MİLLİ BİRLİK HAREKETİ

Korku ve baskıyla gündem saptırılarak ülkemizin gerçek sorunlarının gözardı edilmesine gözyummadan milli birlik ve beraberlik içinde vatanına, milletine, dini ve milli değerlerine, cumhuriyetine korkmadan sahip çıkmak isteyen onurlu TÜRK insanının sesidir
 
AnasayfaKapıTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 BELEDİYE MECLİSİ'NDE KAMUOYUNUN ETKİ GÜCÜ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
serdar33
forum assubayı
forum assubayı


Mesaj Sayısı : 199
Kayıt tarihi : 13/02/09

MesajKonu: BELEDİYE MECLİSİ'NDE KAMUOYUNUN ETKİ GÜCÜ   Paz Şub. 15, 2009 12:26 am

Yrd. Doç. Dr. M. Fahrettin ÖNDER*



I. GİRİŞ

Belediye meclisleri, yerel halkın oyları ile seçilen kişilerden oluşmakta ve belediyenin karar organı olarak görev yapmaktadır. Dolayısıyla yerinden demokrasisin önemli öğelerinden biri olmaktadırlar. Şehirlerin nüfus sayısına göre sayıları 9 ile 55 arasında değişen belediye meclis üyelerinin seçilme yeterlilikleri ve şartları da, 2972 sayılı yasanın 9. maddesi yollamasıyla Milletvekili Seçimi hakkkındaki 2839 Sayılı Kanunun 11. maddesiyle belirlenmiştir. Her iki Kanuna göre belirtilen sakıncaları taşımamak ve 25 yaşını doldurmak şartıyla her Türk vatandaşı belediye başkanlığına ve belediye meclis üyeliğine seçilebilmektedir. Seçilmiş ve belediye meclislerini oluşturmuş bu kişiler 5 yıl süre ile yerel hizmetleri yerel demokrasi şeklinde yerine getirmektedirler.

5393 Sayılı Kanunun 17-32. maddeleri belediye meclisiyle ilgili hususları düzenlenmiştir. Ayrıca 19. madde uyarınca belediye meclislerinin çalışma usul ve esasları da yönetmelikle belirleneceği esası getirilmiştir. Meclis Çalışma Yönetmeliği de İçişleri Bakanlığınca çıkarılarak(09.10.2005 T. Ve 25961 sayılı RG) yürürlüğe konulmuştur. Yeni mevzuat, Belediye meclisleriyle ilgili olarak 1580 Sayılı Mülga Belediye Kanununa göre oldukça yeni düzenlemeler getirmiştir. Yazımızın konusu kamuoyu denetimi olduğu için sadece bu yönüyle belediye meclislerinin çalışma sistemini incelemek olacaktır.

Denetimin birçok boyutu vardır. Bu yüzden hangi boyuttan bakılırsa denetimin adı ve niteliği değişecektir. Belediyenin kendi içindedeki denetimler (organları dahil) iç denetim, hiyerarşik denetim, siyasi denetim ve mali denetim olarak adlandırılmakta, dışarıdan yapıldığı takdirde ise, dış denetim adını almakta ve İçişleri bakanlığı, Sayıştay, devlet veya yüksek denetleme kurulunca yapılan denetimleri içermektedir(ÖNDER, 2006, s.15) Bununla birlikte genel itibariyle hukuki ve mali denetim şeklinde denetimler yapılmaktadır. Bunların dışında kamuoyu denetimi de dış denetimde yer almaktadır. Bunların ortak özellikleri belediye açısından işlem tamamlandıktan sonra yapılmasıdır. Belediye mevzuatı tüm olarak değerlendirildiğinde kamuoyu denetimi diğerlerinden farklı olmakta ve belediyelerin gelecekteki hizmetlerini tayin edebilmektedir. İşte bu bağlamda belediye meclislerinin daha verimli, aktif rol almaları sağlanabilmektedir.

II. BELEDİYE MECLİSİ KAMUOYU DENETİMİ İLİŞKİSİ

1580 Sayılı Kanun döneminde yılda olağan olarak 3 kez toplanan bir belediye meclis çalışma sisteminden yılın her ayının ilk haftasında toplanarak belli süre çalışması öngörülen bir meclis çalışma sistemine geçilmesi günün ihtiyaçlarına cevap verecek tarzda(ERYILMAZ, 2005, s.29) çok önemli bir yeniliktir. Belediyelerin çalışma sistemi başkanlık sistemine uygundur. Ancak belediye meclisi aktif hale getirilerek kolektif çalışmayla başarıların daha da artırılabileceği vurgulanmak istenmektedir. Yerel halk, belediye başkanının yaptıklarını gördüğü kadar belediye meclislerinin buna katkısı ve sonuçlarını da görebilmektedir.

Hukukta kamu yararı, kamu düzeni, genel ahlak, genel sağlık gibi kavramların yanı sıra kamuoyu kavramı da yer almaktadır. Konunun detayını akademik anlamda kamu yönetimcilerine ve siyaset bilimcileri bırakarak sadece denetim yönüyle ele almaktayız.

Kamuoyu, belirli veya somut bir mesele etrafında çoğunluğun benimsediği veya desteklediği kanaat olarak tanımlanmaktadır (TÜRKÖNE, 2003, s. 316; GÖZÜBÜYÜK/TAN, 1998, s.747; ALTUN/ KULUÇLU, 2005, s. 24; TAĞMA, 2002, s. 95). Halkın ortak kanaati olan kamuoyunun belli bir bölgedeki şekli bölgesel kamuoyudur.

Belediyeler, şehrin geleceğinin şekillenmesinde, imara uygun planlama, su, kanal, kanalizasyon, çevre, yol, park, otopark gibi alt ve üst yapı düzenlemeleri, sosyal donatı alanları, halk sağlığı için gerekli tesisler ile kültür faaliyetleri ve yoksullara yardıma kadar varan sayısız hizmetleri vermekle yükümlüdürler(KAYA, 2003, s. 9). Bu hizmetlerin çoğunluğunun gerçekleştirilmeden kararlaştırma yeri, belediye meclisleridir. Belediye Kanunun 18. maddesinde geniş bir şekilde sayılmıştır. Belediye meclislerinin çalışma etkinliğini artırmak çok önemli bir hedeftir. Çünkü etkinlik kavramı, belediye meclisinin önceden belediye mevzuatı ile çizilen hedeflerine, çalışmalarıyla elde ettikleri sonuçların karşılaştırılmasıyla elde edilen performans boyutudur(ŞENTÜRK, 2005, s. Cool. Yörede yaşayan insanların, belediye meclislerinin çalışma performansı üzerine yansıyan kanaatleri önemli bir denetim mekanizmasıdır. Aslında bununla, bilinen ve halka duyurulanlar hakkında kamuoyu oluşturulmaktadır. Bu bağlamda Belediye Kanununun muhtelif yerlerinde halka duyurmayı içeren hükümler bulunmaktadır.

Denetime yönelik olarak faaliyet raporunun Belediye Kanununun 56. maddesi uyarınca kamuoyuna açıklanacağı belirtilmektedir. Ayrıca 55. maddede bir bütün olarak denetim sonuçlarının kamuoyuna açıklanacağı belirtilmektedir.

Belediyenin sağlık, huzur ve güvenlik gibi hizmetlerinde aksama olması durumunda İçişleri Bakanlığının sulh hukuk mahkemesi kanalıyla yapılacak denetim şekli aslında bir kamuoyu denetimi sonucunu doğuracaktır. Çünkü münferit olaylar genel hukuk içinde tazminat davalarına konu olabilir. Oysa burada kamuoyu oluşması durumunda Bakanlığın devreye girmesi bazı hallerde kaçınılmaz olabilecektir.

Kamuoyunun belediye hizmetleri üzerinde etkili olabilmesi kitle haberleşme araçlarının gelişmiş olmasına bağlıdır. Bu bakımdan gerek belediye başkanı gerekse belediye meclis üyeleri kamuoyunun eğilimlerini dikkate almak durumundadır. Yasama, yürütme ve yargı erkinden sonra en önemli gücün medya olduğu genellikle kabul edilmektedir. Ancak medya gücünü kamuoyu denetimi yolunda çalışarak kullanmalıdır. Bir diğer deyişle kamuoyunun yansıtıcılığını yapmalıdır. Yoksa kişisel veya belli maksatlarla gör denilen görüldüğü, duy denilenin duyulduğu veya düşün denilenin düşünüldüğü yere çekilen bir iletişim, gerçek kamuoyu sayılmaz. Günümüzde tirajı yüksek gazeteler veya televizyonlar aracılıyla münferit bazı olaylar bir anda ülke gündemine oturabilmektedir. Böyle durumları sadece bir haber olarak değerlendirip sorumluluk bilinci ile aklıselim galip gelmeli ve kamuoyu bilinci oluşturulmalıdır.

Kamuoyunun eğilimini oluşturan etkili araçlardan biri de sivil toplum kuruluşlarıdır. Belediye Kanununun 76. maddesiyle Kent konseyi oluşturulması öngörülmüştür. Kent konseyi, belediyeler kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, noterlerin, varsa üniversitelerin, ilgili sivil toplum örgütlerinin, siyasî partilerin, kamu kurum ve kuruluşlarının ve mahalle muhtarlarının temsilcileri ile diğer ilgililerin katılımıyla oluşacaktır. Kent konseyi kararlarının belediye hizmetlerine yansıması, kamuoyu denetimi sonucunu doğuran önemli hususlardır. Ayrıca 77. maddede öngörülen belediye hizmetlerine gönüllü katılımda dolaylı olarak kamuoyu denetimi sayılabilecektir.

Yukarıda saymağa çalıştığımız belediye görev ve hizmetlerinin halka yansımasının sonuçlarının en sonuncusunu siyasi anlamda 5 yılın sonunda seçim sonuçları ile görebilmekteyiz. Ancak bu en son denetim şeklidir. Önemli olan en kısa zamanda en etkin yollarla sonuç alabilmektir. Seçimle göreve gelen belediye meclis üyelerinin amacı, belediye hizmetlerinde verimlilik ve etkinliğin artırılmasını sağlamaktır. Kamuoyu denetimi, belediye meclislerinin etkinliğinin artırılmasında en etkin denetim yollarından biri olduğunu anlamak için belediyeler sık sık anketler yaptırarak hizmet alanlarını şekillendirmelidirler. Meclis çalışmaları mevzuat gereği halka açıktır. Bununla bağlantılı olarak yapılacak bir meclis çalışmasının gündemi en az üç gün önceden hangi iletişim aracı uygunsa onunla veya birlikte meclis üyelerine duyurulacaktır. Bunun anlamı meclis kararını aldıktan sonra bunun üzerinde kamuoyu oluşması değil, bilakis halkın da alınacak kararların içinde olmasını sağlamaktır. Çünkü o günkü belediye meclis gündemine olan yoğun ilgi meclis üyelerinin konu üzerindeki görüş ve kanaatini derinleştirecek ve vukufiyet sağlayacaktır. Eski yıllarda TBMM’de ara sıra yaşanan sandalyeli kavgaları basından öğrenebilirdik. Ancak meclis TV’nin canlı yayın vermesi ile milletvekilleri halk karşısında tutumlarını biraz olsun düzeltmelerine yol açmıştır. Aynı şekilde belediye meclis üyeleri de yerel halkın da katıldığı bir meclis çalışmasında, gerekli özen ve titizlik yanında gündem hakkındaki ilgisini de ortaya koyacaktır.

Ülkemizde toplam 3225 belediye içerisinde belediye meclis salonlarının halkın katılımına uygun şekilde dizayn edilmiş olanları belki çok az sayıdadır. Belediye mevzuatı halkın katılımına açık olmasını öngördüğüne göre, TBMM’deki gibi ayrı bir bölüm oluşturmak gerekmektedir. Dolayısıyla belediyelerin büyük çoğunluğunda halkın katılımı fiili imkansızlık nedeniyle yapılamamaktadır. Mevcut hali ile katılım sağlandığı takdirde meclis çalışması rahat olamaz. Bu sebeple yeni mevzuata uygun meclis salonları yapılmalıdır. Tabi ki, 9 kişilik meclis ile 55 kişilik meclis salonu aynı olamaz. Aynı şekilde izlemeye katılacak halk sayısı da ona göre olacaktır. Özellikle gündemle ilgisi olan kişi ve sivil toplum kuruluşlarına öncelik vermek gerekebilir.

Belediye meclislerinde ihtisas komisyonlarının kurulması ve bu komisyonun çalışmalarına kendi görev alanlarına girdiği ölçüde sivil toplum kuruluşları, kamu kuruluşları, üniversitelerin oy hakkı olmaksızın katılabilmeleri ve görüş de bildirebilmeleri bir nevi kamuoyu denetimidir. Çünkü çok katılımlı gerçekleşen ihtisas komisyonu raporları belediye meclisinde görüşülürken kamuoyu dikkate alınmış olmakta ve kararlarda ona göre olmaktadır.

Belediye meclislerinde siyasi parti grupların sayısına göre, uygulamada bazen meclisin denetim yolları olan soru, genel görüşme, gensoru ile bilgi edinme hakkı kavramları birbirine karışabilmekte ve belediye meclisi çalışamaz hale gelebilmektedir. Böyle durumlarda halkın gözünden kaçmamaktadır. Çok seslilik demokrasinin gül çiçeğidir. Ancak bunu çiçek olarak kullanmak gerekir, yoksa bunu koksun diye burnuna dikeni ile birlikte sokmamak gerekir.



III. SONUÇ

Belediye Kanunu değişikliği yerel yönetim reformlarının bir parçasıdır. Bunların önemli bir kısmı yönetim ve denetime aittir. Belediyeler doğrudan demokrasiye en yakın kurumlardır. Belediye organlarının kararları da, o yöre halkı ile iç içe alınmaktadır. Dolayısıyla belediye meclislerinin, idari, mali ve hukuki tüm işlemleri en kısa zaman içinde görülebilmektedir. Belediye meclislerinin kararlarını aldıktan sonra gerek beleye başkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesi, gerekse yürürlüğe girmek için mülki amire gönderilmesi ve gerekse de yargı yolu ile denetimi tabi tutulması, çalışma etkinliğinin artırılmasına yol açar. Ancak, asıl olan geleceğe yönelikte denetim yapabilmektir. Tüm denetim çeşitlerinde bunu uygulayabilmek mümkündür. Özellikle kamuoyu denetimini meclisin çalışması anında devreye sokmak gerekir. Böyle uygulama yapıldığı takdirde belediyelerin kurumsallaşmasının bir ayağı olan şeffaflık ve katılım sağlanmış olur. Yeni bir hamle olarak belediye meclis salonlarının halkın hukuken ve fiilin katılımına fırsat verecek tarzda yapımı sağlanmalıdır. Belediye meclis üyelerinin kendi mesleklerini icra eden kişiler olmaktan ziyade kent yönetiminde aktif çalışan kişiler olduklarının hatırlatıldıkları bir kamuoyu denetimin sağlandığı bir yerel demokrasi içinde olunmalıdır. Bunun içinde herkese görev düşmektedir. Eleştiri en kolay ve sonuçsuz bir tepkidir. Bunun yerine yapıcı, geleceğe yön verici olmak gerekir. Unutulmamalıdır ki, nasıl yaşıyorsak öyle idare ediliyoruz demektir. Öyleyse şehrimizden memnunsak, memnuniyetimizi, memnun değilsek uygun görmediklerimizi mevzuat çerçevesinde kamuoyuna dönüşecek şekilde duyurabilmeliyiz. Çünkü bazı memnuniyetler bazı kesimlere memnuniyetsizlik olarak yansıyabilir. Onun için memnuniyet derecesinin anlaşılması içinde bunların duyurulması ve kamuoyuna dönüşmesi gerekir.

YARARLANILAN KAYNAKLAR

ALTUN, M./ KULUÇLU, E., “Doktrin ve Mevzuat Işığında Kamuoyu Denetimine Genel Bir Bakış”, Sayıştay Dergisi, Ocak-Mart 2005, S. 56, s. 23-51

ERYILMAZ, B., “5272 Sayılı Belediye Kanunu ve 1580 Sayılı Eski Belediye Kanununda Yer Alan Belediye Meclisi İle İlgili Düzenlemelerin Karşılaştırılması”, Yerel Yönetim ve Denetim Dergisi, S. 2, Şubat 2005, s. 20-29

GÖZÜBÜYÜK, A.Ş/ TAN, T., İdare Hukuku, Ankara, 1998

KAYA, E., Belediyelerde Toplam Kalite Yönetimi ve ISO 9001 Belgesi, İlke Yayınları, İstanbul, 2003

ÖNDER, M.F. “Belediye Mevzuatında Öngörülen Denetim Yollarına Kısa Bir Bakış”, Yerel Siyaset Dergisi, S. 4, Nisan 2006, s. 14-16.

ŞENTÜRK, H., Belediyeler İçin Performans Yönetim Rehberi, www.pendik.bel.tr/documents/custom/PERPO...

TAĞMA, K., Siyasi Sistemler, Yönetim ve Modelleri ve Türkiye, İstanbul, 2002

TÜRKÖNE, M., Siyaset, Ankara, 2003
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
BELEDİYE MECLİSİ'NDE KAMUOYUNUN ETKİ GÜCÜ
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
MİLLİ BİRLİK HAREKETİ :: İlk kategoriniz :: KENTSEL YAŞAM-YEREL YÖNETİMLER-
Buraya geçin: