MİLLİ BİRLİK HAREKETİ

Korku ve baskıyla gündem saptırılarak ülkemizin gerçek sorunlarının gözardı edilmesine gözyummadan milli birlik ve beraberlik içinde vatanına, milletine, dini ve milli değerlerine, cumhuriyetine korkmadan sahip çıkmak isteyen onurlu TÜRK insanının sesidir
 
AnasayfaKapıTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 YEREL YÖNETİMLERİN BULUNDUĞU BÖLGE KALKINMASINA KATKISI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
serdar33
forum assubayı
forum assubayı


Mesaj Sayısı : 199
Kayıt tarihi : 13/02/09

MesajKonu: YEREL YÖNETİMLERİN BULUNDUĞU BÖLGE KALKINMASINA KATKISI   Paz Şub. 15, 2009 10:44 pm

Türkiye’de merkezi yönetimlerin özellikle 1980 sonrasında uygulamaya koydukları liberal politikalar (piyasa ekonomisini güçlendirme ve sermayeyi emek karşısında güçlendirme politikaları), yerel yönetimlerdeki yönetim yaklaşımında büyük değişimler yaşanmıştır. Günümüzde çok uluslu şirketlerin giderek artan tekelci etkinlikleri karşısında, yerel halkın ekonomik varlığını koruması, tüketicinin tekelci ve spekülatif kesimlere karşı korunması sorumluluğu, demokratik kuruluşlar olan yerel yönetimlere düşmektedir.

Yrd. Doç. Dr. İsmet Titiz

Isparta Belediyesi Mali Danışmanı,



I. Giriş

Mahalli idareler, dolayısıyla belediyeler ildeki, ilçedeki veya o beldedeki demokratik yaşamın temel taşı ve okulu durumundadırlar. Sosyal ve ekonomik yaşamdaki değişmelerle gelişen refah seviyesi, demokrasinin gerçekleştirilmesinde, yaşam tarzı olarak benimsenmesi, kişilerin giderek artan oranda söz ve yetki sahibi olmasını ve bu bakımdan fertlere yeni işlevler yüklenmektedir. Ülkemizde merkezi idarenin çeşitli dönemlerdeki mahalli idarelere yönelik kanuni düzenlemelerle belediyelere, yerel ihtiyaçların karşılanması için bir girişimci gibi sınai ve ticari teşebbüslerde bulunma konusunda geniş yetkiler verilmiştir. Bu yetkileri çerçevesinde belediyeler, sadece özel kesimin boşluğunu doldurmak için değil, onu yönlendirmek için de girişimde bulunabilirler. Ayrıca kamu yararı bir hizmetin yapılmasını gerektiriyorsa (tiyatro, sinema gibi) o alanlarda da faaliyette bulunabilirler

Türkiye’de merkezi yönetimlerin özellikle 1980 sonrasında uygulamaya koydukları liberal politikalar (piyasa ekonomisini güçlendirme ve sermayeyi emek karşısında güçlendirme politikaları), yerel yönetimlerdeki yönetim yaklaşımında büyük değişimler yaşanmıştır. Günümüzde çok uluslu şirketlerin giderek artan tekelci etkinlikleri karşısında, yerel halkın ekonomik varlığını koruması, tüketicinin tekelci ve spekülatif kesimlere karşı korunması sorumluluğu, demokratik kuruluşlar olan yerel yönetimlere düşmektedir. Bazen de yerel yönetimlerin bölgesel koruma pozisyonu olurken, bezende çok uluslu işletmelerin kendi bölgelerine yatırım yapmalarını teşvik etme ve gerekli kolaylığı sağlama çabaları ortaya çıkmaktadır. Bunun nedeni de yerel yönetimlerin bölgesel stratejilerini dikkate alarak, istidamı arttırmak, bölgesindeki geri kalmışlığı gidermek amacıyla bu tercihlere yönelme ihtiyacıdır.

Yerel yönetimlerin, bölgesel gelişmeyi sağlamada gerçekleştireceği başarı, büyük ölçüde kendi yatırımları ya da çeşitli ortak yatırımlarla, kooperatifler, sendikalar, sosyal güvenlik kuruluşları ve öteki tüm demokratik kuruluşlar ve sivil toplum örgütleriyle yapacakları iş birliğine bağlı kalmaktadır. Batı Avrupa ülkelerinde yerel yönetimler, sadece tüketiciyi koruma göreviyle sınırlı kalmamakta ayrıca, genç işsizlerin istihdam sorunlarını çözme yükümlülüğünü de üstlenmekte ve istihdamı geliştirme projeleri uygulamaktadır. Avrupa Birliğine giriş sürecinde olan ülkemizde belediyeler, ne durumdular, neler yapabilir, ya da yeni teknolojik gelişmeler karşısında kendi bölgelerinde ne gibi istihdam alanları oluşturabilirler? Bir belediyenin bölgesel gelişme veya geliştirme politikasında temel amaç; yerel dinamiklere dayalı kalkınma anlayışı çerçevesinde, ekonomik gelişme ve sosyal refahı ülke genelindeki dengeye uyumlu hale getirmektir. Hatta bazen ülke geneline öncelik ve rehberlik ederek, ülke ekonomisindeki yatırım, teknolojik gelişmelere yön vermektir. Günümüzde İstanbul ve Ankara büyük şehir belediyelerinin yaptığı yatırımlar ve bünyesindeki diğer belediyelerin geliştirdikleri “Kent Bilgi Sistemleri” ülkemizdeki ekonomik yatırımlar içindeki kayda değer büyüklükleri ve oluşturdukları istihdam düzeyleri gözardı edilmeyecek düzeydedir. Teknolojik yatırımlarıyla da Anadoludaki birçok il ve ilçemize yol gösterici olmaktadırlar.

Mahalli idarelerdeki yatırım düşünce ve eğilimleri, çoğu zaman ülkedeki genel siyasete göre daha hareketli ve tartışmalara açık olmaktadır. Buda yukarıda belirtildiği gibi, yerel yönetimlerin belki de demokratik gelişmenin ilk basamağı olmasından kaynaklanmaktadır. Öyleyse yerel yönetimler, bünyesinde yer alan işletmelerin ya da belediyelerin doğrudan veya dolaylı yapmış olduğu yatırımlarda, yatırımı engelleyen tartışmalardan kurtulma yolu aramalıdırlar.

II. Bölgesel Yatırımlar ve İstihdamı Artırma Çabaları

Yerel yönetimlerin bölgesel gelişme politikalarının uygulanmasında ve yatırım sürecini hızlandırmada başarıyı sağlamak isteniyorsa;

* Fırsat eşitliği; belediyenin kamu imkanlarını kalaylıkları varsa da, özel sektörün önünü tıkamaya yönelik çalışma ve faaliyetlerden uzak durarak özel yatırımcıyı küstürmemesi gerekir. Gerekirse, ortak yatırım veya tamamen özel sektörünü önünü açacak gerekli destekleyici alt yapı hazırlanmalıdır.

* İyi yönetişim ve katılımcılık; iyi yönetim anlayışında, herkes kendince iyi yönetir. Fakat yönetim alanında profesyonelleşmiş kişilerle çalışmak işletme hayatında ve faaliyetlerin çok farklı açılımların oluşmasına neden olacaktır. Belki de yeni yatırım alanları ve yeni ortaklık düşünceleri oluşturarak bölgesel kalkınmaya önemli katkısı olacaktır.

Katılımcılık açısında, belediyelerin sadece kendi işletme ve özel sektör anlayışının dışında, günümüzde sivil toplum kuruluşlarının istek ve taleplerinin ne kadar etkili olduğunu iyi kavrayarak yatırım kararlarında büyük çoğunluğun desteğini alma eğilimi olmalıdır. Bu destek sağlandığı sürece, demokratik düşüncenin hakim olmasına, tartışmalı yatırım kararlarının azaltacağı gibi, yatırımlara yönelik başarı düzeyini de en üst seviyeye getirecektir.

* Maliyet paylaşımı; belediyelerin yaptığı yatırımlarda özellikle karşı siyasi partiler, yatırımın maliyet ve getirisini karşılaştırmayı ve her yatırımın mutlaka karlılıkla faaliyet göstermesini isterler. Fakat bazen, sosyal doku içindeki yoksulluk düzeyinin belli bir seviyede tutulmasını sağlamak amacıyla, istihdam ağırlıklı yatırımlara önem verilmesi, verimliliği düşük, karlılığı az olan yatırımların bu amaçla tercih edilmesinin bölgesel kalkınmaya faydası olacaktır. Bu fayda direkt olarak görülmezse de dolaylı etkisi kayda değerdir.

* Şeffaflık ve hesap verebilirlik; mahalli idarelerin yatırım ve yönetim kararlarında katılımcılığı sağlaması durumunda zaten, şeffaflığı ve hesap verilebilirliğin önemli kısmını bertaraf etmiş olacaktır. Çünkü katılımcılığın sivil toplum örgütleri ya da diğer bölgesel kurum ve kuruluşlarla yapılması durumunda yatırımın (projenin) savunucularının çokluğu, bölgede toplumsal ve siyasi desteğin sağlanmasını artıracağı gibi, tartışmalı durumlarında azalmasına neden olacaktır.

* Etkinlik; bölgesel işletme yatırımların etkinliğin ana kaynağı, ya hammadde kaynağının ilgili bölgede olması ya da tüketicinin yoğun olması etkinliğin artmasına neden olacaktır. Türkiye genelinde belediyelerin yatırım kararlarında, hammadde kaynağının bölgede olması etkin olmuştur. Bu durumda yatırım kararının etkinliğini artırmaktadır.

* Verimlilik ve sürdürülebilirlik; ilkelerinin esas alınması başarının ilk adımı olacaktır. Çünkü yapılan yatırımdaki verimlilik, istidam etkisinin yanında, karlı faaliyetinin devam etmesi sürdürülebilirliğini de peşinden getirecektir. Demokratik düşüncenin gelişmesiyle, insanların gerçeklere daha bilimsel veri ve değerlerle yaklaşması, verimliliği yüksek yatırımları desteklemeye ve daha profesyonel yönetime zorlamaktadır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
serdar33
forum assubayı
forum assubayı


Mesaj Sayısı : 199
Kayıt tarihi : 13/02/09

MesajKonu: Geri: YEREL YÖNETİMLERİN BULUNDUĞU BÖLGE KALKINMASINA KATKISI   Paz Şub. 15, 2009 10:45 pm

III. Mahalli İdarelerin Yatırım Kararlarını Merkezi İdareyle Uyumlaştırması

Bölgesel gelişmenin hızlandırılması için bölgesel yatırımların merkezi yatırımlarla uyumlu ve aynı paralelde gelişmesi büyük önem taşır. Bu yatırımların tam entegreleri yoksa bile, yatay ve dikey ilişkilerinden dolayı gelişimin daha erken ve etkin verimlilikle tamamlanmasına yol açar. Ülkemiz, son yıllarda ekonominin sağlıklı bir yapıya kavuşturulması, sürdürülebilir büyüme ortamına girilmesi, mali disiplinin sağlanması, kamu borç stokunun azaltılması ve toplumun gelir düzeyi düşük kesimlerinin desteklenmesi açısından önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Özellikle merkezi idarenin bölgesel gelişmelerin ihtiyaçlarını tespit ederek, bölgesel teşviklere önem vermesi, direk veya endirekt kaynak aktarım yollarını mahalli idarelerle birlikte yapma çabasında olması gerekir. Merkezi idarenin, mahalli idarelerle uyumluluk düzeyi arttıkça ve yanı politikalarla yönetildikçe yöresel memnuniyetlerin artmasına ve dolayısıyla iktidarların kendilerini daha güçlü hissetmesine neden olacaktır. Bu çerçevede hareketle merkezi idarenin bölgesel ve daha da mikro düzeye inerek belediyelerle nokta vuruşu yaparak verimli yatırımlar gerçekleştirebilirler. Dalayısıyla;

* Ülke genelini kapsayan, mekansal ve bölgesel gelişme politika çerçevesi oluşturulmalı, buna bağlı olarak da, alt ölçekteki (il ve bölge) mekansal gelişme stratejileri ve planlarının esasları, standartları ve çerçevesi belirlenerek yatırımlara destek verilmelidir.

* Bölgesel plan ve programlar uygulanabilir nitelikte hazırlanarak, mevcut entegre bölgesel gelişme planları uygulanabilir programlara dönüştürülmelidir. Bunlara tutarlı bir kaynak tahsisi sağlanarak, izleme ve değerlendirme mekanizmaları bölgesel ve il bazında oluşturulmalıdır.

* Kalkınma ajansları başta olmak üzere yerel düzeyde kurumsal yapılar ve yatırım komisyonları oluşturulmalı, mevcut yapıların kapasitesi genişletilmeli, randımanlarının artırılması amacıyla ek teknolojik destekler sağlanmalı , merkezi ve yerel kurumlar arasındaki işbölümü etkinleştirilmelidir.

* Uygun bölgelerde işgücü piyasası analizleri yapılarak, insan kaynakları ihtiyacı ve KOBİ politikalarıyla tutarlı biçimde, işgücü niteliğini, girişimciliği geliştirici ve kümelenmeyi destekleyici uygulamalar kapsamında istihdam edilebilirlik sağlamak amacıyla, kalite, teknolojik eğitim alanlarına ağırlık verilmelidir. Gerekirse bu alanlarda üniversiteler, tubitak ve mahalli idarelerin kaynak kullanımını da dengeli duruma getirerek iş birliği çerçevesinde projelere kaynak sağlanmalı ve teşvik edilmelidir. Bu durumdan hareketle belki tubitak gibi Türkiye de saygın bir yapıya sahip olan kuruluşların artık sadece gözle görülür somut araştırmalara destekten kurtulup, sosyal dokuya, sosyal bilgi transferini sağlayacak çalışmalara, yatırımcının önünü açacak, yol gösterecek sosyal içerikli projelere de desteklerinin yönelmesi gerektiğinin kanaati oluşacaktır.

* Koruma-kullanma dengesi gözetilerek, yerel nitelikteki tarihi, kültürel ve doğal varlıklar bölgesel programlar kapsamında envanteri yapılarak, mahalli idarelerin bunlardan kaynak sağlama yolları araştırılmalı, bu alanlarda ek istihdam ve fayda sağlayıcı kültürel etkinlikler geliştirilmelidir. Bu çalışmalar, kültürel festivaller, doğal etkinlikler, kaybolmaya yüz tutmuş değerler çerçevesinde geliştirilmelidir.

* Bölgeler arası göç eğilimlerinin bölge içinde tutulması, nüfusun mekanda dengeli dağılımının sağlanması ve kentleşmenin sağlıklı bir yapıya kavuşturulması gerekir. Bölgesel merkez niteliği taşıyan kentler tespit edilecek, bölgeler arası göç eğilimleri analiz edilerek, göç eğilimlerini bu merkezlere yönlendirici stratejiler ve politikalar geliştirilmelidir. Belirlenecek bu bölgesel illere merkezi idarenin ilgisinin ayrı bir yeri olmalı, altyapı ihtiyaçları kısa sürede giderilerek bu illerin birer merkez olması sağlanırken, yakın illerinde bu ilin üretici, istidam sağlayıcı uydusu olarak yatırım ve eğitim programları geliştirilmelidir.

Kırsal kesimde refahı artırarak kır ve kent arasındaki sosyo-ekonomik gelişmişlik farklılıklarının azaltılması doğrultusunda;

* Kırsal kalkınmayla ilgili olarak ulusal düzeyde uzun vadeli tutarlı politikalar oluşturularak, bu politikaların hayata geçirilmesi için yerel ve merkezi kurumsal yapıların uyum entegrasyonu güçlendirilmeli ve aralarında etkin bir işbölümü sağlanmalıdır. Kırsal alanda işbirliğini geliştirecek, yerel kapasiteyi güçlendirecek ve yerel-kırsal kalkınma girişimlerini destekleyecek, tarım dışı alternatif gelir getirici faaliyetler çeşitlendirilmeli ve bölgenin gelişiminde etkin rol alacak özel projeler tasarlanarak ve uygulamaya konulmalıdır. Kırsal kesime kamu yatırımları ve hizmetlerinin yürütülmesinde, konumları itibarıyla çevresindeki yerleşim birimlerine hizmet verme ve gelişme potansiyeli olan merkezi yerleşmelere öncelik verilerek, bu yerleşmelerin alt yapıları iyileştirilmelidir. Özellikle günümüzdeki teknolojik gelişmelere uyumlu alt yapılarının hazırlanması, kaynak israfının aynı alanlara defalarca yapılması önlenmelidir.

* Dağınık yerleşim birimlerine kamu hizmeti götürülmesinde maliyet etkinliği ve erişimi sağlanarak alternatif modeller olarak, belli merkezler belirlenerek altyapıları tamamlanmalı, dağınık yerleşim yerlerinin bu alanları zorlama olmadan insan hakları çerçevesinde teşvikler sağlanmalıdır. Bu alanlardaki insanların merkezi yerlerdeki insanların yaşam tarzını, refah seviyesini görmeleri ve bu gelişmelerin geleceğine inandırılmaları durumunda birçok sorun temelinden çözülmüş olacaktır. Doğal afet, kamulaştırma ve terör gibi zorunlu nedenlerle yaşadıkları yerlerden ayrılan vatandaşlara, kendi istekleri doğrultusunda, eski veya yeni yerleşim yerlerinde sürdürülebilir yaşam koşullarının oluşturulması için gerekli tedbirler alınmalıdır.

Evet, yukarıda bahsedilen konuların çoğu belki afaki veya hayali bir düşüncenin ürünü gibi görünebilir. Günümüzde batılı birçok ülke özellikle Fransa, Hollanda ve İtalya’da bölgesel önceliklerin belirlenmesi ve bu alanlara bölgenin coğrafik şartlarına göre yönlendirmelerin olduğu bir gerçektir.

Yukarıda sayılanların gerçekleştirilmesi amacıyla, belediyelerin belediye kanunundan gelen avantajlarını iyi kullanması ve merkezi idarenin de bu alanlarda gerekli desteği vermesi durumunda, bunların gerçekleşmemesi için hiçbir neden yoktur. Fakat bu çalışmaların iyi projelendirilmesi ve projeler üzerinde konularında uzman olmakla beraber gerçekten çalışmak isteyen kişilerden oluşmuş grupların çalışmasına bağlıdır. Belediyelerin kanunlardan gelen haklarını kullanarak yatırım alanlarına, yalnız (pekte taraftar olmadığım), ortak girişim ya da özel sektöre yardımcı olarak onların yatırım yapmalarını kolaylaştırma çabasını göstermesi gerekir. Belediyelerin kanunlardan gelen ve işletme kurma, idare etmelerini aşağıdaki şekilde sınıflandırmak mümkündür.

Sonuç

Günümüzde her işletmenin, yön değiştiren ekonomik gelişmeler karşısında karşılaştıkları kaotik durumlar, mahalli idareler içinde geçerli olmaktadır. Bir yandan teknolojik gelişmeler, bunların getirmiş olduğu sınırsız ulaşım ve bilgi edinme hakları vatandaşların taleplerindeki değişimi de hızlandırmaktadır. Belediyelerin bu değişimlere ayak uydurma, yani daha demokratikleşmeye zorlama, yeni yatırımlar yapma, bazen de yönetim hakkını sivil toplum kuruluşlarıyla paylaşmaya kadar sınırları zorlamaktadırlar. Belediyelerin bu açılımları yapmaları, yeni finansal kaynakların bulunmasını zorunlu hale getirirken, bazı eski finansal kaynaklarını da kaybetme durumuyla da karşı karşıyadırlar. Özellikle rekabetin hızlandığı sektörlerden çekilmeyi zorunlu kılmıştır.

Belediyelerin kendi bölgelerinde her insanın yaşam seviyesini yükseltme hedefi veya genel ülke düzeyinde tutma çabaları sürekli yatırımı gerektirir. Yapılacak yatırımları, özel sektöre engel olmayacak, siyasi açıdan tartışma götürmeyecek ya da asgari düzeyde tutma eğilimi belediye yönetimlerini bir hayli zorlamaktadır. Çünkü belediyeler merkezi idarenin en parlar yansıtıcı aynasıdırlar. Hem toplum içende ve hem de yatırımcı özel sektör arasında yaşanacak bir huzursuzluk yeni sıkıntıların başlangıcı olacaktır. Dolayısıyla belediyelerin her türlü kararında katılımcılığı, şeffaflığı, etkinliği ve verimlilik gelişmişliğin temel unsurları dikkate alarak hareket etmek zorundadır. Ayrıca, çok güçlü olmayan belediyelerin kendi başlarına bölgesel ekonomik kalkınmaya etkileri de pek olmayacaktır. Ancak merkezi idare ile uyumlu çalışması, merkezi idare ile mahalli idarenin bir birini teşvik edici çabaları bölgeye katkı sağlayacaktır. Bireysel çabalardan çok grup bütünlüğünün sağlanması, toplumsal desteğin güçlü olması belediyenin yatırım kararlarını daha etkin ve verimli kılacaktır. Merkezi idare ile ahengin sağlanması ve yeterli sivil toplum kuruluşlarının desteğinin sağlanması durumunda, çoğu zamanda gereksiz tartışmalardan da kurtarılmış olacaktır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
YEREL YÖNETİMLERİN BULUNDUĞU BÖLGE KALKINMASINA KATKISI
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Kristen Stewart ve Robert Pattinson Evleniyor !
» Kur-an'ı Kerim'deki Sure İsimlerinin Anlamları
» GURUP HAYKIRIŞ TÜM ALBÜMLERİ
» GOLGİ CİSİMCİĞİ(GOLGİ AYGITI)
» Kış Masalı Dizisi

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
MİLLİ BİRLİK HAREKETİ :: İlk kategoriniz :: KENTSEL YAŞAM-YEREL YÖNETİMLER-
Buraya geçin: