MİLLİ BİRLİK HAREKETİ

Korku ve baskıyla gündem saptırılarak ülkemizin gerçek sorunlarının gözardı edilmesine gözyummadan milli birlik ve beraberlik içinde vatanına, milletine, dini ve milli değerlerine, cumhuriyetine korkmadan sahip çıkmak isteyen onurlu TÜRK insanının sesidir
 
AnasayfaKapıTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 YEREL SİYASET VE YÖNETİMDE SİYASAL HASTALIKLAR

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
serdar33
forum assubayı
forum assubayı


Mesaj Sayısı : 199
Kayıt tarihi : 13/02/09

MesajKonu: YEREL SİYASET VE YÖNETİMDE SİYASAL HASTALIKLAR   Paz Şub. 15, 2009 12:13 am

Akif ÇARKÇI



‘Sultanın tacı iffeti, kalesi adaleti,

silahı dengeli oluşu, malı halkıdır.’

Muhammed Bin Turtuşi/‘Sirac’ül Müluk’



‘’Eğer ne tür davranışları destekleyip neyi dizginlemeye çalıştığımıza dair bir açıklık veya görüş birliği yoksa, kamu kuruluşlarında güçlü bir etik kültür oluşturmayı bekleyemeyiz. Neyin doğru olduğunda anlaşamıyorsak onu yapmamız da son derece güçtür. ‘’ Langford



Toplum arasında kullanılan en yaygın klişelerden biri, ‘Şu hırsızlar, yolsuzlar olmasaydı bu devlet bu hale gelmezdi’ cümlesidir. Kahvehane sohbetlerinden ev ziyaretlerine kadar, zaman zaman birçok toplantıda hatta siyasi parti merkezlerinde bile konuşulan konu, siyaset ve bürokrasi adamlarının ‘neyi ne kadar götürdüğü’ ile ilgilidir. Mesnetli ya da mesnetsiz tüm bu konuşulanlar aklımıza ‘ateş olmayan yerden duman çıkmaz ‘ atasözünü getirmektedir. Ne yazık ki bu söz bize kimi kurum ve kuruluşlarda özellikle de yerel nitelikli hizmet veren idari kuruluşlarda siyasal ve kamusal etiğe uygun olmayan davranış biçimlerinin hemen hemen her kademede var olduğu gerçeğini hatırlatıp durmaktadır. Bununla birlikte yerel siyasi organizasyonlarda da kimi zaman benzer hadiselere rastlanmaktadır.

Küresel ölçekte yolsuzlukla mücadele misyonunu üstlenmiş, hükümetler dışı kuruluş Transparency International, 1996 tarihli kaynak kitabında yolsuzluğu "siyasetçi ya da devlet memuru olsun, kamu görevi yapan kişilerin, kendilerine emanet edilmiş kamusal yetkiyi kötüye kullanarak kendilerini ya da kendilerine yakın olan kişileri yasadışı biçimde zenginleştirmeleri" olarak tanımlamıştır. Dünya Bankası’nın "yolsuzluk" tanımı da genel olarak "kamu görevinin özel kazanç sağlamak için kötüye kullanılması" biçimindedir.(1)

Genel olarak etik dışı davranışların belli başlı kaynakları bulunmaktadır. Bunları ana hatları ile "Tarihten gelen nedenler", "Kültürel yapıdan gelen nedenler" "Siyasal yapıdan gelen nedenler" "Ekonomik yapıdan gelen nedenler", "Hukuksal yapıdan gelen nedenler" "Bürokratik yapıdan gelen nedenler" "Toplumsal yapıdan gelen nedenler", olarak sınıflandırmak mümkündür, ancak bu nedenlere ayrıntılarına girmeksizin, konunun muhtelif yerlerinde atıfta bulunmak daha uygun olacaktır.

Özellikle yerel yönetim düzeyinde ortaya çıkan siyasal ve kamusal hastalıkların temelinde eğitimsizliğin revaçta oluşu, şeffaflığın ve hesap verilebilirliğin, saydamlığın, etkin denetimin, etkili yasaların olmayışı yatmaktadır. Ayrıca ne üzücüdür ki az da olsa kimi kurumların başındaki yöneticilerin ‘balık baştan kokar’ cümlesini haklı çıkaracak tavırları da bu tip etik dışı hadiselerin yaşanmasına sebebiyet vermektedir. Bu tip davranışların önüne etkili bir yönetsel ve siyasal liderlikle geçmek mümkün olabilir kanaatindeyim. Öte yandan caydırıcı cezalar ve eğitim de birer önleme tedbiri olarak gündeme alınabilir.

Toplumun sahip olduğu inanç, gelenek vb değerlerin yanında kanuni düzenlemeler ve uluslararası bağlayıcı belgeler siyaset ve yönetimde etik değerlerin ne olduğunu, hangi davranış biçimlerinin ahlaki ve yasal olduğunu tanımlamakta/belirlemektedir. ‘Günümüzde uluslar arası alanda genel olarak kabul görmüş etik davranış ilkeleri şunlardır: tarafsızlık, hukukilik, dürüstlük, bütünlük, liyakat, nesnellik, sadakat, saydamlık, hesap verebilirlik, profesyonellik, eşitlik, süreklilik, saygınlık ve güvendir.’(2) Ancak her toplumun yukarıda ifade edilen inanç, gelenek ve değerlerine göre oluşmuş yazılı ve yazılı olmayan ahlaki normları bulunmaktadır. Burada sayılan etik değerlere karşı etik dışı olarak kabul edilen, yönetsel ve siyasal hayatımızı kirleten, yozlaştıran tersi davranışların ne olduğunu irdelemek, kamusal ve siyasal hayatımızın selameti açısından her zaman gerekli bir yaklaşım olsa gerektir. İrdelemek yetmez belki de her birini doğru tanımlayarak bu konuda bir önleyici bilincin oluşturulması gerekecektir.

Tamamını ayrıntısı ile ele almak mümkün olmasa bile en önemlilerini inceleyeceğimiz belli başlı kamusal ve siyasal hastalıklara hep beraber göz atalım.

Rüşvet: Türk Ceza Kanunu’nun 252.maddesinin 3.fıkrasında rüşvet şöyle tanımlanmaktadır: Rüşvet, ‘bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır.’ Yine aynı maddenin 1.fıkrasında rüşvetin cezası da; ‘Rüşvet alan kamu görevlisi, dört yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Rüşvet veren kişi de kamu görevlisi gibi cezalandırılır’ şeklinde tanımlanmıştır. Şüphesiz rüşvet kamu idarelerinin çalışma sistemini bozan, haksız kazanca ve hizmette ayrımcılığa sebebiyet veren bir uygulama olarak ancak eğitim ve duyarlılık oluşturma ile önüne geçilebilecek bir hastalıktır. Aksi halde sadece kanunlar ve bu kanunlardaki cezalar başlı başına caydırıcı değildir. C.Can Aktan bu hastalığın nedenlerini şöyle sıralamaktadır: ‘Kamu kurum ve kuruluşlarında bürokrasi ve kırtasiyeciliğin yaygın olması,Kamu görevlilerinin maaş ve ücretlerinin çok düşük olması,İhale mevzuatının şeffaf olmaması,Devlet teşviklerinin dağıtımında ilkelerin iyi tespit edilmemiş olması,Kamu görevlilerinin işe alınmasında liyakatin değil, kayırmacılığın hakim olması,Hukuk sisteminde boşlukların bulunması, kural ve kurumların iyi düzenlenmemiş olması,Denetimde yetersizlikler’(3)

İrtikap: İrtikap; ‘Kamu görevlisinin görev ve yetkisini kötüye kullanmak suretiyle muhatap olduğu kişi ve kuruluş temsilcilerini zorlayarak bir maddi ya da maddi olmayan menfaat temin etmesidir’(3).TCK İrtikap suçunu madde 250’de şöyle anlatmaktadır:‘Görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar eden kamu görevlisi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.Görevinin sağladığı güveni kötüye kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği hileli davranışlarla, kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi ikna eden kamu görevlisi, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.’ İrtikapın açık, kapalı ve dolaylı olmak üzere üç çeşidi bulunmaktadır.

Zimmet: Bir memurun kendisine emanet edilen ya da görevi gereği koruması gereken para, senet ya da kıymetli malları kendisine mal etmesi haline zimmet denmektedir. TCK’da zimmet şöyle karşılık bulur: ‘Görevi nedeniyle zilyedliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçiren kamu görevlisi, beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Zimmetin nitelikli olanına ihtilas denmektedir. Diğer bir deyişle zimmetin hileli olanı da ihtilasdır.

İhaleye Fesat Karıştırma: Aktan’a göre:‘Kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan alım, satım, yapım vesaire işlerde kamu görevlilerinin özel kişi ve kuruluşlarla işbirliği yaparak ihaleye fesat karıştırarak bu kişi ve kuruluşlara ve aynı zamanda kendilerine bir menfaat temin etmeleridir’ (4) TCK’ da bu hastalık şöyle karşılık bulur: Kamu kurum veya kuruluşları adına yapılan mal veya hizmet alım veya satımlarına ya da kiralamalara ilişkin ihalelere fesat karıştıran kişi, beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.’ Yine TCK’na göre Aşağıdaki hâllerde ihaleye fesat karıştırılmış sayılır:(a) Hileli davranışlarla; (1). İhaleye katılma yeterliğine veya koşullarına sahip olan kişilerin ihaleye veya ihale sürecindeki işlemlere katılmalarını engellemek,(2). İhaleye katılma yeterliğine veya koşullarına sahip olmayan kişilerin ihaleye katılmasını sağlamak, (3). Teklif edilen malları, şartnamesinde belirtilen niteliklere sahip olduğu hâlde, sahip olmadığından bahisle değerlendirme dışı bırakmak,(4). Teklif edilen malları, şartnamesinde belirtilen niteliklere sahip olmadığı hâlde, sahip olduğundan bahisle değerlendirmeye almak.(b) Tekliflerle ilgili olup da ihale mevzuatına veya şartnamelere göre gizli tutulması gereken bilgilere başkalarının ulaşmasını sağlamak. (c) Cebir veya tehdit kullanmak suretiyle ya da hukuka aykırı diğer davranışlarla, ihaleye katılma yeterliğine veya koşullarına sahip olan kişilerin ihaleye, ihale sürecindeki işlemlere katılmalarını engellemek.(d) İhaleye katılmak isteyen veya katılan kişilerin ihale şartlarını ve özellikle fiyatı etkilemek için aralarında açık veya gizli anlaşma yapmaları.

İhalelerde Aracılık: Bu durumu bir kamu görevlisinin kendisi ve karşı taraf için menfaat temin edecek şekilde kurumunda yapılan ihalelerde aracılık yapması olarak tanımlamak mümkündür. Genel olarak devlet ihalelerinin yoğun olduğu kurumlara mahsus bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Ağır ve caydırıcı cezaların olmayışı ve etik eğitimin yetersizliği bu duruma sebebiyet verebilmektedir.

Satınalma ve Hizmet İfasında Çıkar Temin Etmek: Kamu görevlileri bulundukları kurumun satınalma işlemlerinde satan taraftan menfaat temin edebilmektedir.TCK’nunda bu durumun yer buluşu şu şekildedir: Kamu kurum veya kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, bunların iştirakiyle kurulmuş şirketler, bunların bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar, kamu yararına çalışan dernekler ya da kooperatiflere karşı taahhüt altına girilen edimin ifasına fesat karıştıran kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Aşağıdaki fiillerin hileli olarak yapılması hâlinde, edimin ifasına fesat karıştırılmış sayılır: a) İhale kararında veya sözleşmede evsafı belirtilen maldan başka bir malın teslim veya kabul edilmesi. b) İhale kararında veya sözleşmede belirtilen miktardan eksik malın teslim veya kabul edilmesi.c) Edimin ihale kararında veya sözleşmede belirtilen sürede ifa edilmemesine rağmen, süresinde ifa edilmiş gibi kabul edilmesi.d) Yapım ihalelerinde eserin veya kullanılan malzemenin şartname veya sözleşmesinde belirlenen şartlara, miktar veya niteliklere uygun olmamasına rağmen kabul edilmesi.e) Hizmet niteliğindeki edimin, ihale kararında veya sözleşmede belirtilen şartlara göre verilmemesine veya eksik verilmesine rağmen verilmiş gibi kabul edilmesi. (3) Edimin ifasına fesat karıştırma dolayısıyla menfaat temin eden görevli kişiler, ayrıca bu nedenle ilgili suç hükmüne göre cezalandırılırlar

Belgelerde Sahtekarlık: TCK Madde 204 bu konuda;’Bir resmî belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmî belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmî bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmî belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(3) Resmî belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması hâlinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır’ demektedir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
serdar33
forum assubayı
forum assubayı


Mesaj Sayısı : 199
Kayıt tarihi : 13/02/09

MesajKonu: Geri: YEREL SİYASET VE YÖNETİMDE SİYASAL HASTALIKLAR   Paz Şub. 15, 2009 12:13 am

Görev ve Yetkide Suistimal: Kamu görevlilerinin makamın ve yetkinin verdiği otorite ve gücü kötüye kullanarak menfaat temin etmeleri ya da görev veya hizmeti akamete uğratmaları durumu olarak tanımlayabileceğimiz bu suç yine TCK’da düzenlenmiştir. 257.maddede ‘Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır’ denilmektedir.

Patronaj: Aktan’ın tanımında patronaj:’Siyasal partilerin iktidara geldikten sonra kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan “üst düzey bürokratları” görevden almaları ve bu görevlere akrabalarını, eş-dostlarını ve partililerini atamalarına “patronaj” adı verilmektedir.’ (5) Patronaj ilişkilerinin tarihi Türkiye’de aslında yeni değildir. Cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana gerek genel gerekse yerel siyasette etkin olan bu tutumun ana aktörleri arasında iş dünyası, kamudaki yüksek bürokratlar ve yerel-genel siyasetçiler vardır. Menfaat temini ve çıkar ilişkileri düzeyinde gündeme gelen bu tutum ahlaki yozlaşmanın bir önemli çeşididir.

Hizmet Kayırmacılığı: Yerel ve genel iktidar odaklarının bir sonraki seçimlerde tekrar yönetimde olmak maksadıyla bütçelerinden yaptıkları tahsisleri en çok oyu alabilecekleri şekilde belirli bölgelere kanalize etmelerine “hizmet kayırmacılığı” denilmektedir. Kimi zaman hükümet düzeyinde kimi zaman da iktidar milletvekilleri ve bakanların daha çok oy almak amacı ile başvurdukları bu yöntem yerel düzeyde bir belediyenin en az oy aldığı ya da alacağı yerlere daha az hizmet etmesi şeklinde ortaya çıkabilmektedir.

Nepotizm ve Kronizm: Halk lisanında torpil olarak karşılığını bulan nepotizm bir kamu yönetici ya da görevlisinin kendi akrabalarını değişik makam yada görevlere yerleştirmesi iken, kronizm ise kamu idareci yada görevlisinin kendi arkadaşlarını dostlarını terfii ettirmeleri, çeşitli yerlere atamalarıdır. Tabi bu iki uygulamada öne çıkan unsur bazı ayrıcalıklardan yararlandırmadır. (gerek mali gerekse manevi:lojman,ek ödeme, terfii vb)

Suvasyon: Yerel ve genel iktidarların seçim öncesinde kendilerine maddi manevi destek sağlayanlara iktidar olduktan sonra gerek maddi gerekse makam tahsisi gibi yollarla bazı ayrıcalıklar tanımasıdır. Genel olarak bu uygulamanın en çok eleştirilen yönü liyakat esaslarına özellikle atamalarda uyulmamasıdır. Bu uygulama gönül yapmaya dayalı olarak, yine ihalelerde fırsat eşitliğinin sağlanmaması olarak da karşımıza çıkabilmektedir. Pratik hayatta doğal siyasetin koşulları gereği gündeme gelen bu gönül yapma çeşitleri zamanla ileri safhalara varabilmekte ana görevlerinden biri kaynak ve değer dağıtma olan siyaseti hırpalamakta, siyasetin imajını yerelde ve genelde zedelemektedir.

Aşırı Vaatte Bulunma: Özellikle seçim dönemlerinde siyasetçilerin yapamayacakları işlerin sözünü vermeleri, teslim alacakları yönetimin kaynaklarını da aşan vaatlerde bulunmaları ve bu yolla oy toplamaları durumudur. Politikacıların bu hastalığı ne yazık ki, özellikle yerel düzeyde yıllarca devam etmiştir. Bir belde belediye başkan adayının yerel seçimlerde, mümkün olmadığı halde 300 bin kişilik stadyum sözü vermesi gibi.

Hizmetsiz Memuriyetlik: Bir kamu görevlisinin çalıştığı kurumun resmi personeli olduğu ve maaş aldığı halde fiilen işinin başında bulunmaması durumudur. Genelde bankamatik memuru olarak tanımlanan bu kimseler işlerine gelmemekte ama olmayan hizmetlerinden dolayı maaş alabilmektedirler. Özellikle genel hükümet düzeyinde müşavirlik kadrolarında bu duruma ağırlıklı olarak rastlanır. Yerel ölçekte bu çeşit hastalık yok denecek kadar azdır. Kimi hükümetler döneminde yok denecek kadar az olduğu, kimi dönemlerde ise bir başbakanın bile 80 tane bankamatik memuru danışmanı olduğu bilinen bir gerçektir.

Logrolling (Negatif Oy Ticareti):’Negatif oy ticareti, yasama organında partilerin kendi çıkarlarına yönelik yasa tekliflerini ve kararları karşılıklı anlaşarak desteklemeleridir. Oy ticareti, her zaman olumsuz olarak kabul edilebilecek bir teknik değildir. Bazen, kamu çıkarına uygun konularda partilerin diyalog ve uzlaşma yoluyla birbirlerini desteklemeleri sözkonusu olabilir. Buna “pozitif oy ticareti” adı verilir. Bununla birlikte iktidar partisi ile muhalefet partileri kamu çıkarına ve siyasi ahlaka uygun olmayan bazı konularda da karşılıklı ödünler vererek kendi çıkarlarına yönelik kararlar alınması için oy kullanabilirler. Bu ikinci tür ise “negatif oy ticareti” olarak adlandırılır. Oy ticareti için bazı örnekler:

İktidar partisi ile muhalefet partilerinin milletvekili maaş ve emeklilik ikramiyelerinin artırılması konusunda uzlaşmaları ve mevcut yasa teklifini onaylamaları,

İktidar partisi ile muhalefet partileri hakkında açılmış olan yolsuzluk soruşturmalarının yasama organında karşılıklı olarak aklanması vs.’(6)

Seçim Sahtekarlığı: Yerel ve genel seçimler sırasında oy çalmaktan sandık imha etmeye kadar yapılan her türlü usulsüzlük ve yasadışı uygulama seçim sahtekarlığı olarak tarif edilebilir. Seçimlerde yeterli düzeyde sandık müşahidinin bulunmaması ve kritik olan bölgelerde birkaç, birkaç yüz ya da birkaç bin oyun ciddi anlam kazandığı durumlarda ortaya çıktığı görülmektedir. Hakkaniyet ölçülerinin kalktığı bu durum seçimin selametine de gölge düşürmektedir. Öte yandan seçim sandıkta kazanılır deyişinden yola çıkılarak belki de siyasi partilerin sandıklara daha çok sahip çıkması müşahit bulundurma konusunda hassas davranmaları ile önü alınabileceği gibi eğitim düzeyinin artması da belki uzun vadede bir çözüm olarak karşımıza çıkacaktır.

Örtbas: Kamu kurum ve kuruluşlarında vuku bulan kanunsuz ve ahlak dışı uygulamaların gerek belgelerde tahrifat gerekse diğer yollarla ‘üstünün örtülmesi’ durumudur. Bu davranış biçimi zamanla yolsuzluğun artmasına, alışkanlık haline gelmesine, ifşa edilmeyişinden dolayı normalleşmesine sebebiyet vermekte, gerek toplumu gerekse kurumların kendilerini zora sokmaktadır. Halbuki cezalandırılmayan bu tip davranışlar daha sonra daha büyük fecaatlere sebebiyet vermektedir.

Negatif Politik Reklam: Seçim dönemlerinde yerel ve ulusal adayların birbirlerini tek ya da çift taraflı karalamaları, asılsız haber ve yorumlarla birbirlerini yıpratmaları olarak tarif edilebilecek bu durum kimi zaman ironik boyutlara varmakta kimi zaman da siyasi cinayetlere sebebiyet verebilmektedir. Örneğin yerel seçimlerde bir beldede birbirini çok iyi tanıyan ve belki de komşuluk, akrabalık ilişkileri olan adaylar bile birbirlerine çamur atabilmektedir. Siyasal trajediye dönüşen bu durum Türk Sineması için yıllarca iyi bir malzeme olmuştur.

Oy Satın Alma: Genel olarak ulusal yasama organlarında tekliflerin yasalaşması aşamasında diğer parti mensubu milletvekillerine sağlanan nakdi ve ayni menfaatler olarak tanımlanabilecek bu hastalık çeşidi ne yazık ki belli dönemlerde alışkanlık haline gelmiştir. Bunun bir adım ötesi parayla milletvekili transferidir ki bu durum siyaseti anormalleştirmekte, demokratik değerlere zarar vermektedir. Milli iradeye olan saygısızlık ise işin başka bir yönünü oluşturmaktadır.Özellikle bilinçli seçmenler bir fikriyatı savunması sebebiyle oy verdiği adayın karşı fikriyatta bir partiye geçişine nasıl tahammül edebilecektir ?

Yukarıda sayılanlar dışında tarifi mümkün olan bir çok etik dışı uygulama ve durumdan söz edilebilir. Bunlar ‘mafya ve çetelerle işbirliği’, ‘partilere usulsüz bağış toplama’, ‘lider diktası’, ‘yalan’ vb’dir. Her ne şekilde olursa olsun sayılan tüm davranış biçimleri toplumsal vicdanı yaralamakta, ülke kaynaklarını israf etmekte, siyasete, kamu yönetimine ve adalete olan güveni azaltmakta, devlet müesseseleri verimli çalışamamakta, yerel yönetici ve idarelere olan güven azalmakta, yönetime ve seçimlere katılım negatif boyutlara ulaşmakta, her şeyden önemlisi ülke uluslar arası raporlara konu olarak memleketin uluslar arası arenadaki imajı zedelenmekte, bundan dolayı dış yatırımcı tercihini başka bir yönde kullanmakta, ulus üstü yapılar ulusal kimliği zedeleyecek biçimde değer ve norm dayatmaktadır.

‘Uluslar arası Saydamlık Örgütü, yayınladığı 2005 Küresel Yolsuzluk Raporu’nun Türkiye ile ilgili bölümünde, inşaat sektöründeki yolsuzluklar ve depreme geniş yer vermiştir. Örgüt, son yıllarda Türkiye’de yolsuzluk alanında yapılan çalışmaları genel olarak, ‘eksik ve amaçsız’ olarak tanımlamaktadır. Örneğin 5176 Sayılı Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulması Hakkında Kanun için “amaçları, tanımları ve kılavuz ilkeleri ortaya koymakta eksik kalınmıştır” denilmektedir.Ayrıca kanunun kapsamı içinde başbakan, milletvekilleri ve bakanların olmaması da eleştirilmektedir.’(7)

Günümüzde yolsuzlukla mücadele çerçevesinde üzerinde en çok durulan önerilerden bazıları şunlardır: devletin ekonomiye karışmasının sınırlandırılması ve ağırlığının azaltılması; siyasal istikrarın sağlanması, kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması, yürütmeden bağımsıza denetim organlarının oluşturulması, yargı etkinliğinin sağlanması, özgür basın ve sivil toplum örgütlenmesi, güçlü muhalefet partisinin varlığı.(Cool

Yine bir çözüm paketi olarak; eğitim sistemi revize edilmeli-etik eğitimine önem verilmeli, yasal altyapı güçlendirilmeli haksızlık ve yolsuzluk yapanlar ağır biçimde cezalandırılmalı, kamuda etik değerlerin adı konulmalı neyin doğru neyin yanlış olduğu doğru tarif edilmeli, siyasi partilerle ve kamu idareleri ile ilgili yasalar revize edilmelidir. İsmi, her ne şekilde olursa olsun, yolsuzluğa bulaşmış ve yasal olarak da suçu kesinleşmiş olan kimselere siyasette ve kamu yönetiminde bir daha görev verilmemeli, kamu idaresinde açıklık, şeffaflık, hesap verebilirlik ve adalet ilkelerini pratize edecek tüm araçlar tesis edilmelidir. Belki bunların da ötesinde daha katılımcı ve daha hesap verebilir yönetimler için, yukarıda ifade edildiği gibi siyasette ve kamu yönetiminde köklü reformlar bile yapılması gerekebilecektir.



Dipnotlar

1-Kamu oyu gözüyle kamuda yolsuzluk, Mehmet Aközer,( http://www.tusiad.org/yayin/gorus/57/6.pdf)

2-Devlette Etikten Etik Devlete: Kamu Yönetiminde Etik 1, TÜSİAD, Kasım 2005, İstanbul, Shf: 22

3-http://www.canaktan.org/din-ahlak/ahlak/siyasal-hastaliklar/rusvet.htm

4-http://www.canaktan.org/din-ahlak/ahlak/siyasal-hastaliklar/irtikap.htm

5-http://www.canaktan.org/din-ahlak/ahlak/siyasal-hastaliklar/patronaj.htm

6-http://www.canaktan.org/din-ahlak/ahlak/siyasal-hastaliklar/negatif-oyticaret.htm

7-Devlette Etikten Etik Devlete: Kamu Yönetiminde Etik 1 TÜSİAD, Kasım 2005, İstanbul, Shf: 227

8-Kamu Yönetimi Sözlüğü, Ö. Bozkurt, T.Ergun, S. Sezen, TODAİE, Ankara, 1998, Shf: 264



Genel Kaynakça:

1-Türk Ceza Kanunu: http://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k5237.html

2-Yerel Yönetimler Reformu ve Belediyelerde Yeniden Yapılanma,Erol Kaya,İlke Yayıncılık, İstanbul,2003

3-Sırac’ul Müluk, Muhammed B. Turtuşi, İnsan Yayınları,İstanbul,1991(makale başı özlü söz)

4- http://www.kongar.org/makaleler/mak_kam.php

5-Türkiye’de Yolsuzluğun Nedenleri ve Önlenmesine İlişkin Öneriler, F. Adaman, A.Çarkoğlu, B.Şenatalar, TESEV Yayınları, İstanbul, 2003

6-http://www.tbmm.gov.tr/komisyon/yolsuzluk_arastirma/kaynaklar/Kisim_1.pdf
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
YEREL SİYASET VE YÖNETİMDE SİYASAL HASTALIKLAR
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
MİLLİ BİRLİK HAREKETİ :: İlk kategoriniz :: KENTSEL YAŞAM-YEREL YÖNETİMLER-
Buraya geçin: