTLENMESİDİR
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
MİLLİ BİRLİK HAREKETİ :: İlk kategoriniz :: TERÖRLE MÜCADELE-
Buraya geçin: