MİLLİ BİRLİK HAREKETİ

Korku ve baskıyla gündem saptırılarak ülkemizin gerçek sorunlarının gözardı edilmesine gözyummadan milli birlik ve beraberlik içinde vatanına, milletine, dini ve milli değerlerine, cumhuriyetine korkmadan sahip çıkmak isteyen onurlu TÜRK insanının sesidir
 
AnasayfaKapıTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 TERÖRLE MÜCADELEDE GAZİLERİMİZ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
serdar33
forum assubayı
forum assubayı


Mesaj Sayısı : 199
Kayıt tarihi : 13/02/09

MesajKonu: TERÖRLE MÜCADELEDE GAZİLERİMİZ   Çarş. Şub. 18, 2009 10:31 pm

Terörle Mücadele top yekun bir savaş gerektirir. Böylesi bir savaşta hedef
sadece asker değildir. Polis, öğretmen, diplomat da terörün hedefidir.

Gaziler Dergisi Haber Servisi


Devlet işlerindeki fırtınaları önceden kestirmek yerinde olur; bu fırtınalar
en çok bütün güçlerin dengede olduğu zamanlarda azar. Kritik coğrafyasıyla
Türkiye, sürekli bir biçimde kaos ortamına çekilmek istenen ülkelerin hemen
hemen başında yer alır.İç ve dış mihraklar Osmanlı'dan beri süregelen bu
alışkanlıklarını farklı yöntemlerle uygulama alanına sokarlar.Yıllardır doğu
ve güneydoğu bölgemizde olup bitenleri ibret alacak şekilde
değerlendiremeyen ya da kavrayamayan siyasi kadrolar, büyük hesap hatası
yaptılar. Ülkeyi dengede tutacak uzlaşma kültürünü bu topraklarda
yeşertemediler. Zaman zaman teröre yenik düşmemizin baş aktörleri
oldular.Terör, istikrarı bozmaya yönelik eylemlerle gündemi saptırır.
Yarattığı panik, endişe ve korku ortamıyla büyük fırtınalar koparır; can ve
mal güvenliği dengesini yitirir. Ülkemiz ve dünya , terör bataklığına
çekilmek isteniyor. İnsanlık yeni bir felaketle karşı karşıya. Terörle
mücadelede pek çok canın verildiğini biliyoruz, geriye pek çok gazinin ve
gözü yaşlı anaların, eşlerin, çocukların kaldığını da görüyoruz. Yeryüzünde
ortak bir terör tanımının yapılmaması, süper güçlerin terör örgütlerini
kullanması nedeniyle de daha uzun yıllar terörle mücadele etmek zorunda
kalacağımızı kavramakta güçlük çekmiyoruz.

Çağın Vebası Terör

İnsanlık tarihine baktığımızda pek çok büyük felaketlere tanık oluruz. Din
savaşlarının, ölümcül mikropların, I. ve II. Dünya Savaşlarının milyonlarca
insanın ölümüne, yerleşim birimlerinin tahrip edilmesine, açlık ve sefalete
yol açtığını ders kitaplarından bile öğrenebiliriz. Bu felaketler her ne
kadar isim ve boyut değiştirseler de ortak paydanın insanlığı yok etmek
amacı güttüğü ortadadır.

Evet, 21. Yüzyılda insanlığın kapısını başka bir felaket çalıyor: TERÖR.
ıÇağın Vebası Terörı öyle bir esiyor ki, hem ulusal güvenliği hem de kişisel
güvenliği tehdit ediyor. Milenyumda insanlığın karşılaşabileceği en büyük
felaket olmaya da devam edecek gibi görünüyor.

Terörizme tarihin her döneminde ve bütün ülkelerde rastlanmıştır. Eski
Yunan tarihçilerinden Ksenophos, psikolojik savaşın etkilerinden
bahsetmektedir. Terörizme başvurulmasını açıkça savuna Robespierre'in hüküm
sürdüğü dönem, ıterör dönemiı olarak adlandırılır. Amerikan iç savaşından
sonra (1861-1865) yenilgiye uğrayan güneyliler, “yeniden inşa “ yanlılarını
sindirmek için, Ku Klux Klan adlı terör örgütünü kurarak bir dönem
Amerika'da korku rüzgarları estirmişlerdir. 19. Yüzyılda terör, Batı'nın
anarşi yanlılarının en önemli aracı olur. Siyasal ve sosyal değişiklikler
yaratmak için en iyi ve en geçerli yolun terör olduğuna inananlar, devletin
her kademesine saldırır. 1865-1905 yılları arasında bir dizi hükümdar,
devlet başkanı ve devlet görevlisi, anarşistlerin silah ve bombalı
saldırılarına maruz kalır. 20. Yüzyılda terör, sağ- sol kamplarında bölünen
dünyada ısoğuk savaşı olarak adlandırılan dönemde de varlığını giderek
yükselen bir ivmeyle sürdürdü. Otomatik silahların ve elektrikle patlatılan
kompakt patlayıcıların geliştirilmesi, teröristlere büyük bir hareketlilik
ve güç kazandırdı.

Terörizm siyasal kurumları, silah ve şiddet kullanarak sarsmak ya da
yıldırmak amacında olan birey ya da grupları belirler.Modern iletişim
araçlarının devreye girmesiyle, terörizmin halk üzerindeki ürkütücü etkisi
daha da arttı. Şiddet eylemlerinin televizyonlarda gösterilmesi, haber
konusu olması ve bu yolla milyonlarca kişiye ulaşması terörizmin işine
yaradı.

Terör, Devlet Görevlilerini Hedef Seçer

Terörle mücadele, farklı bir savaş biçimidir. Öncelikle düzenli ordu savaşı
değildir. Nizami ordunun dağınık ve vur-kaç taktiği güden silahlı gruplarla
girdiği bir mücadeledir. Bununla birlikte terör, bir ülkenin polisini,
öğretmenini, yargıcını, savcısını ve diğer kamu görevlilerini hedef seçer.
Terör bütün devlet kuruluşlarının düşmanıdır. Hatırlanacağı gibi, Ermeni
terörü ASALA , yüzlerce diplomatımızın yaşamına hain saldırılarla son verdi.
Bölücü terör, askerin yanı sıra yüzlerce polisin ve öğretmenin de hayatına
mal oldu. On binlerce vatandaşımızı teröre kurban verdik. Ve vermeye de
devam ediyoruz.

Yaklaşık 25 yıldır terör nedeniyle maddi ve manevi kayıplara uğradık.
Örneğin PKK ile yapılan mücadelenin boyutlarını ve şiddetini doğru ve iyi
anlayabilmek için yakın tarihimizde yer alan savaşlarda verdiğimiz kayıpları
hatırlamak ve bilmekte yarar vardır. 1912-1913 Balkan Savaşı 4307 şehit,
1919-1922 İstiklal Savaşı 10.885 şehit, 1950-1953 Kore Savaşı 731 şehit,
1974 Kıbrıs Barış Harekatı 486 şehit ile gerçekleşti. PKK ile girilen
mücadelede ise 3 bin 990 asker, 157 polis, 1115 köy korucusu olmak üzere
5262 şehit verdik. Bu süreçte, halk ve silahlı kuvvetler büyük fedakarlıkta
bulundular. Kamu görevlileri, savaş tarlalarında terörden korkmadan ve hatta
cesaretle üzerine giderek, o bölgelerde devlet kurumlarının işlemesini
sağladılar. Ordumuz, çağımızın en büyük bölgesel çatışmasından başarıyla
çıkmasını bildi. Ama kayıpları ağır oldu. Her yıl 10-12 milyar dolar, bu
mücadele için sarf edildi. Bu paralar ekonomik kalkınmaya ayrılsaydı, kişi
başı gayri safi milli hasıla 5 bin doları çoktan geçer, ekonomik kriz
dönemlerini hiç yaşamayabilirdik.
Olanlar oldu. Ancak soruna kökten bir çözüm getirilemedi. Dünya kamuoyuna
terörden dolayı uğradığımız maddi ve manevi kayıpları anlatmakta yetersiz
kaldık. Üstelik, bölgemizde Büyük Ortadoğu Projesi ( BOP ) adı altında, yeni
yol haritalarının çizildiği bir dönemde ıterörıden çektiğimiz sıkıntılar dağ
gibi dururken, gelmiş geçmiş hükümetlerin hantal duruşunu anlamak mümkün
değil. Genelkurmay, terörle mücadelede eksik kalan sosyal ve ekonomik
boyutları yıllardır dile getirirken, iktidarda olanların sessizliği çok
düşündürücü.

Yine ülkenin pek çok sorununu çözmeye talip olan parti programlarında
gazilikle ilgili tek bir satırın bile bulunmaması da pek manidar. Ya
gerçekten görmüyorlar, sadece bakıyorlar ya da önem vermiyorlar. Bakınız,
yüzlerce şehit cenazesine tanıklık ettik, nutuklar attık, yeminler ettik.
Ancak şehitlerin tanıklarına, gazilere sahip çıkacak adımları yeterli
düzeyde atmadık. Yasal boşluklar nedeniyle binlerce kahraman gaziye ıgaziı
unvanını layık görmedik. Onlara sahip çıkmadık. Madalya vermeyi bile lüks
gördük. Peki nasıl teşvik edecektik, nasıl moral verecektik, dağlarda ,
devlet dairelerinde korkusuzca mücadele edenlere ı yaşadığımız çilenin
acısını, verdiğimiz kayıpların terör nedeniyle olduğunu Avrupa'ya ve dünyaya
nasıl anlatacağız ı Anlamayanlara gazilerin birer sayıdan ibaret
olmadıklarını belirtmeden, yaşadıklarını, hissettiklerini göstermeden,
anlatabilmek mümkün müı

Terörle birlikte, değişen koşullar nedeniyle gazilik kavramını yeniden
değerlendirmek, tanımlamak durumuyla karşı karşıyayız. Teröre maruz kalmış
devlet görevlilerini gazilik kapsamına almalıyız. Polisin, öğretmenin de
gazi sanına layık olabileceğini tüm dünyaya duyururken, terörün daha net ve
daha iyi anlaşılabilmesine de katkı sağlayabiliriz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
TERÖRLE MÜCADELEDE GAZİLERİMİZ
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
MİLLİ BİRLİK HAREKETİ :: İlk kategoriniz :: TERÖRLE MÜCADELE-
Buraya geçin: